| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Google
 

BENtek

Dünyada başarı kazanmanın iki yolu vardır: Kendi aklından faydalanmak, başkalarının akılsızlığından faydalanmak. BRUYERE

26 "teknoloji" etiketi kullanan gönderi (sayfa 2)"teknoloji" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Centrino Nedir?

İnsanların bir çoğu centrinoyu dizüstü bilgisayarlarında kullandıkları işlemci olarak biliyorlar. Genel olarak Centrino kavramı bu şekilde bilinmekte. Tamamen yanlış olmasada bu bilgiye eksik bilgi diyebiliriz. Peki Centrino nedir?

Intel Centrino ismini öyle güzel ön plana çıkarttı ki, bir anda dizüstü bilgisayar piyasasında centrino ismi kasıp kavurmaya başladı, ancak eksik bilinerek. Intel’in 2003 yılında görücüye çıkarttığı centrino bir işlemci değil aslında bir platformun ismi.

Bu platformda ise 3 yapı bulunmakta:
- İşlemci
- Yonga seti
- Kablosuz ağ adaptörü
Kısaca dizüstü bilgisayarınızın centrino platformunda olması için bu 3 bileşenin de makinenizde mevcut olması gerekmekte.
Centrino ilk çıktığı günden bu güne kadar çok yol kat etti. 2003 yılında piyasaya sunulan centrino platformunda temelleri Pentium3′e dayanan Banias kod adlı Pentium M işlemci, Intel’in dizüstü bilgisayarlar için hazırladığı yonga seti olan 855 serisinden bir yonga seti ve yine Intel PRO/Wireless 2100 ya da 2200 tipinde bir kablosuz ağ adaptörü mevcuttu. Banias 1 MB tampon belleğe ve 130 nm.(nanometre) üretim teknolojisine sahipti.
Centrino günümüze kadar her sene kendini yenileyerek geldi. İlk güncelleme 2004 yılının ortalarında oldu. Burada değişen tek bileşen işlemci oldu. Pentium M’nin yeni teknolojisi 90 nanometreye çekildi ve tampon bellek 2 MB’ye çıkartıldı. Artık bu yeni işlemcinin kod adı Dothan’dı. Dathon çok başarılı bir sıçrama oldu ve neredeyse masaüstü sistemlerle performans açısından yarışacak seviyeye geldiler.
İkinci güncelleme 2005′in başında oldu. Artık yeni platformun ismi Güncel Teknoloji HaberleriSonoma olmuştu. Bu büyük ölçekli bir güncellemeydi zira hem işlemci veriyolu hızı 400 MHz’den 533 MHz’ye yükseltilmiş, hem de kullanılan yonga seti 855′ten 915 serisine geçilmişti. Ayırca bu platformla beraber ilk defa dizüstü bilgisayarlarda DDR2 bellek kullanılıyordu. DDR2 bellekler 2.5 volt ile çalışan DDR belleklerden daha az gerilim çekerek -1.8 volt- pil ömrüne ciddi katkılar sağlıyordu. Şu anda piyasada bulunan bir çok dizüstü Sonoma platformundadır.
Yeni platform
2006 yılında ise çok daha büyük bir sıçrama oldu. Platform tüm bileşenlerini değiştirerek yeni bir isim aldı; Napa. Aynı zamanda yıllardır değişmeden kalan Centrino ismi de artık değişiyor ve ikiye ayrılıyor; Centrino Duo ve Centrino Solo.
Artık yeni kullanılan işlemciler Pentium M değil, bunun yerine kullanılan işlemci Core ismini taşımakta. İşlemcinin tek çekirdekli tipine Core Solo, çift çekirdek taşıyanına ise Core Duo ismi verilmekte. Core işlemcisi 65 nanometre teknoloji ile üretilmekte. İşlemci çift çekirdekli olmasına rağmen taşıdığı uyku modu sayesinde (C4 Deeper Sleeper) öngörülenden daha az güç tüketmekte. Bu Dothan’dan bile daha düşük. Yeni işlemci 2 MB tampon belleğe sahip ve SSE2′ye ek olarak SSE3 komut setini de desteklemekte. Çift çekirdekli işlemcilerde bu tampon bellek ortak kullanılmakta. Çekirdeklerden biri gerek duyuyorsa tampon belleği istediği kadar kullanabiliyor, haliyle her çekirdeğin tampon belleği kendine özel ayrılmış değil. Ayrıca tek çekirdekli Coro Solo’da da 2 MB tampon bellek bulunmakta.
Yeni platform ne getiriyor?
Öncelike ilerde sıkça dizüstü bilgisayarlarda görmeye alışacağımız bu platform, bize performans olarak katkı sağlayacak. Bu performans artışına rağmen daha az güç tüketiliyor ve pil ömürleri artıyor. Sonuçta bilgisayarınızda iki işlemci olmasa da iki çekirdek taşıyan bir işlemciniz oluyor.
    

Dikkat! Nokia Marka Cep Telefonlarınız Saatli Bomba Olmasın...

Aralık 2005 - Kasım 2006 tarihleri arasında, Japonya'daki Matsushita Battery Industrial Co. Ltd. firması tarafından üretilen Nokia markalı BL-5C bataryalar nadiren de olsa, şarj edilirken kısa devre nedeniyle aşırı ısınmaya ve bataryanın patlamasına yol açabilmektedir... Nokia bu hatalı seriden bataryaya sahip olanların bataryalarını ücretsiz olarak değiştiriyor . Konuyla ilgili ayrıntılı bilgiler haberin devamında ...

Nokia, BL-5C bataryaların üretimi konusunda birden fazla tedarikçiden hizmet almaktadır ve bu tedarikçiler bugüne dek toplam 300 milyonu aşkın BL-5C batarya üretmiştir. Bu duyuru ise, sadece Matsushita firması tarafından Aralık 2005 – Kasım 2006 döneminde üretilmiş 46 milyon adet bataryayı kapsamaktadır. Dünya genelinde bu bataryalar için şu ana kadar yaklaşık 100 adet aşırı ısınma şikayeti bildirilirken, hiçbir ciddi yaralanma ya da maddi hasar söz konusu olmamıştır.

Duyuru kapsamındaki BL-5C bataryalarını kullananlara, sözü edilen yaklaşık 100 aşırı ısınma vakasının hepsinin şarj işlemi sırasında gerçekleştiğini özellikle belirtmek isteriz. Nokia’nın elindeki bilgilere göre bu durum, mobil cihazın şarj dışındaki diğer kullanım süreçlerini etkilememektedir. Dileyen kullanıcılarımız, bu açıklama kapsamındaki BL-5C bataryaların yer aldığı mobil cihazlarını şarj süresince takip edebilirler.

Matsushita tarafından belirtilen süre içinde üretilmiş BL-5C bataryalarda söz konusu ısınmanın nadiren görülmesine karşın, Nokia ve Matsushita, cep telefonlarında bu model bataryalar bulunan tüm Nokia kullanıcılarının bataryalarını dilerlerse ücretsiz olarak değiştirmektedir.

Bu açıklama kapsamına giren BL-5C bataryalar, aşağıda belirtilen Nokia model cep telefonlarında kullanılmış ya da aksesuar olarak ayrıca satılmıştır:


Nokia 1100, Nokia 1100c, Nokia 1101, Nokia 1108, Nokia 1110, Nokia 1112, Nokia 1255, Nokia 1315, Nokia 1600, Nokia 2112, Nokia 2118, Nokia 2255, Nokia 2272, Nokia 2275, Nokia 2300, Nokia 2300c, Nokia 2310, Nokia 2355, Nokia 2600, Nokia 2610, Nokia 2610b, Nokia 2626, Nokia 3100, Nokia 3105, Nokia 3120, Nokia 3125, Nokia 6030, Nokia 6085, Nokia 6086, Nokia 6108, Nokia 6175i, Nokia 6178i, Nokia 6230, Nokia 6230i, Nokia 6270, Nokia 6600, Nokia 6620, Nokia 6630, Nokia 6631, Nokia 6670, Nokia 6680, Nokia 6681, Nokia 6682, Nokia 6820, Nokia 6822, Nokia 7610, Nokia N70, Nokia N71, Nokia N72, Nokia N91, Nokia E50, Nokia E60

Bu açıklama, aşağıdaki aksesuarları da kapsamaktadır:

Nokia Kablosuz GPS Modülü LD-1W,
Nokia Kablosuz GPS Modülü LD-3W


Bataryanın ön yüzünde “Nokia” ve “BL-5C” yazısı bulunmaktadır. Arka yüzünde ise, üst tarafta Nokia logosu, alt tarafta da 26 karakterden oluşan batarya numarası yer almaktadır. Batarya numarası 26 karakterden oluşmuyorsa, bu açıklama kapsamında değerlendirilmeyecektir.


Kullandığınız bataryanın bu açıklamada sözü edilen ürünler arasında yer alıp almadığını öğrenmek için şunları yapmanız gerekmektedir: 

1) Mobil cihazınızı kapatın ve batarya modelini kontrol edin. Bataryanız BL-5C model değilse, bu açıklama kapsamına girmemektedir ve dolayısıyla yenilenmesine gerek yoktur. 

2) Bataryanızın modeli BL-5C ise, bataryayı mobil cihazınızdan çıkarın ve arkasındaki 26 karakterli batarya numarasını bulun. Bu numarayı, aşağıda belirtilen alana yazın. Bataryanızın değişim kapsamına girip girmediği size bildirilecektir.

Eğer bataryalarınız bu seriden ise , bataryanızın ücretsiz olarak adresinize gönderilmesi için buraya tıklayın ...

                         
Kaynak :http://www.teknoportal.gen.tr/haber_oku.asp?haber=621

Windows'unuzu Hızlandırın

Çok güçlü bir işlemciniz var ve bu işlemcinin beklediğiniz ve istediğiniz hızda çalışmadığından mı şikayetçisiniz? Ya da hard diskiniz 7200rpm ve büyük kapasiteli ama yükleme yaparken çok mu "cazırtı" yapıyor? Veya 128+MB RAM'e sahipsiniz ama tam anlamıyla kullanamadığınızı mı düşünüyorsunuz? O zaman sizlere önereceğim bir kaç etkili yöntem var; elbette ki bunların hepsini ben bulmadım, bu işle profesyonel bazda uğraşan kişilerce hazırlanmış ve sunulmuş yöntemler; bazıları da bu yöntemler içinden kendimce seçmeler yapıp modifiye ettiklerim; bazıları da en uygun seçimler...

Hemem işe koyulalım..! (NOT: Yazacağım tüm "" kullanılmış kelimelerde bunları dikkate almayınız!)

Bu adım için, sisteminizin bir PnP BIOS'a sahip olduğundan emin olun ("Bilgisayarım"a sağ tıklayın, özellikler -> aygıt yöneticisi -> sistem aygıtları altında PnP BIOS yazıyorsa öyledir)

Başlat menüsünden "Çalıştır" (Run) diyerek, satıra "regedit" yazın; çıkan menüde:

HKEY_LOCAL_MACHINE -> System -> CurrentControlSet -> Services -> VxD -> BIOS

(APM modu aktif olan bazı bilgisayarlarda W9x'in ACPI BIOS uzantıları bu anahtarı silebiliyor) anahtarlarından ilerleyin ve BIOS'a gelince, sağ tarafta bulunan boşluğa sağ düğmeyle tıklayıp "Yeni" seçerek "CPUPriority" isminde bir "DWORD Value" (değeri) oluşturun.
Oluşturduğunuz "CPUPriority" değerine çift tıklayın, "Decimal" düğmesini işaretleyerek yanındaki kutucuğa "1" yazın. Bu oluşum, program çalıştırırken sisteme CPU desteğini yüksek oranda sağladığından, bilgisayarda gözle görülür bir performans artışı sağlıyor! Bu oluşumu deaktif etmek için, oluşturdugunuz DWORD değerini silebilir, ya da "1" yazdığımız yere "3" yazabilirsiniz. Ayrıca "1" ve "3" dışında yazabileceğiniz "0" ve "2" değerleri var.
Sistemi tam anlamıyla MAXIMUM performansta, yani işlemcinizi limitlerinde kullanmak için "0" değerini girin, ancak bu değer donanıma tam ivme vereceğinden sistemde sorun ve hasarlara neden olabilir! Kullanırken dikkat edin!

Yukarıda anlattığım CPU desteği içindi; aşağıda anlatılanlar ise, yine aynı anahtar altında oluşturulacak:
"PCIConcur" çift tıklayıp, "Decimal" seçin "1" yazın
"FastDRAM" çift tıklayıp, "Decimal" seçin "1" yazın
"AGPConcur" çift tıklayıp, "Decimal" seçin "1" yazın (Ekran kartınız AGP değilse bu son satırı kullanmayın)

Yukarıdaki ayarlamalar, hedeflenen donanımın fazladan CPU kullanımı ile doğrudan anakart chipset'inden CPU'ya PCI, AGP ya da DRAM tabanlı giris/çıkış (I/O) transferlerini hızlandırır.
Değerlerin anlamları ise girilen numaralarla (değerler) ters orantılı olarak azalır:
0. Aktif tüm programlar CPU'dan maksimum destek alırlar (Use at your own risk
1. Aktif/Deaktif tüm programlar TSR'ler-DLL'lere göre CPU'dan yeterince destek alırlar
2. Aktif/Deaktif tüm programlar TSR'ler-DLL'lere göre CPU'dan az biraz destek alırlar
3. Çalışan herşey ama herşey eşit miktarda desteklenirler

Bunların dışında belirtilmiş bir oluşum ise; PnP BIOS olmaması durumu için; Yine yukarıdaki gibi,

HKEY_LOCAL_MACHINE -> System -> CurrentControlSet -> Control -> PriorityControl

adresine gidip (eğer yoksa Control anahtarına sağ tıklayıp "PriorityControl" isminde bir anahtar oluşturun) yine sağ tarafta boşluğa sağ tıklayıp DWORD değeri oluşturun ve çift tıklayıp girin, "Decimal" düğmesini işaretleyerek:

0. Tüm çalışan programlar (on-arka) için eşit destek
1. Ön plan programlar için daha fazla destek
2. Ön plan programlar için MAX destek

Tüm bunları yapınca göreceksiniz ki PC'niz hızlanacak, ancak dikkat! sistem kaynaklarında hızlı bir düşüş yaşanabilir (büyük ihtimal) ama yaşayacağınız hız karşısında tercih size kalmış.

Kaynak: http://www.internetdergisi.com/index.php?Part=Article&id=32

PC Sorunları & Çözümleri

Bilgisayarın sorunsuz çalışması kullanıcıların üzerindeki çalışma yükünü hiç süphesiz büyük ölçüde hafifletecektir. Ancak sistemi ne kadar çok yönlü kullanırsanız,bilgisayar başındaki saatleri cehennem azabına dönüştürebilecek irili ufaklı ama can sıkıcı problemlerle karşılaşma riskiniz de o kadar artar. Oysa uygun yazılımlar kullanılarak hemen her problemin üstesinden gelinebilir.


Sorunların pek azı donanım arızası kaynaklıdır ve bu yüzden de sistem ayarlarındaki birkaç basit değişiklikle ortadan kaldırılabilir. Slota tam oturmamış bir kartı sabitlemek veya sistemin başlatılması sırasında sürücü içinde unutulmuş boot özelliği taşımayan disketi çıkarmak bilgisayarı yeniden üretim amacına uygun hareket ettirmek için yeterli olabilir. Bilgisayarların, sahiplerine durmadan tatsız sürprizler hazırlayan aygıtlar olmaması gerektiğinden bu yazıda bilgisayarın açılması, Windows’un başlatılması ve sistem başında çalışma sırasında karşılaşılan sorunları çözme amaçlı bol miktarda öneri sunuyoruz.

1- PC'NİN AÇILIŞINDAKİ PROBLEMLER

Bilgisayarınız daha açma düğmesine bastığınız andan itibaren çalışmayı reddediyorsa bileşenlerin en az biri başlangıçtaki fonksiyon denetimini geçemiyor demektir. Bu durumda genellikle eksikliğin nerede olduğu bildirilemeyeceğinden, hatanın bulunması zorlaşır. Problem büyük ihtimalle önemsizdir ve kolaylıkla bertaraf edilebilir.

PC Hiçbir yaşam belirtisi göstermiyorsa...
Bilgisayar kasasının ön yüzündeki açma kapama şalterini kullandınız, ancak PC’den herhangi bir ses gelmiyor. Bu durum, elektriklendirme ile ilgili problemlere işaret eder ve çok sayıda nedeni akla getirir.

Çözüm1: Kasanın arka bölümündeki güç kablosu yerinden çıkmış olabilir. Bu kablonun doğru takıldığından emin olun. Bilgisayarın yerini değiştirdiyseniz güç kablosunun tamamen yerinden
çıkması ihtimali var.

Çözüm2: Ana güç kaynağı kapatılmış olabilir. Güç kablosunun, kasanın güç kaynağına bağlandığı noktada ana güç şalteri bulunur. Şalter "0" a işaret ediyorsa akım tamamen kesiktir. Şalterin hangi konumda durduğunu kontrol edin ve gerekirse "1" e getirin.
 

Çözüm3: Üzerinde kendi şalterini barındıran bir priz kullanıyorsanız bu ikinci şalteri kapatmış da olabilirsiniz. Sistem, elektriği prizden temin etmesi gerektiğinden başlatılamıyor olabilir.

Bilgisayarı açtığınızda bip sesleri geliyorsa...
Bilgisayarı açıyorsunuz, fan ve sabit disk(ler) çalışmaya başlıyor ancak PC speakerdan bip sesleri geliyor. Bip kodları sayesinde bu sayfalardaki BIOS hata sinyalleri tablosundan faydalanarak sistemin hangi sebeple başlatılamadığı öğrenilebilir. Benzer bir durumda kaldığınızda yapmanız gereken genelde bilgisayar kasasının vidalarını sökmek olacaktır. Kaygılanmayın! Sorunun kaynağının
yerinden çıkmış bir görüntü kartı veya anakartla yeterince temas etmeyen işlemci olma olasılığı yüksek.

Çözüm: BIOS hata sinyalleri tablosu vasıtasıyla önce problemi tanımlayın. Bilgisayarınız tablodaki durumlardan da farklı davranıyorsa tabloda yer almayan diğer kodların bulunduğu kullanım kılavuzuna bakmalısınız.

İşlemci: PC, bir işlemci hatasına işaret ettiğinde, çip anakart üzerine doğru yerleştirilememiştir. İşlemcinin türüne bağlı olarak iki farklı çözümden bahsedilebilir. Bilgisayarın elektrik bağlantısını kesin ve kasayı vidalarını sökerek açın. Daha sonra hangi türde işlemcinin takılı olduğunu kontrol edin.

Soket işlemciler: Yeni nesil işlemciler dörtgen bir soket üzerine oturuyor ve bir kol vasıtasıyla sabitleniyor. Kolu kaldırın ve işlemciyi aşağıya doğru hafifçe bastırın. Yerine oturduğuna inandığınızda da yeniden kolu indirin. Slot i.lemciler: Athlon- Pentium II / III işlemciler, tıpkı ekran kartları gibi slot adı verilen yuvalara oturtuluyorlar. İşlemciyi her iki taraftan da tutarak dikkatlice yerine bastırın. Kasanın vidalarını yeniden takın ve bilgisayarı başlatın.

Ekran Kartı: Bildirilen ekran kartıyla ilgili bir sorunsa, kartın bağlantılarının AGP slotuna yeterince temas etmemesi olasılığı söz konusu. Bilgisayarı kapadıktan sonra kasanın vidalarını sökün. Ekran kartının üzerine hafifçe bastırarak sorunun üstesinden gelebilirsiniz. Altın sarısı bağlantı noktalarının slotun içinde tamamen kaybolmasını sağlayın. Bir başka hata sebebi ekran kartının PC kasasına vidalanmamış olması. Bu kontrolü de yaptıktan sonra kasayı kapatıp bilgisayarı başlatabilirsiniz.

Bellek: Sorunun kaynağı bellek modülleriyse bilgisayarı kapatın ve kasanın vidalarını sökün. İşlemcinin yakınlarında konuşlandırılmış bellek modüllerinin her iki yanındaki kenetleri açın.
Modülleri yerlerinden çıkarın ve slota temas noktalarını temizledikten sonra yerlerine oturtun. Bellek modüllerini sabitleyip,kasa yı vidaladıktan sonra bilgisayarı yeniden başlatabilirsiniz.
Bilgisayar klavyeyi tanımıyorsa ne yapılması gerekir?
Bilgisayar başlatıldığında klavyenin takılı olmadığı yönünde bir hata mesajı veriyorsa klavye kablosunun gevşek takıldığı veya yerinde olmadığı düşünülebilir. Bilgisayarınız PS/2 ise kablolar karıştırılmış da olabilir.

Çözüm: Bilgisayarın arka yüzünde iki PS/2 girişi bulunur. Fare ve klavye kablolarının bu girişlere takılı olduğundan emin olun. PS/2 bağlantısının kötülüğü klavye ve fare girişlerinin birbirinin aynısı olması. Bilgisayar kasaları artık sözkonusu girişlerin yanında fare ve klavye sembolleri görülebilecek şekilde üretiliyorlar. Bu tarz bir kasaya sahipseniz kabloyu sembollerle gösterildiği şekilde takın. Kasada herhangi bir işaret yoksa klavyenin soldaki, farenin de sağdaki girişle kullanılması gerektiğini
hatırlatalım.

Monitöre görüntü gelmiyorsa ne yapılması gerekir?
PC’yi başlatın. Fan ve sabit disk(ler) çalışmaya başladıktan sonra ekran hala siyahsa veya "no sync" uyarısı alıyorsanız mönitör kablosu bilgisayara doğru şekilde bağlanmamış olabilir.


Çözüm: Monitör kablosunun kasanın kasanın arka yüzündeki ekran kartına hatasız bağlandığından emin olun. Kablo yerinden oynamış veya çıkmışsa hatayı düzeltin. En iyi çözüm kabloyu yerinden çıkarıp yeniden takmak ve her iki yanındaki vidaları kullanarak monitörü yerinden oynattığınızda yeniden
çıkmasını engellemek için sabitlemek.

2- PC DÜZGÜN BAŞLATILMIYORSA

Bilgisayara elektrik geliyor,monitör de sorunsuz çalışıyor ama Windows bir türlü başlatılamıyor. Bu durumda ekrana yansıyan hata mesajlarının yönlendirmesiyle hatanın kaynağı bulunabilir.

Sürücüde disket varsa ne yapılması gerekir?
"Non-System disk or disk error. Replace and strike any *** when ready" uyarısı alıyorsanız BIOS, sistemi A sürücüsündeki disketten başlatmayı deniyorsa ve sürücüdeki açılış disketi değilse bilgisayar bu hatayı verecektir.

Çözüm: Disketi sürücüden çıkarın ve klavyenin herhangi bir tuşuna tıklayın. Bilgisayarınız sabit diskten başlatılacaktır.
Bilgisayar sabitdiski tanımıyorsa Sürücüde hiç bir disket olmasa bile "operating system not found" uyarısıyla karşılaşıyorsanız sabit disk(ler)iniz BIOS’tan doğru tanıtılmamış olabilir.
Çözüm: Bilgisayarı başlattıktan hemen sonra Award-BIOS için Del,Phoenix-BIOS için F2’ye tıklayarak PC’nin konfigürasyon menüsü olarak tanımlanabilecek BIOS’a girin.
BIOS Features Setup (Award) veya Main (Phoenix) başlığının üzerine gelin. Tüm sabit diskleri Award BIOS için üst resimdeki gibi,Phoenix BIOS için ise IDE-Drive 1-4 ten Auto moduna getirin. Auto seçeneği bilgisayar her yeniden başlatıldığında sabit disklerin yeniden tanımlamasına yarar. Bu sayede hatalı ayarlamaların önüne geçilmiş olur. Award-BIOS’ta değişikliklerden sonra "Esc" tuşuna tıklayın ve Save & Exit Setup’ı seçin. "Y" tuşuyla seçiminizi onaylayın. Phoenix-BIOS’ta ise sağ üstteki Exit’ten Save Changes & Exit’i seçin. Auto modu sadece sabi diskleri tanımlamakla kalmaz CD-ROM sürücü ve DVD’leri de bulur.
Sabitdisk doğru bağlanmamışsa...
Az önceki ipuçlarının ikisi de beklenen başarıyı getirmese bile bu, sabit diskinizin bozuk olduğu anlamına gelmez. Kasanın iç kısmında, sabit diskin güç ve data kabloları yerlerinden çıkmış olabilir. Çözüm: Sorunun kaynağını bulmak için bilgisayarı kapatın ve vidalarını çıkararak kasayı açın Önce renkli kabloları biraraya getiren sabit disk güç kablosunun takılı olduğundan, daha sonra da geniş data kablosunun sabitdisk ve anakart üzerindeki uçlarının doğru bağlandığından emin olun. Kablo yerinden çıkmışsa hatanın kaynağını buldunuz demektir. Önerilerimizin hiçbiri sonuç getirmediyse sabit diskiniz bozuk demektir. Bu durumda geriye yeni bir sabit disk almaktan başka çare kalmıyor.

Disket sürücüsü bulunamuyorsa ne yapılması gerekir?
Disket sürücüsünün bulunamadığına dair bir hata mesajı alıyorsanız, data veya güç kablolarının yerinden çıkması ihtimali söz konusu.

Çözüm: Bilgisayarı kapatın ve kasayı açın. Kasanın iç kısmında, beyaz güç kablosunun ucunun disket sürücüye takılı olup olmadığına bakın. Son olarak da geniş güç kablosunun bir ucunun anakarta diğer ucununsa disket sürücüye doğru takıldığından emin olun.

Sistem başlatılırken hatalı veya eksik dosyalarla karşılaşılıyorsa...
Windows, başlatılır ken eksik veya hasar görmüş dosyaları rapor edebilir. Sistem başlatılıyor olabilir ancak sorunu gidermezseniz uyarıları her seferinde yeniden almaya devam edersiniz.

Çözüm: Registry’deki eski yazılım artıklarını ortadan kaldırmalısınız. Öncelikle Windows başlatılırken, işletim sisteminin kusurlu bulduğu dosya isimlerini not alın.

1- Başlat menüsünden Çalıştır’ı seçin ve dosya adı yerine "regedit" yazdıktan sonra Tamam’a tıklayın. Kayıt Düzenleyicisi başlatılacaktır.
2- Düzen ve Bul’a tıklayın ve arama satırına ilk not aldığınız dosya ismini girin. Arama sonuçlanınca bulunan kaydın üzerine sağ tuşla tıklayın ve Sil’i seçin. Bir sonraki soruyu Evet’e tıklayarak geçin. F3 tuşuyla aynı ad altındaki tüm kayıtları görüntüleyebilirsiniz. İlk iki adımı diğer dosyalar için de tekrarlayın.
3- Menü çubuğu üzerinden Kayıt’a tıklayın ve Kapat’la programı sonlandırın.

3- PC ÇALIŞIRKEN ÇIKAN SORUNLAR

İşletim sistemi tam olarak yüklenir ve prensipte sorunsuz çalışır. Ancak zaman zaman hata mesajlarıyla karşılaşmaya devam edebilirsiniz.

Ekran şiddetli şekilde titriyorsa ne yapılması gerekir?
Monitör, bilgisayar başında saatlerce çalıştıktan sonra göz ağrılarına yol açacak şekilde titriyorsa, görüntü tazeleme oranı çok düşük ayarlanmış olabilir.

Çözüm: Görüntü tazeleme frekansı, monitörün ekran görüntüsünü ne sıklıkla yeniden oluşturacağını ifade eder. 85 Hertz iyi bir seçim, ancak belli bir ekran tazeleme hızı atayabilmek için monitör
modelinin sisteme doğru tanıtılmış olması gereklidir.

1- Sağ fare tuşuyla Windows masaüstündeki herhangi bir boşluğa tıklayın ve açılan menüden Özellikler’i seçin.
2- Monitör-Değiştir ve "Tüm Donanım’ı göster"i seçtikten sonra listeden monitör modelini seçin. Aradığınız modeli bulamadıysanız sol pencereden Standart Monitör Türleri’nden Tak ve Çalıştır Monitör’ ü seçin. Tamam ve Kapat’a tıklayın
3- Ekran Kartı sekmesinden resim tazeleme hızını 85 Hertz’e getirin. Değişiklikleri Tamam’a tıklayarak onaylayın. Yeni düzenlemelerin geçerli olabilmesi için Windows’un yeniden başlatılması
gerekecektir.

CD/DVD sürücü CD’yi dışarı çıkartmıyorsa...
Sürücü içerisinde bir CD var ancak bilgisayarınız çekmeceyi dışarı çıkarmayı reddediyor. Sürücünün çekmecesi sıkıştığından ne CD sürücüsü üzerindeki eject tuşuyla ne de yazılım yardımıyla CD’ye ulaşamıyorsunuz.

Çözüm: Bu ve benzeri durumlar için pek çok sürücünün üzerinde bir delik yer alır. Herhangi bir atacı bükerek açın ve sürücünün ön yüzündeki küçük deliğe sokun. Çekmece biraz dışarı çıktıktan
sonra onu dikkatlice dışarı çekin. Bilgisayar kapalı olsa bile aynı yöntem uygulanabilir.

Kolonlarınız sessizliğe büründüğünde...
İyi bir hoparlör sistemine sahip olmanıza rağmen kolonlardan hiç ses gelmiyorsa kolonlar ses kartına doğru bağlanmamış olabilir.

Çözüm: Ses kartlarının tamamı, görünümleriyle birbirinden ayırt edilemeyen en az üç 3.5 mm girişe sahiptir. Bunlardan biri mikrofon, biri müzik seti gibi harici cihazlar, diğeri de PC kolonları
içindir. Girişler farklı renklerle birbirinden ayrılmışlarsa kolonlar yeşil renkteki girişe bağlanmamalı. Üretici firma,ses kartı girişlerini farklı renklerle işaretleme zahmetine katlanmamışsa PC’nizin arka yüzünden girişlerin adlandırılıp adlandırılmadığını kontrol edebilirsiniz. Audio out veya speaker, hoparlörü işaret eder. Bu denemeden de sonuç alamazsanız ses kartının veya PC’nin kullanım kılavuzundan faydalanın. Doğru girişi bulabilmek için diğer bir çözüm CD’yi çalmaya başlamak ve bu esnada tüm girişleri sırayla denemek.

Müzik CD’lerini çalarken hiç ses gelmiyorsa...

CD-Sürücüyü kullanarak müzik CD’si dinlemek istiyorsunuz ancak hoparlörlerin çalıştığından ve doğru bağlandığından emin olduğunuz halde hiç bir ses duyamıyorsunuz.

Çözüm: Bilgisayarı kapatın ve kasayı açın. CD-Sürücünün bir kabloyla ses kartına bağlandığından emin olun. Kastedilen kablo her iki tarafında da dikdörtgen girişleri olan bir ses kablosu.
Eğer bu kabloyu sürücüyle beraber edinemediyseniz bilgisayarcınızdan bir kaç milyon lira karşılığında satın alabilirsiniz. Kablonun bir ucunu ses kartı üzerindeki CD-in yuvasına yerleştirin. Diğer ucu ise CD sürücünün ilgili girişine takın. Müzikler artık ses kartı üzerinden kolonlarla dışarıya verilebilir.

Sistem sık sık çökmeye başladığında...

Tanımlanamayan sebeplerden dolayı Windows ekranı donuyor veya işletim sistemi sürekli olarak çökmelere sebep oluyor. Sorun çıkaran yazılımları yeniden kurmuş olmanıza rağmen Windows güvenli çalışmıyor.

Çözüm 1: Öncelikle işlemcinin yeterince soğutulup soğutulmadığını sınamalısınız. İşlemci, bilgisayar çalışırken fazla miktarda ısı üretir. Bu ısı bir soğutucuya aktarılarak işlemcinin sağlıklı çalışması sağlanır. Soğutucunun fanı çalışmasını aksatırsa işlemci aşırı derecede ısınır. Bu durum sistem çökmelerinin gizli sebebidir. Soğutucunun üzerinde, dönmesini engelleyebilecek düzeyde toz birikmesi fanın çalışmasını güçleştirir. Bilgisayarı kapatın ve kasayı açın. İşlemcinin
üzerindeki fanın dönmeyi engelleyecek düzeyde kirlenip kirlenmediğine bakın. İhtiyaç halinde soğutucuyu pamuk çubukla dikkatlice temizleyin.

Çözüm 2: Soğutucu kusursuz çalışıyorken de işlemci aşırı ısınabilir. Sebep soğutucunun ve işlemcinin üst yüzeylerinin pürüzsüz olmamasından kaynaklanıyor olabilir. Soğutucunun,işlemci yüzeyiyle tam temas etmediği durumlarda yüzey soğutulamaz. Soket işlemcilerde,ısıyı düşürmenin
farklı yolları var. Bir kaç milyon karşılığında ısıyı iyi ileten bir macun alın. Bu macunu işlemci ve soğutucu arasına sürerek ısının soğutucunun tüm yüzeyine daha iyi şekilde iletilmesini sağlayın:
Soğutucuyu işlemciye sabitleyen metal kenetleri açın ve işlemci üzerine ısıyı ileten macunu sürdükten sonra soğutucuyu eski yerine yerleştirerek, işlemciyi yerine sabitleyin.

Ekran kartından istenilen çözünürlük elde edilemediğinde...

Monitörünüz daha yüksek çözünürlük ve renk derinliklerini gösterebilecekken 640*480 çözünürlükte ve 16 renkte çalışıyor. Sebep ilk PCI slotundaki kartın, AGP slotundaki ekran kartıyla çakışması olabilir. Bu durumda her iki kartta aynı PC kaynaklarını kullanmaya çalışacağından çakışmayla karşılaşılır.

Çözüm: Bilgisayar kasasının vidalarını çıkarın ve birinci PCI slotunun dolu olup olmadığını kontrol edin. Birinci PCI slotu AGP slotunun hemen yanındaki kart yuvasıdır. Eğer öyleyse PCI kartını kasaya sabitleyen vidaları çıkarın ve kartı bir diğer boş PCI slotuna yerleştirin. Windows, yeniden başlatıldığında bu PCI bileşeninin sürücü CD’sini talep edebilir. Kartın yerini başarılı bir şekilde değiştirdikten sonra kasayı kapatın ve bilgisayarı başlatın.

CD yazıcı yazma işlemini yarıda bırakıyorsa...

Data veya müzik CD’lerini kopyalamak istiyorsunuz ancak veri akımı sekteye uğradığından yazma işlemi yarıda kalıyor.

Çözüm: Yazma işlemi sırasında başka programlar kullanıyorsanız bunları kapatmalısınız. Görevini arka planda yerine getirenler de dahil olmak üzere tüm programları sonlandırın. Arka planda
çalışanları durdurmak için görev çubuğu üzerindeki sembollere sağ fare tuşuyla tıklayın ve programı kapatın. Burn-Proof teknolojisine sahip bir CD Yazıcı satın almışsanız bu problemle bir daha karşılaşmayacaksınız demektir. Yeni CD Yazıcılar yazma işleminin yarıda kalması halinde yeterli büyüklükte veri, yazıcının ara belleğine aktarıldıktan sonra görevine devam ediyor. Yazma işlemi kaldığı yerden devam ettiğinden yarıda kalan kopyalamalar ve yanan CDler tarih oluyor.

Alıntıdır..

Görüntü kalitesini arttırmanın yolları

 Selim Öztürk

Youtube'daki videoların görüntü kalitesinin artırılmasının mümkün olduğunu biliyor muydunuz?

Youtube'daki videolar artık 480x360 çözünürlüğünde izlenebiliyor; elbette bu bir HD görüntü kalitesinde değil. Ancak eskisi gibi 320x240 formatına göre görüntü kalitesi daha fazla. Ancak eklemek gerekir ki, bu çözünürlük artışı, önceden kaydolmuş olan Youtube videolarını etkilemeyecek, yani daha çok bundan sonraki videolar için geçerli olacak. Hatta şu an bazı videolar daha yüksek çözünürlükte izlenebilmesi için yanında ayrıca bir link veriyor.

Fakat siz hiç bu linklerle uğraşmadan, direkt yüksek kalitede videolar izlemek isterseniz bunun için birkaç adımı takip etmeniz gerekecek.

- URL ile: YouTube sayfası açıldığında, adres çubuğundeYoutube linkinin sonuna '&fmt=18' i ekleyin. Eğer sözkonusu videoyu yüksek kalitede izleme şansınız varsa, bu şekilde daha kaliteli bir görüntü elde edebilirsiniz.

- Firefox Add-On: Lifehacker grubu, Firefox için
Youtube eklentisi çıkardı. Ve bu sayede demin anlattığımız URL tekniği pratiğe dönüşüyor. Ancak bu eklentinin faydası bununla sınırlı değil. Bu eklentiyle beraber, sayfa yüklendiğinde otomatikmen yürütülmeye başlayan Youtube videoların da önüne geçiliyor.

- Youtube ayarlarından: YouTube'e kayıtlıysanız, önce log-in olalım. Sonra 'hesap ayarları'(Account Settings) butonunu bulup bu sayfaya girelim. 'Video Quality' ayarını gördüğümüzde, buna klikliyoruz. Açılan yeni sayfada ise her zaman yüksek kalitede video izlemek için gerekli ayarlamaları yapıyoruz.

Youtube'daki videolar artık 480x360 çözünürlüğünde izlenebiliyor; elbette bu bir HD görüntü kalitesinde değil. Ancak eskisi gibi 320x240 formatına göre görüntü kalitesi daha fazla. Ancak eklemek gerekir ki, bu çözünürlük artışı, önceden kaydolmuş olan Youtube videolarını etkilemeyecek, yani daha çok bundan sonraki videolar için geçerli olacak. Hatta şu an bazı videolar daha yüksek çözünürlükte izlenebilmesi için yanında ayrıca bir link veriyor.

Fakat siz hiç bu linklerle uğraşmadan, direkt yüksek kalitede videolar izlemek isterseniz bunun için birkaç adımı takip etmeniz gerekecek.

- URL ile: YouTube sayfası açıldığında, adres çubuğundeYoutube linkinin sonuna '&fmt=18' i ekleyin. Eğer sözkonusu videoyu yüksek kalitede izleme şansınız varsa, bu şekilde daha kaliteli bir görüntü elde edebilirsiniz.

- Firefox Add-On: Lifehacker grubu, Firefox için
Youtube eklentisi çıkardı. Ve bu sayede demin anlattığımız URL tekniği pratiğe dönüşüyor. Ancak bu eklentinin faydası bununla sınırlı değil. Bu eklentiyle beraber, sayfa yüklendiğinde otomatikmen yürütülmeye başlayan Youtube videoların da önüne geçiliyor.

- Youtube ayarlarından: YouTube'e kayıtlıysanız, önce log-in olalım. Sonra 'hesap ayarları'(Account Settings) butonunu bulup bu sayfaya girelim. 'Video Quality' ayarını gördüğümüzde, buna klikliyoruz. Açılan yeni sayfada ise her zaman yüksek kalitede video izlemek için gerekli ayarlamaları yapıyoruz.

Youtube'u iPod'da İzlemek

Youtube'u iPod'da İzlemek
Firefox kullanıcısıysanız şu adımları takip edin:

- Firefox'a
Greasemonkey eklentisini indirin.

-
Buradan Download YouTube Video script'ini yükleyin.

- Daha sonra Download Video ayarını göreceksiniz ekranın hemen altında. Bu bölüme tıklayın ve QaQw9V4Upj4.flv veya artık her neyse bu dosyayı masaüstünüze kaydedin.

-
Super Video Conveter'ı sisteminize indirin.

- Output Container ayarından Apple - iPod'u ve output video kodek'i H.264/AVC olarak seçin. Çözünürlüğü 320x240 olarak ayarlayın. Formatını çevririrken bir hata alırsanız, Direct Show seçeneğini kapatın.

YouTube Videoları Sabit Diske

YouTube Videoları Sabit Diske
Browser'ınız olmadan (yani Internet Explorer, Firefox ya da Opera'nız olmadan)Youtube videolarını izlemek ister miydiniz? Normalde Youtube videolarını direkt olarak sisteme indirmenin bir yolu yok. Yani Youtube bunun için kullanıcılara bir opsiyon sunmamış. Ancak bu videoların sisteme indirilmesi elbette Youtube'dan bağımsız olarak da gerçekleştirilebiliyor. İşte biz de bu bağlamda şimdi bu konuya değineceğiz.

Youtube görüntülerini bilgisayarınızda, iPod'unuzda, iPhone'unuzda, PSP ve hatta eski DVD player'ınızda bile izleme şansına sahipsiniz. Nasıl mı? İşte ayrıntılar...

1. Firefox ile: Youtube görüntülerini sisteme indirmenin belki de bilinen en kolay yolu Firefox eklentisini kullanmak.
Download Helper eklentisini Firefox'a kurmamız yeterli. Video Downloader de bir diğer alternatifiniz.

2. Diğer Masaüstü Yazılımlar ile: Firefox kullanıcısı değilseniz, endişe etmeyin. Firefox olmadan da sisteme Youtube görüntülerini indirmek mümkün.
My Video Downloader bir windows yazılımı ve bu iş için görevlendirilmiş. Ancak deneme sürümü Youtube'dan sadece 10 video indirmenize izin veriyor. Daha fazlası için 30$ gibi bir ücret talep ediliyor.

Mac kullanıcıları da unutulmamış.
Pod Tube 2, Youtube görüntü formatını iPod ya da AppleTV'ye göre çeviriyor. Ancak Podtube 2'nin 5$ gibi bir fiyatı var. TubeShock da aynı paralelde bir yazılım, fiyatı ise 15$.

RealPlayer da Google Video, Youtube ve MySpace Video'ları sisteme indirmeye olanak veriyor.Bu player, Firefox ve Internet Explorer'da bu sayfalardan biri açıkken otomatikmen bir indirme linki yerleştiriyor ve bu linklerle görüntüleri sisteme alabiliyorsunuz.

Ve
SaveTube. Hiçbir araç olmadan buradaki görüntüleri sisteme rahatça atabilirsiniz.

 Kaynak: http://www.chip.com.tr/konu/Yotube-videolarini-daha-kaliteli-izleyin_6024.html


İnternetin yeni Facebook'u Türklerden geliyor

Selim Öztürk

Webrox Inc., Midonya projesiyle Türkiye'deki çevrimiçi oyun dünyasına yeni bir pencere açıyor.

 
İnternetin yeni Facebook'u Türklerden geliyor
Webrox Inc. midonya.com projesiyle bu yıla damgasını vurmak istiyor.
Amerika'da yaşayan birkaç Türk tarafından yaratılan çevrimiçi oyun eğlence sitesi midonya.com, Beta sürümüyle Haziran ayında kullanıma açılıyor. Midonya adasında, oyunlardan videolara, güncel haberlerden yeni arkadaşlıklara kadar birçok içerik kullanıcılara güvenli ve eğlenceli bir şekilde sunuluyor.

Midonya.com' un karakter tasarımları, yazılım kodlaması, animasyon ve içerik düzenlemesi gibi ana unsurları, Webrox Inc. tarafından ileri teknoloji kullanılarak geliştirildi.

Yabancı sermaye desteği almayan ve tamamı Türk bir ekipten oluşan Webrox Inc., Türkiye'de gençlerden destek bekliyor.

Midonya ekibi adına açıklama yapan Murat Karslıoğlu, midonya.com projesi için bir dönem dünyayı kasıp kavuran Tamagotchi'nin internetle buluşması denebileceğini, bu projenin ilk etabını Türkiye'de başlatarak dünya çapında bir eğlence portalı olmayı hedefleyerek, midonya.com ile sadece bir web sitesi olarak kalmayıp aynı zamanda Türkiye'nin internet dünyasındaki gururu olmak istediklerini belirtti.

Midonya.com'a ön kayıt yaptıran ilk 1000 kullanıcı arasında yapılacak çekiliş sonucunda kazanan kullanıcılar Sony Vaio dizüstü bilgisayar ve daha birçok supriz hediye kazanacaklar.

 

Fujitsu, laptoplara yeni nesil HDD üretececek

Selim Öztürk

Notebook'ların en yavaş bileşeni sabit disklerin kapasitesi ve hızı gün geçtikçe artıyor.
Fujitsu, laptoplara yeni nesil HDD üretececek
Fujitsu'nun MHZ2 BJ serisi diskleri 7200 rpm hızına sahip olacak
Fujitsu'nun, Haziran'ın sonundan itibaren laptop PC'ler için tasarladığı daha yüksek kapasite sunan yeni sabit diski üzerindeki çalışmaları sürüyor.

MHZ2 BJ serisinden olan 7200 rpm dönüş hızına sahip Fujitsu diskler bugünün 5400 rpm'lik laptop sürücülerine nazaran daha hızlı.

Cihaz, okuma ve yazma işlemlerini gerçekleştirirken 2.3 watt enerji harcıyor. Fujitsu, MHZ2 BJ serisi ürünlerinden 2 milyon adet satmayı umuyor. Ancak gelecek Mart 2009'a kadar diskler son kullanıcıya ulaşmayacak.

AMD ve Intel el ele mi?

Ongun Batuhan Altan

İşlemci dünyasının ezeli rakipleri Intel ve AMD birlikte düzüstü platformu geliştirebilir.
AMD ve Intel el ele mi?
Hiç bir zaman bitmeyecek bir rekabet
Ssahip olduğu Centrino platformuyla pazara hakim durumda olan Intel'e karşı AMD, Puma platformuyla cevap vermeye hazırlananırken gelen dedikodular iki firmanın ortak çalışabileceğini gösteriyor.

Bilindiği üzere AMD, Puma platformunda kullanacağı RS780M çip setiyle DX10.1 ve UVD gibi teknolojileri sunarak rekabeti arttırmaya çalışacak. Bunun yanında Hibrit grafik teknolojisi diye adlandırdığı özellik sayesinde hem dahili hemde harici ekran kartı paralel çalışarak yüksek performans sunacak. Bilgisayar 3D uygulamalara ihtiyaç duymadığı zamanlarda harici ekran kartı kapatılarak düşük güç tüketimi hedefleniyor.

Intel, AMD'nin sahip olduğu bu teknolojiyi kendi Centrino platformunda kullanmak istiyor ve bu nedenle AMD ile birlikte ortak çalışmaya gidebilir.

Şimdilik firmalardan resmi bir açıklama gelmedi ama Intel yüksek performans istiyorsa şuan için AMD tek seçeneği. Zira Nvidia'nın sunduğu çözümlerde hala ciddi sorunlar mevcut.

1971'den bugüne e-posta

E-posta'nın mimarı konuştu: "Bu teknolojiyi oluştururken "spam" diye bir şeyin olabileceğini düşünmemiştim".

Ray Tomlinson, gönderilen ilk e-posta'nın içeriğini hatırlamıyor. Ancak içeriğinde önemli bir şey olmadığını söylüyor.

Her ne olursa olsun, sonuç itibariyle 1971 yılının bir sonbahar akşamında, Tomlinson'un geliştirdiği "Send Message" programıyla bir metre mesafedeki komşu bilgisayara mesaj atması, e-postanın da doğumunu müjdelemiş oldu.

Zaman geçtikçe, e-posta dünyada en sık ve çok kullanılan iletişim platformlarından biri haline geldi. Bu anlamda e-posta servisi bulunan Yahoo! ve Hotmail gibi adreslerde bir günde 3 milyar tane mesaj gönderildiği tahmin ediliyor.

Ancak e-posta'nın yaygınlaşmasıyla, belki yılda 52 saatimizi sırf onları silmek için harcadığımız spam (yığın) e-posta tehditleri de artmaya başladı. Bazı siber suçluların en büyük silahı artık e-posta ve bu yolla sayısız insana her gün zarar veriliyor.

BBN Technologies şirketinde çalışan 69 yaşındaki Tomlinson bu konuda şunları söylüyor: "Önceden e-posta kullanan insanların sayısı 500 ila 1.000 arasındaydı. Spam alıyorsanız eğer, en azından bu spam postayı kimin attığını anlamanız zor olmazdı ve onlara bu yaptığının doğru bir şey olmadığını söyleyebilirdiniz".

Tomlinson, kendini bu konuda suçlu hissetmiyor: "Spam gerçekten bir problem, ama o zamanlar ben böyle bir tehlikeyi öngöremezdim. Şimdi ise e-posta artık bir araç halini aldı, kimisi iyiye kullanıyor, kimisi ise kötü amaçlı. Eğer bir bilgisayarla dünyaya virüs yaymak istiyorsanız, e-posta böyle bir amacı gerçekleştirmek için bulunmaz bir araç gibi görünebilir".

Spam (Yığın) e-posta nedir ?

İnternet üzerinde aynı mesajın yüksek sayıdaki kopyasının, bu tip bir mesaji alma talebinde bulunmamış kişilere, zorlayıcı nitelikte gönderilmesi Spam olarak adlandırılır. Spam çoğunlukla ticari reklam niteliğinde olup, bu reklamlar sıklıkla güvenilmeyen ürünlerin, çabuk zengin olma kampanyalarının, yarı yasal servislerin duyurulması amacına yöneliktir. Spam gönderici açısından çok küçük bir harcama ile gerçekleştirilebilirken mali yük büyük ölçüde mesajin alıcıları veya taşıyıcı, servis sağlayıcı kurumlar tarafından karşılanmak zorunda kalınır.

Spam gibi tehditler hiç öngörülmemiş

Tomlinson, 1971'de ilk e-postasını 1 metre ötedeki komşu bilgisayara göndermişti. Tomlinson, bundan yıllar önce Amerika Birleşik Devletleri Savunma Departmanı'yla ARPANET isimli bir network'ün içinde yer alıyordu. Bir zaman sonra kişileri bilgisayarından ya da network'ünden ayrı değerlendirebilmek için bir yol buldu: @ sembolü

Zamanla e-posta programlarıyla mesajlar silinebilir, iletilebilir ve klasörlere ayrılabilir hale geldi. Bu sayede e-posta'nın dünyada yayılışı daha da hızlandı.

Tomlinson, Mozilla'nın geliştirdiği Thunderbird uygulamasını kullandığını belirtiyor. Fakat bunun yanında Gmail hesabının da olduğunu sözlerine ekliyor.

Tomlinson, Outlook yazılımını sadece bir kez kullanmış, o da zorunda kaldığı için... "Açıkçası Outlook bana çekici gelmiyordu. Çünkü bu uygulama sisteme pek çok virüs taşıyordu" diyor.

Tomlinson'ın yaptığı hesaba göre günde en az 12 defa e-posta gönderiyor ve yine en az 40 tane de mesaj okuyor.

Tomlinson "son zamanlarda gittikçe yaygınlaşan sosyal ağlar ve hızlı mesajlaşma yazılımlarının e-posta'ya bir etkisi olabilir mi" sorusuna şöyle cevap veriyor: "E-posta her zaman gerekli olacaktır, sonuçta hızlı mesajlaşmaların alanı farklı, e-posta farklı. E-posta attığınızda karşıdaki bu mesajı er ya da geç okuyacaktır, hemen cevap beklemezsiniz. Anlık mesajlaşmalarda ise durum daha farklıdır".

Sayılarla e-posta

170 milyar: Her gün dünya genelinde gönderilen e-posta sayısı.
2 milyon: Her saniye gönderilen e-posta sayısı.
49 dakika: Bir ofiste her gün e-posta ile geçirilen süre.
30-40: Çalışanların bir saatte e-posta'larını kontrol etme sayısı.

Kaynak: Hürriyet Gazetesi

Dizüstü Bilgisayar İçin İpuçları

Yeni dizüstü bilgisayar aldınız ancak bilgisayarlar hakkında çokta iyi bilgilere sahip değilsiniz. Yakın zamanda sorun yaşayıp boşa para harcamamanız için size altın değerinde 10 ipucu.

1- Sabit diskimi bölümlere ayırmalı mıyım?

Bazı bilgisayar kullanıcıları sabit disklerini ilk aldıkları günkü gibi yani tek bölüm olarak kullanırlar. Fakat herhangi bir sistem sorunu ya da işletim sisteminde oluşabilecek bir hata sonucunda sabit disk içerisindeki bütün önemli bilgiler büyük olasılıkla C: bölümünde kalır ve bu da geri dönüşümü oldukça zor bir hadisedir.
Dosyalarınıza yeniden ulaşmak için işletim sisteminize bakım yapmalı Güncel Teknoloji Haberlerive eğer bu bakım sonucunda herhangi bir sonuç alamazsanız da sabit diskinizi kasanın içerisinden söküp diğer bir bilgisayara bağlamanız gerekir. Ardından iki disk arasında dosya alış-verişinde bulunarak kurtarmak istediğiniz dosyalara yeniden erişebilirsiniz. Ayrıca kullanmakta olduğunuz bilgisayarın bir dizüstü bilgisayar olduğunu düşünürsek sabit diski sökme işleminin bazı modeller dışında sadece teknik servisler tarafından yapıldığını da hatırlatmak gerekiyor.
Eğer sabit diskinizi ikiye ayırmış ve önemli dosyalarınızı işletim sisteminin kurulu olmadığı bölümde depolasaydınız bu durumla karşılaşmayacaktınız. Günümüzde artık çoğu dizüstü bilgisayar 60 ya da 80 GB kapasiteye sahip disklerle beraber geliyorlar. Hal böyle olunca ikiye ya da daha fazla bölüme ayırma işlemi için daha fazla alan ayırabilirsiniz.
Peki disk bölümleme işlemi nasıl yapılır? Bu işlemi dilerseniz üçüncü parti yazılımlarla dilerseniz de Windows XP içinde yer alan bir araç sayesinde gerçekleştirebilirsiniz. Öncelikle Bilgisayarım’a sağ tıklayın ve “Yönet” seçeneğini seçin. Ardından karşınıza gelecek olan “Bilgisayar Yönetimi” pencersinde “Depolama” kategorisinin altındaki “Disk Yönetimi" bölümüne gelin. Burada sabit diskinizdeki bölümleri detaylarıyla beraber görüntüleyebilir ve dilediğiniz kadar bölümler oluşturabilirsiniz.
2- Windows XP Home Edition mu yoksa Professional mi?
Bildiğiniz gibi Windows XP’nin en yaygın olan sürümleri “Home Edition” ve “Professional” olarak isimlendiriliyor. Peki üretici firma olan Microsoft’un neden iki adet sürüm çıkarma ihtiyacı hissettiğini hiç düşünmüş müydünüz? Cevap çok basit. Bilgisayarlarını ev ya da küçük çaplı ofislerinde kullanan bilgisayar kullanıcılarına yönelik olan Home Edition sistemi ilk bakıldığında Professional sürümle aynı gibi gözükse de bünyesinde oldukça fazla değişim bulunuyor.
Bunlardan ilki ve en göze çarpanı kesinlikle güvenlik politikası. Normal bir ev kullanıcısı için erişebileceği kaynaklar fazla olmayacağından dolayı Professional etiketi bulunan versiyonda güvenliğe daha fazla önem verildiği ve bilgisayarı daha etkin kullanan kullanıcılara yönelik olduğu belirtiliyor. Bundan dolayı güvenliğe daha önem veren kullanıcılar ve büyük çaplı ofislerde Windows XP Professional işletim sistemini kullanması gerekmekte.
Bütün bunların dışında bilgisayarlarına dışardan erişmek isteyen kullanıcıların da Professional versiyonu seçmesi gerekli. Çünkü “Uzak Masaüstü Bağlantısı” sadece Professional sürümde bulunmakta. Ayrıca Professional, Home Edition’a nazaran daha gelişmiş veri yedekleme ve geri alma seçenekleri sunuyor.
3- F Klavye mi? Yoksa Q klavye mi?
Bilgisayar dünyasında bilindiği gibi iki adet klavye yerleşimi standartı bulunmaktadır. Bunlardan “Q” klavye düzeni “F” e göre dünya üzerinde daha fazla kullanıcı sayısına sahip bir oluşum olma özelliğini korumakta. Kullanıcıların klavyedeki tuşlara daha kolay bir şekilde hükmedebilmesi için geliştirilen bu sistemleri dizüstü bilgisayarınızı satın alırken seçebilirsiniz. Eğer bilgisayarınızı aldığınızda kullandığınızdan daha farklı bir karakter setiyle karşılaşırsanız o zaman üreticini firmadan destek alabilir ve kullanmakta olduğunuz klavye düzenine göre modifikasyonlar yaptırabilirsiniz.
4- İşletim sisteminizi güncel tutmaya çalışın
Bilgisayarınızı güncel tutarak güvenlik tehditlerinden ve çeşitli sürprizlerden korunabileceğinizi biliyor muydunuz?
Bunun için Windows XP içerisinde kullanıcıya oldukça gelişmiş güncelleme seçenekleri sunan bir bölüm mevcut. Bu seçeneklere masaüstünüzde bulunan “Bilgisayarım” ikonuna sağ tıkladıktan sonra karşınıza gelecek olan “Özellikler” seçeneğine tıkladıktan sonra “Otomatik Güncelleştirmeler” bölümünden erişebilirsiniz.
Yalnız burada dikkat etmeniz gereken çok önemli bir nokta var. O da, Windows XP’yi bilgisayarınıza ilk kurduğunuzda güncelleştirme ayarı “Otomatik” olarak seçilidir ve her gün gece 03:00’da aktif hale geçeceği belirtilmiştir. Zira gece saat 4’te bilgisayarınızın büyük olasılıkla kapalı olduğunu düşünecek olursak güncelleme işlemi gerçekleşmeyecek ve böylelikle sisteminiz tehdit altında olacaktır. Bunun için, buradaki seçeneklerden size en uygun olanını işaretlemelisiniz. Bizim size önerimizse kesinlikle “Bana bildir, ancak onları otomatik olarak karşıdan yükleme” seçeneği. Böylelikle yeni güncellemeler çıkınca haberiniz olacak fakat eğer müsaitseniz yükleme işlemini başlatacaksınız.
5- Sürekli elektriğe takılı bir dizüstü bilgisayara mı sahipsiniz?
Dizüstü bilgisayarlarını genellikle ev ya da iş yerlerinde kullanan kullanıcıların dikkat etmediği oldukça önemli bir durum vardır. O da, elektriğe bağlıyken bilgisayarınız içindeki pili çıkarmamaktır.
Böyle bir durumda şehir elektriğine bağlı güç kablosundan gelen elektrik pilinizin üzerinden geçerek anakarta ve diğer parçalara ulaşır. Böylelikle pilinizin ömrü siz farkında olmadan oldukça hızlı bir şekilde azalır. Bu durumdan kurtulmak için tek yapmanız gereken eğer bilgisayarınızı uzun süre sabit bir mekanda elektriğe bağlayarak kullanacaksanız pili çıkarmanız. Bu durumda elektrik akımı direkt olarak pil aracılığı olmadan bilgisayarınıza ulaşacak ve bu şekilde pilinizin ömrünü büyük ölçüde arttıracaksınız.
6- Dizüstü bilgisayarıma sıvı dökülürse ne yapmalıyım?
Eğer böyle bir durum başınıza gelirse yapmanız gereken ilk işlemin bilgisayarı kapamak ve güçten kesmek olduğunu unutmamalısınız. Çünkü klavye setleri anakartın hemen üzerinde bulunur ve içerde oluşan sıcak havanın dışarı atılması için belirli bölgelerde havalandırma boşlukları bulunmaktadır. Dizüstü bilgisayarınıza kazayla dökülebilecek olan bir sıvı bu boşluklardan kolaylıkla geçerek kısa devre oluşmasını sağlayabilir. Böyle bir durum gerçekleşirse de kartlarınızdan herhangi birinin yanması muhtemeldir. Bu yüzden en çabuk şekilde elektriği kesmelisiniz.
Ardından ikinci olarak yapmanız gereken işlemse müdahale edilebilir bir konumdaysanız sıvı emici bir bez yardımıyla sıvıyı temizleyebilirsiniz. Eğer yapılabilecekler arasında sıvının fazla miktarda dökülmesiyle sizi aşan bir durum hissettiyseniz bilgisayarınızı en kısa süre içerisinde teknik servise götürmelisiniz.
7- Pilinizin ömrünü uzatmaya yardımcı olun
Belki size şaka gibi gelebilir fakat, sabit bir konumda değilseniz ya da dizüstü bilgisayarınız elektriği pil üzerinden alıyorsa masaüstü arka planınıza resim koymaktan kaçınmalı ve de görsel yönden zengin fakat sistem kaynaklarını zorlayan temalardan uzak durmalısınız. Çünkü bir arka plan resmi bile %5 – %10 arası pilinizi daha hızlı tüketmenizi sağlar. Eğer bu tasarrufu %20’lere çekmek istiyorsanız bazı görsel özelliklerden vazgeçmeniz gerekecek.
Bunun için masaüstünüzde bulunan “Bilgisayarım” ikonuna sağ tıkladıktan sonra açılacak olan menüden “Özellikler”e tıklayın ve buradan da “Gelişmiş” sekmesinde yer alan “Performans” bölümündeki “Ayarlar” butonuna tıklayın. Ardından karşınıza “Performans Seçenekleri” penceresi açılacaktır. Güncel Teknoloji HaberleriBuradan “En iyi performans için ayarla” seçeneğini işaretleyip işlemi onayladığınız andan itibaren işletim sisteminiz daha az pil ömrü tüketecek konuma gelecektir.
8- Pilinizin ömrünü uzatmaya yardımcı olun
Dizüstü bilgisayarınızdan İnternet’e kablosuz olarak bağlanıyorsunuz diyelim. Bu işlem içinse Wi-Fi teknolojisine sahip kartları kullanıyorsunuz. Eğer pilinizin ömrünün uzun bir şekilde gitmesini gerektirecek bir durumdaysanız ve eğer İnternet’e bağlanabilmeniz için bir Ethernet kablosu’nu kullanabiliyorsanız İnternet’e Ethernet aracılığıyla bağlanmanız yararınıza olacaktır. Bu durum, pil ömrünüzü uzatarak dizüstü bilgisayarınızı daha uzun süre kullanmanızı sağlayacaktır.
9- Güvenlik tedbirlerini almayı kesinlikle unutmayın
Eğer bir dizüstü bilgisayara sahipseniz sayısız kolaylıkların dışında beraberinde oldukça yüksek riskleri de kabullenmişsiniz demektir. Öyle ki; taşınabilir bir bilgisayar olduğundan çalınma riski masaüstü bilgisayarla göre oldukça yüksek. Bunun için gerekli önlemleri almalı ve eğer dizüstü bilgisayarınız çalınsa bile kötü niyetli kişilerin bilgisayarınız içindeki önemli bilgilere ulaşmamasını sağlayabilirsiniz.
Bunun için tek yapmanız gereken bilgisayarınızın BIOS’una ve kullanıcı hesaplarınıza şifre koymanız. Böyle bir durumda bilgisayarınızı ele geçiren kişilerin bilgilerinize erişmelerini zora sokabilirsiniz. Ayrıca çalınan bilgisayarınızın seri numarasını kesinlikle bir yere not etmeniz gerektiğini unutmayın. Çalınma sonrasında üretici firmanıza belirteceğiniz olan seri numara bilgisayarınızın bir şekilde teknik servise gelmesiyle ortaya çıkacaktır.
10- Son olarak birkaç ipucu
Dizüstü bilgisayarlar taşınabilirliklerinin yüksek oluşu sayesinde beraberlerinde büyük riskleri de beraberlerinde getiriyorlar. Bu riskler arasında kullanıcıların başına en fazla gelense düşürme gibi büyük darbeler geliyor. Dizüstü bilgisayarlar oldukça hassas ürünler oldukları için bu gibi şiddetli darbelerden büyük ölçüde etkilenebilirler. Ayrıca elektronik ürünlerin yaşlanmasında rol oynayan en büyük etkenlerden biri olan tozlanmaya oldukça dikkat etmelisiniz. Bilgisayarınızı mümkün olduğunda tozsuz bir ortamda kullanarak ömrünü uzatabilmeniz mümkün.
Ve Bir Not: Kullanımın konusundaki önerilerin işe yaradığı hiç kuşkusuz kullanıcılar arasında biliniyor ancak ileri derecede bir bilgisayar kullanıcısı değilseniz güvenlik riskleri ve internetten gelecek tehlikelere karşı yapabileceğiniz çokta fazla birşeyin olmadığını yine de hatırlatalım.