| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Google
 

BENtek

Dünyada başarı kazanmanın iki yolu vardır: Kendi aklından faydalanmak, başkalarının akılsızlığından faydalanmak. BRUYERE

18 "internet" etiketi kullanan gönderi (sayfa 2)"internet" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

IP Adresi Gizleme Yöntemleri Ve Programları

İnternet üzerinde gezinirken, kendinizi güvende hissetmenin yolu ‘görünmez’ olmaktan geçer.

Macera filmlerinde görmeye alıştığımız hacker yöntemlerinin temelinde hep yakalanmamak yatar. Bu amaçla hareket eden hacker, yaptıklarının takibini engellemek için sürekli ip numarasını değiştirir. Böylece iş üstündeyken fark edilse bile, ip numarası (dolayısıyla bulunduğu ülke, şehir ve kıta) sürekli değiştiğinden asla yakalanmaz. Tabii bunların hepsi filmlerin sahip olduğu kurgunun bir parçası ama gerçek hayatta da durumlar böyle mi acaba?

İşe güvenlik boyutuyla bakacak olursak ip numaranızı gizlemeniz, internet üzerinden gelebilecek izinsiz giriş ve trojan benzeri arka kapı açıkları yaratan yazılımlardan korunmanızın bir yöntemi diyebiliriz. Çünkü kendisine hacker statüsünü yakıştıran zararlı beyinlerin, emellerine ulaşmak için yapmaları gereken ilk şey, hedef olarak belirledikleri bilgisayarın (ya da sunucunun) ip numarasını öğrenmektir. Bu nedenle bize düşen, hacker’lardan kurtulmak için onların yöntemlerinden bazılarını kullanmak; yani ip numaramızı meraklı gözlerden uzak tutmaktır.

Ancak ip numaramızı saklayıp, sahte numaralar kullanmanın avantajları olduğu kadar dezavantajları da mevcut. Örneğin bir sabit ip numarasına sahipseniz ve küçük de olsa bir ev sunucusu kullanıyorsanız ip numaranızı gizlediğiniz zaman web sitenizin yayınında aksamalar olacaktır. Bunun yanı sıra voicelP benzeri bir hizmetten yararlanıyorsanız yine ip numaranızı gizlemeniz halinde kullandığınız sistem sizi tanımayabilir, arkadaşlarınız sizi aramak istediğinde ulaşamayabilirler.

Tabii ki bunlar fazlasıyla spesifik örnekler. Bunun yanında ip numaranızı gizlemenizin çok eğlenceli tarafları da var. Bunların başında internette görünmeden gezinmek ve forumlara yerel ip numaralarıyla mesajlar bırakmak sayılabilir.
Peki, nasıl gizleyeceğiz ip numaramızı? Bu uygulama için kullanabileceğiniz birçok yöntem mevcut. Bu yöntemler internet tabanlı hizmetler ve kurulabilir yazılımlar olarak ikiye ayrılıyor. internet tabanlı hizmetler en basit tanımıyla Proxy hizmeti veren web sitelerinden oluşuyor.

İp Nedir ?

İp internete bağlandığınız zaman servis sağlayıcınız tarafından bilgisayarınıza atanan bir dizi numaradır. Kendi ip numaranızı merak ediyorsanız www.whatısmyip.com adresini ziyaret edebilirsiniz. Eğer servis sağlayacınızdan statik bir ip numarası talep etmediyseniz, internete her bağlandığınızda ip numaranızın son üç rakamı değişebilir. Diğer rakamlar değişmez çünkü, baştaki rakamlar sizin ülkenizi ve bağlı bulunduğunuz servis sağlayıcısını gösterir.
Bu numara sayesinde web sıtelerini dolaşabilir, arkadaşlarınızia konuşabilir ya da e-posta alışverişi yapabilirsiniz. Kısacası internette bir şeyler yapmak için bir ip numarasına ihtiyacınız var.

Anonymouse.org
Bu web sitesi, ücretsiz Proxy hizmeti veren sitelerinin başında geliyor. Herhangi bir üyelik ya da ücret talep etmeyen site, çok sade bir tasarıma sahip oluşuyla dikkat çekiyor. ingilizce ve Almanca dil destekleri sunan sitede, ip numaranızı gizleyerek gezinmek istediğiniz bir web sitesinin adresini, ana sayfada bulunan adres çubuğuna yazmanız yeterli. Bu şekilde ip numaranız belli aralıklarla değişerek internette iz bırakmadan sörf yapma zevki sunuyor. Web sitesinin doğru şekilde calışıp çalışmadığını merak ediyorsanız, yapız gereken tek şey Anonymouse.org sitesi üzerinden WhatlsMylP.com adresini ziyaret etmek. Tabii, önce gerçek ip numanızı öğrenmeniz gerekiyor. Bunun için de whatismyip.com adresini kullanabilirsiniz. anonynymouse.org umuma açık (mesela internet cafeler ) ya da yazılım kurmaya yetkinizin bulunmadığı bilgisayarlar üzerinde kullanabileceğiniz basit bir çözüm. Elbette ki, internet inde Proxy hizmeti veren daha başka siteleri de mevcut, ancak biz daha esnek bir kullanım şekli sundukları ve çok daha etkili oldukları için, sisteminize kurabileceğniz (hide ip) ip gizleme ve değiştirme yazılımları kullanmanızı öneriyoruz. Bu yazılımların başında demosu 7 günlük süre kısıtlaması ile dağıtılan Internet Anonym Pro 2006 ve tamamen ücretsiz olan Torpark 1.5.0.2 geliyor.

Anonym Pro
Steganos firması tarafından geliştirilmiş olan net Anonym Pro 2006,(hide ip) ip gizleme ve değiştirme yazılımları arasında en ünlü ve başarılı olanı. Yazılımın kurulumu oldukça basit, ön tanımlı olarak Almanca başlayan kurulum Türkçe hariç dilediğiniz bir dile çevirebiliriz. Çünkü yazılımın dilimize desteği bulunmuyor. Yazılım hızlı bir kurulum süreci
3 hemen çalışmaya başlayarak ip numaranızı değiştirmeye başlıyor. Yazılım saye~ 1 saniye ile 1 dakika arası periyotlarla ip numaranızı değiştirebiliyorsunuz. Bu noktada bağlandığınız sistemlerin Proxy kullandığınızı anlamaması ve tabii ki bulunduğunuz yerin de açığa çıkmaması için bu ayarı 20 – 30 saniye arası bir rakama çekebilirsiniz. Programın ara yüzü de oldukça kullanışlı ve açık.Bir dünya haritası üzerinde ip numaranızın ve internete bağlandığınız ülkenin sürekli değiştiğini görüyorsunuz. Ayrıca Internet Anonym Pro, size atadığı ip numaralarının hangi sunuculardan geldiğini de göstermeyi ihmal etmiyor. Yazılımın güvenilirliğini test etmek için yine www.whatismyip.com adresini kullanabilirsiniz.
Yazılımın en büyük artısı, herhangi bir web tarayıcısına bağımlı olmadan çalışabilmesi, yani dilediğiniz web tarayıcısını kullanarak internet üzerinde görünmeden dolaşabiliyorsunuz. Ayrıca internet bağlantınızda da herhangi bir yavaşlama gerçekleşmiyor ama eğer anonymaus bağlantı seçeneğini aktif hale getirirseniz bağlantınız hissedilir şekilde yavaşlayacaktır.

Torpark
ikinci yazılımımız ise Türkçe dil desteği de sunan ve tamamen ücretsiz olan Torpark. Torpark tipik bir Firefox web tarayıcısı gibi davranan, (gibisi fazla) işinde de oldukça başarılı olan bir yazılım. Torpark’ı Mozilla ya da Firefox kullanıyorsanız bir eklenti, kullanmıyorsanız başlı başına bir tarayıcı gibi değerlendirebilirsiniz. Eğer bir tarayıcı olarak kullanmayı seçerseniz, ip numaranızı gizleyip sürekli değiştirmenin yanında, Javascript ve reklam önleme özelliklerini de yabana atmamanızı tavsiye ederiz. Torpark çalışmaya başladığında bir Firefox penceresi açılıyor ve tarayıcının altında sizin için atanan sahte ip numarası yer alıyor. Bu sahte ip numarası belli bir sıklıkla ve durmaksızın değişiyor. Bu da Torpark tarayıcısını kullandığınız sürece güvende olduğunuz anlamına geliyor. Son günlerde oldukça popüler olan ‘taşınabilir yazılım’ modasına uymakta geç kalmayan Torpark, dilerseniz USB belleğinize de kurulabiliyor. Bu sayede başına oturduğunuz her bilgisayarda ‘görünmez’ olarak sörf yapma keyfine erişebiliyorsunuz

Kaynak: http://www.milyonsite.com/ip-no-gizleme-yontemleri-ve-programlari/

Veri Casuslarının Hileleri

   

Onların birçok avantajları var,Wireless Local Area Network'lerin (WLAN'ların, Türkçesi: kablosuz yerel ağlar). Evde dev bir kablo salatasına sebebiyet vermeksizin iki ya da daha fazla PC, notebook'lar ve cep bilgisayarları birbirine bağlanabiliyor. Ayrıca mobil aygıtlar arasında yaklaşık 100 metrelik bir çevreye kadar telsiz aktarım sağlanabiliyor.

Kablosuz aktarım yetkisiz erişime davetiye çıkarıyor

Ancak aktarım yöntemi ve geniş erişim yarıçapı aynı zamanda da kişisel W-LAN'ların en büyük dezavantajları. Yani 100 metrelik çevrede bulunan herkes bağlanmak için doğru veriler varsayıldığında yabancı ağa erişim sağlayabiliyor. Buradaki en büyük sorun: Bir yabancının ağa yetkisiz erişim sağladığının farkına bile varılmıyor. Veri casusu bir kez içeri girdiğinde, tüm serbest verileri görüntüleyebiliyor, işleyebiliyor, kopyalayabiliyor ve icabında silebiliyor.

Ağ saldırganları: "War Driver"

Ağ saldırganları: "War Driver"
Ağ saldırganları "War Driver" olarak adlandırılıyor

Bu durum öncelikle sportmence olmayan bir rekabete katılmak isteyen gençleri ortaya çıkarıyor.W-LAN meraklıları güvence altına alınmamış W-LAN'ları ortaya çıkarmak ve bunlara bağlanmak için notebook ve alıcılar ile saatlerce ve günlerce otomobilde yolda dolanıyor. War Driver denilen bu kişilerin istekleri çok katmanlı: Bazıları yabancı bir bağlantı üzerinden ücretsiz internete erişmek istiyor. Bazıları ise örneğin büyük firmaların kablosuz ağlarına bağlandıklarında veri casusluğu yürütüyorlar. Bir kısım saldırgan ise basitçe yalnızca eğlenmek istiyor. War Driver'ların şimdiye kadar ne kadar yoğun ve becerikli çalıştıklarını Wi-Fi spot bölgelerini bildiren
www.wifimaps.com web sitesi üzerinden takip edebilirsiniz. Burada bir kart üzerinde şimdiye kadar ortaya çıkarılmış telsiz ağlar kayıtlı ve böylece firmalara ve resmi mercilere sızmak için davetiye çıkarıyor.

Korunma yöntemleri

Korunma yöntemleri
Ancak War Driver'ların işlerinin bu kadar kolay olması ağ işleticilerinin sıklıkla eksik korunma önlemlerinde yatıyor. Hatta birçok W-LAN tümüyle erişime açık. Dört en önemli korunma yöntemi şunlar:

KORUNMA İPUCU1: W-LAN alıcılarının standart ayarlarını hiçbir zaman devralmayın. Ağı başka bir frekans üzerinden gönderin, ve aktarım kanalını değiştirin. Olabildiğince kırılamayan bir ağa sahip olmak için zaman zaman ayarları değiştirin. Bu ayarlar alıcının sürücüsü üzerinden birkaç tıklama ile gerçekleştiriliyor.

KORUNMA İPUCU2: Mutlaka bir firewall yazılımı kullanın. Bu sayede ağa girmek isteyenlere karşı korunmuş olursunuz.

KORUNMA İPUCU3: Sadece kesinlikle gerekli olan dosyaları genel kullanım için paylaşıma açın. Öteki ağ katılımcılarına yazma erişimi için hiçbir izin vermeyin.

KORUNMA İPUCU4: Öncelikle firmalarda ve resmi mercilerde şifrelendirme aygıtları kullanın.

Hacking Yöntemlerine Genel bir bakış

1.a Fingerprinting

Fingerprinting tanımı aslında karşı taraf hakkında bilgi toplamaktan ibarettir.Bir saldırı yöntemi değildir sadece karşı sistem hakkında bilgi verir ve saldırı için doğru seçimlerin yapılmasına olanak sağlar.Çalışan işletim sistemi, çalışan programlar işletim sistemi versiyonu gibi bilgiler sayesinde karşı sistemin güvenlik açıkları kolayca tespit edilip saldırı uygulanabilir.Bir çok çeşidi ve yöntemi vardır.En basit örneği , FTP Server’larından vermek mümkündür.FTP formatına göre karşı tarafa gönderilen “SYST” mesajı karşı tarafın işletim sistemi hakkında bilgi verir.Örneğin; anonymous olarak ftp.sau.edu.tr adresine bağlanıp, command ekranına SYST yazılırsa sonuç aşağıdaki gibi olacaktır :

Connected to ftp.sau.edu.tr

SYST
215 UNIX Type: L8
Host Type (S): UNIX Standart

Bu sayede karşı tarafta UNIX Standart yüklü bir makinenin olduğu tespit edildi.Bunun dışında telnet aracılığıyla bağlandığımız bir sistem direkt olarak bize işletim sistemini verebilir.Çoğu işletim sistemi üreticisi günümüzde bu bilgiyi telnet üzerinden otomatik olarak vermeye ayarlıyor ve çoğu sistem yöneticisi de bunları kapatmıyor.Aşağıda küçük bir örnek var:

playground~> telnet hpux.u-aizu.ac.jp
Trying 163.143.103.12 ...
Connected to hpux.u-aizu.ac.jp.
Escape character is '^]'.

HP-UX hpux B.10.01 A 9000/715 (ttyp2)

login:

Görüldüğü gibi yaptığımız tek şey telnet aracılığı ile karşı tarafa bağlanmaktı.Sistem bize işletim sistemini versiyon numarasına kadar verdi.Bu yöntemlerin dışında birde http Fingerprinting adı verilen ve adından da anlaşılabileceği gibi http protokolünü kullanan bir yöntem daha var.Bu yöntemde “http” ’de tanımlı “GET” metodunu kullanarak Web Server’ın ne olduğunu öğreniyoruz:

playground> echo 'GET / HTTP/1.0\n' | nc hotbot.com 80 | egrep '^Server:'
Server: Microsoft-IIS/4.0

IIS Web Server kurulu bir sistemde hangi işletim sisteminin yüklü olduğunu tahmin etmek pek zor değil.Bu anlatılan yöntemlerden farklı olarak daha alt seviye bazı yöntemler de mevcut.Bu yöntemler TCP/IP protokolünün işletim sistemleri arasındaki küçük farklarından yararlanarak amacına ulaşıyor.Aşağıda bunlardan bazılarını inceleyelim:


The FIN Probe: Bu teknikte karşı tarafın açık bir portuna bir FIN paketi yolluyoruz(Yani FIN kontrol biti bir olan herhangi bir paket).RFC 973 standart’ına göre karşı tarafın bu pakete hiçbir karşılık vermemesi gerekirken, MS Windows, BSDI, CISCO, HP/UX, MVS, IRIX gibi işletim sistemleri geriye RST paketi yollarlar.Günümüzde bir çok Fingerprinting aracı bu yöntemi kullanmaktadır.

TCP ISN Sampling: Bu teknik işletim sistemlerinin TCP/IP stack’lerinin “initial sequnce number”’ları (ISN) seçme özelliğinden faydalanıyor. Hatırlayacağınız gibi TCP/IP’de bir bağlantı kurulduğu zaman iki tarafta da byte akışının doğru sağlanması için sequence number’lar kullanılıyordu.Her yeni paket için de x kadar arttırılıyordu. Bu yöntemde işletim sistemlerini kategorize edersek: “Random Increments”, “True Random” ve “Time dependant model” olarak üçe ayırabiliriz. İlk modelde iki bağlantı için belirlenen seq. Number’lar arasındaki x artış miktarı her paket için random olarak seçilir ve sürekli bir öncekiyle toplanır.Solaris, IRIX, FreeBSD, Digital UNIX, Cray gibi işletim sistemleri ISN üretmede bu modeli kullanmaktadır. İkinci modelde ise iki bağlantının seq. Number’ları arasında hiçbir bağıntı yoktur, birbirlerinden tamamen bağımsızdırlar. Bu modeli kullanan sistemler arasında Linux 2.0.x Open VMS gibi sistemleri sayabiliriz. Üçüncü modelde ise ISN ‘ler belli bir zaman aralığında sabit bir sayıyla toplanarak elde edilirler. Windows bu üçüncü modeli kullanan bir yapıya sahiptir.

TCP TimeStamp: TCP başlığı içinde yer alan bu bilgiyi işletim sistemleri farklı işlerler.Bazıları bu özelliği desteklemez, bazıları ise belirli peryodlarla bu değeri arttırırlar.Bazı işletim sistemleri ise hep 0 döndürür.

TCP Initial Window: Bu teknikte karşı sistemden dönen paketlerin “Window Size”’ları kontrol edilir ve buna göre değerlendirme yapılır.Bu değerlendirme önemlidir çünkü çoğu işletim sistemi bu değer için sabit bir sayı kullanır.Örneğin AIX işletim sistemi Window Size değeri için hex değer olarak $3F25 sayısını kullanır.Aynı şekilde FreeBSD, OpenBSD ve Windows NT işletim sistemleri bu sayıyı $402E olarak belirlemişlerdir.

ICMP Message Quoting: Bu teknikte ICMP protokolünün “port unreachable” hatasından faydalanıyoruz.Bu hata karşı tarafa bir ICMP paketi gönderildiği ve bu port açık olmadığı zaman geri gelen bir hata mesajıdır.Çoğu sistem IP Header + 8 Byte geri gönderir.Fakat Solaris işletim sistemi 8 Byte’dan daha fazla gönderir, Linux ise Solaris’ten daha fazla gönderir.

Type Of Service: ICMP protokolünde alınan bir port unreachable paketinin ToS değeri incelenirse, bu değerin her işletim sisteminde 0, bir tek Linux’ta $0C olduğu görülmüştür.

TCP Options: TCP paket başlığında “TCP Options” değerini kullanarak işletim sistemi tahmini yapmaktır.Bu yöntemin bir çok avantajı vardır bunlardan birkaçını sıralarsak:

i) Her şeyden önce bu kısım isteğe bağlıdır yani birçok işletim sistemi bu değeri gözardı eder.

ii) Eğer bir Option ayarlayarak karşı makineye gönderirseniz, karşı sistemin cevabı o option’ ın desteklenip desteklenmediğini gösterecektir.Bu Option’lar da her işletim sistemine göre değişeceği için bu da bize avantaj sağlar.

iii) Bir çok Option’ı ayarlayıp sadece bir paket göndererek, cevap alabilirsiniz.Yani tek bir paketle karşı tarafın hangi Option’ ları desteklediğini kolayca anlayabilirsiniz.

WindowScale, NOP, Max Segment Size, TimeStamp TCP Options’ın alabileceği değerlerin bazılarıdır. Örneğin bu sayılan özelliklerin hepsi FreeBSD tarafından desteklenmektedir. Bunun yanında Linux 2.0.x sürümleri yukarıdakilerin çok azını destekler.İki işletim sistemi aynı Option özellikleri desteklese bile bunlara verdiği cevaplar faklıdır.Örneğin bir Linux sistemine küçük bir MSS(Max Segment Size) değeri gönderilirse, sistem aynı değeri bize geri gönderecektir.Geri dönen değerler aynı olsa bile sıraları faklıdır.Örneğin Solaris “MSS” değerine “NNTNWME” ile cevap verirken Linux 2.1.122 “MENNTNW” ile cevap verir

1.b Port Scanning

Port Scanning (Port Tarama) adı verilen yöntemde karşı taraf hakkında bilgi toplamayla alakalı bir işlemdir.Bu işlemde aynı Fingerprinting gibi protokol formatına dayanır ve karşı sistemde açık olan portları bulmamızı sağlar.Bu sayede Fingerprinting ’ten elde edemediğimiz bilgileri bulabiliriz.Örneğin karşı tarafın 135 no’lu portu açıksa muhtemel bir Windows İşletim sistemiyle karşı karşıya olduğumuzu varsayabiliriz.Yada bir başka örnek olarak karşı tarafta eğer 80’inci port açıksa bu makinenın da bir HTTP Server olduğunu varsayabiliriz.Port Tarama yönetimde bilgi toplama portların ne işe yaradıklarını ve genel kullanımlarını bilmekle alakalıdır.Bu şekilde karşı sistemin zayıflıkları bile bulunabilir.Aşağıda kendi makinemde denediğim Port tarama işleminin sonuçları görünmekte :

Scanning 127.0.0.1 (localhost), range : 1 -135

[110] Service found at: 110

[110] Could be: pop3

[110] Read:

[135] Service found at: 135

[135] Could be: epmap

[135] No data to read.

Burada kendi makinemde 1 ile 135’inci portlar arasında yaptığım port taraması sonuçları görülmekte.Görüldüğü gibi makinemde 110 ve 135’inci portlar açık durumda bu portların işlevleri ise sırasıyla “pop3” ve “epmap” olarak adlandırılmış. Başka birisi bende port taraması yapıp bu sonuçları aldığında makinemde muhtemel olarak Windows yüklü olduğunu kolayca anlayabilir.Bu örnekteki port tarama işlemi basit olarak şöyle bir senaryoyla anlatılabilir: Belli bir IP adresinin her portuna bağlantı isteği gönderilir.Eğer bağlantı gerçekleşirse port açık, gerçekleşmezse port kapalıdır diyebiliriz.

1.b.a Stealth SYN scan

Port Tarama işleminden bahsettik fakat bu işlemin alt seviyede nasıl yapıldığından sözetmedik.Bu sistem, karşı tarafın istenilen port aralığına bağlanma istekleri göndererek çalışır.Şimdi eski bilgilerimizi tekrar hatırlarsak TCP/IP protokolünde bir TCP bağlantısının gerçekleşmesi için 3 yollu el sıkışma olduğunu biliyoruz.Bu el sıkışmada bağlantı isteyen makine server’a bir SYN paketi gönderir.Bağlantı uygunsa server’da bu makineye bir SYN+ACK paketi yollar.Son olarak ta makine server’a bir ACK paketi yollar ve bağlantı kurulurdu.Stealth SYN Scan tipinde port tarama işlemlerinde son ACK paketi dikkate alınmaz, yani server ‘dan SYN+ACK paketi alındığında, o portun açık olduğu varsayılır ve bu şekilde tarama işlemi hızlandırılır.Bu saldırı yönteminden korunmak neredeyse imkansızdır.Fakat bazı paket filtreleme donanım yada yazılımları sayesinde gelen paketler incelenir ve SYN paketleri hep aynı IP adresinden geliyorsa bloke edilir.Aşağıda nmap adlı bir port scanner programının lokal ağda yaptığı bir taramanın sonuçları yer alıyor:

C:\kexji\nmap-3.75-win32>nmap -v -sS 10.0.0.21

Starting nmap 3.75 ( http://www.insecure.org/nmap ) at 2005-01-02 22:18 GTB Standard Time

Initiating SYN Stealth Scan against T1000 (10.0.0.21) [1663 ports] at 22:18

Discovered open port 3389/tcp on 10.0.0.21

Discovered open port 139/tcp on 10.0.0.21

Discovered open port 445/tcp on 10.0.0.21

Discovered open port 1025/tcp on 10.0.0.21

Discovered open port 135/tcp on 10.0.0.21

The SYN Stealth Scan took 1.47s to scan 1663 total ports.

Host T1000 (10.0.0.21) appears to be up ... good.

Interesting ports on T1000 (10.0.0.21):

(The 1658 ports scanned but not shown below are in state: closed)

PORT STATE SERVICE

135/tcp open msrpc

139/tcp open netbios-ssn

445/tcp open microsoft-ds

1025/tcp open NFS-or-IIS

3389/tcp open ms-term-serv

MAC Address: 00:50:FC:A0:26:AB (Edimax Technology CO.)

Nmap run completed -- 1 IP address (1 host up) scanned in 1.969 seconds

Görüldüğü gibi SYN Scanning lokal ağda 1.5 saniye gibi kısa bir sürede 1600 port taradık.Aynı işlemi normal adi port scanner’la yaptığımızda sonuçları elde etmemiz 3 dakika sürdü.Dikkat edilirse port tarama işlemi bittikten sonra bir de açık portların görevleri gösterildi.Bu sayede karşı tarafta hangi işletim sisteminin yüklü olduğunu tahmin edebiliriz.

1.b.b FIN Scanning

FIN Scanning’te Stealth SYN Scan mantığına dayanır.Karşı tarafa bir FIN paketi gönderilir.Bu paket TCP/IP protokolünde bağlantının bittiğini haber veren mesajdır.Eğer biz bağlı olmadığımız bir adresin herhangi bir portuna FIN paketi yollarsak ve eğer o port kapalıysa bir RST paketi geri döner.İşte bu sayede port kontrolü yapabiliyoruz.Fakat bu yöntem Windows işletim sistemi yüklü makineler için geçersizdir.Çünkü Windows yollanan her FIN paketine RST cevabını verir, port açık olsa da olmasa da.Her neyse aslında bu tarama yönteminin ortaya çıkış nedeni “SYN Scan” port tarama yönteminin bir çok paket filtreleme programı tarafından engellenmesi sonucu ortaya çıkmıştır.İlk kez Uriel Maimon tarafından Phrack 49, Article 15 ‘ te anlatılmıştır.Bu yöntem de günümüzde paket filtreleme programları tarafından engellenebildiği için hacker’ lar da değişik sistemler üzerinde değişik tarama işlemleri gerçekleştirmeye başlamışlardır.”XMAS Scan” ve “NULL Scan” adı verilen iki tip tarama yöntemi daha mevcuttur.XMAS yönteminde tıpkı bir Noel Ağacının her tarafının ışıl ışıl parlaması gibi, bir TCP paketinin bütün kontrol bitlerini etkin duruma getirir.Bu şekilde cevapları inceleyerek tarama işlemini yapar.NULL tarama metodunda ise XMAS ’ın tam tersi olarak tüm kontrol bitlerini etkisiz duruma getirir.Her neyse her iki metotta da karşı sistemin işletim sistemi paket cevaplarının incelenmesinde kilit rol oynar.

1.b.c Fragmented Packet Scanning

Bu tarama metodu, paket filtreleme programları tarafından engellenmesi en güç olandır.Çünkü bu metotta TCP Başlıkları da kendi içinde parçalara ayrılarak karşı tarafa gönderilir.Bu sayede paket filtreleme programı tüm TCP başlığını göremediği için filtreleme işlemini yapamayacaktır.Ancak yine de bu tarama metoduna da dayanıklı sistemler mevcut:Örneğin Linux sürümlerinde CONFIG_IP_ALWAYS_DEFRAG özelliği sayesinde, herhangi bir başlık tamamen oluşturulmadan cevap gönderilmez, paket işlenmez, yani bir nevi kuyruk oluşturur.Fakat çoğu ağ yöneticisi bu özelliği kullanmaz, çünkü ağ trafiğini yavaşlatır.Günümüzde çoğu port tarayıcı program bu yöntemi kullanmaktadır.

1.c Network Sniffing

Network Sniffing adı verilen yöntem ağda dolaşan paketlerin görüntülenmesi, ve kaydedilmesine olanak sağlayan bir yöntemdir.Bilindiği gibi çoğu yerel ağ sisteminin (LAN) temelini Ethernet oluşturmaktadır.Ethernet ilk tasarlanırken mühendisler kendi protokollerini test etmek için sniffer programlarını kullanıyorlardı.Fakat günümüzde Network Sniffing genellikle kötü amaçlara hizmet ediyor.Ethernet protokolü veriyi olduğu gibi gönderir, yani veriye herhangi bir şifreleme uygulamaz.İşte bu aşamada Sniffing daha da kolaylaşır.Ayrıca Ethernet protokolü gönderilen bu şifrelenmemiş veriyi bağlı olan tüm düğümlere(node) gönderir.Yani aslında aynı non-switched bir LAN da birbirlerine bağlı iki bilgisayarın birbirlerinin ağ trafiğini incelemeleri, sadece NIC (Network Interface Card) bir değişikliğe bağlıdır.Bu değişikliğin uygulandığı bir NIC üzerine gelen tüm bilgiyi filtrelemeden alır.Yani bağlı olduğu tüm ağ trafiğini inceleyebilir.Bu duruma gelmiş bir NIC ‘e “promiscuous mode” ‘a geçmiş denilir.NIC farklı amaçlara hizmet etmesi için farklı filtreleme metotları vardır.

Unicast: Destination Address ’ i NIC ’in kendi fiziksel adresi olan paketleri alır.

Broadcast: Destination Address ’i FF FF FF FF FF FF olan paketleri alır.Bu paketler ağ üzerindeki tüm düğümlere gönderilmek amacıyla oluşturulmuştur.

Multicast: Belirli bir adres veya adres aralığından gelen paketleri kabul eder.Bu adres aralığı NIC ‘in içinde tanımlanmıştır.Ayrıca bir paketin multicast özeliği taşıması için paketin grup bitinin aktif olması gerekir.Yani bir gruba ait olduğunu gösteren bit.Bu biti aktif olanlar NIC ‘ teki listeyle kontrol edilir.

All Multicast: Herhangi bir gruba bağlı yani grup biti aktif tüm paketler NIC tarafından kabul edilir.

Promiscuous: NIC gelen bütün veriyi alır.

Non-switched ağlarda “Packet Sniffing” oldukça kolay.Çünkü filtreleme işlemi NIC ‘ te yapıldığı için bu filtreleme işlemini değiştirme imkanımız var.Switched ağlarda ise durum biraz farklı.Switched ağlarda bahsedilen filtreleme işlemleri, switch yada router ‘ de yapılır.Yani gelen paket hangi adrese gidecekse o adrese yollanır.Switch o adresin nerede olduğunu bilir ve paketi o adrese yollar.Switched ağlarda Sniffing biraz detaylı bir konu olduğu için bunu başka bir dökümanda incelemeye karar verdim.(bkz. http://www.geocities.com/k3xji/dokumanlar/switched_ethernet_sniff.htm)

1.d DoS (Denial of Service)

DoS saldırıları günümüzde en yaygın kullanılan saldırı biçimlerinden biridir.Çünkü bir çok saldırı yöntemini içinde barındırır.DoS saldırıları genelde bir ağa ya da kaynağa ulaşımı engellemek için kullanılır.Kendi içinde mantıksal olarak ikiye ayırmak mümkündür: Program tabanlı DoS saldırıları ve Network tabanlı DoS saldırıları.Bu iki saldırıda da iki yöntem kullanılabilir birisi “flooding” diğeri “exploiting”.Flooding’te kullanıcı kurbana çok sayıda paket yollayarak belli bir işlemi çalışamaz duruma getirir.Exploiting yönteminde ise kurbanda çalışan herhangi bir program hedef alınıp bu programın açıklarından faydalanarak program, kullanılamaz hale gelir.Şimdi DoS saldırılarını kısa bilgilerle inceleyelim.

1.d.a DDoS Flooding

Bir makineye yada ağa DDoS saldırısı yapabilmek için bir kişi önceden kendine bir çok kurban makine bulup onlara kendi hazırladığı küçük bir programcık yükler(deamon).Bu programcık bu makinelerde sürekli bu kişiden bir istek bekler.Bu kişi istediği zaman bu programcıkları da kullanarak aynı anda binlerce paketi hedef sisteme yollayabilir.Bu paketler genelde ICMP Echo request yada UDP Echo gibi masum görünen ve sadece basit işlemler için tasarlanmış paketler olabilir.Ama aynı anda binlercesi gelince bu hedef sistemin ağ trafiğinin durmasına ve hatta programların çalışamaz hale gelmesine sebep olabilir.Bu saldırı sisteminden www.yahoo.com gibi siteler bile etkilenmiştir.Günümüzde hala önemini korumaktadır ve paket filtreleyici yazılımları veya donanımlarıyla fark edilememektedir.Akıllıca yapılmış bir DDoS saldırısı farklı IP adreslerinden geleceği için filtreleyici programı şaşırtabilir.Ama çoğu sistem bu tür saldırılara karşı önlemini almıştır.

1.d.b The Ping of Death

Artık günümüzde neredeyse bütün işletim sistemleri bu tür bir saldırıya karşı önlemini aldıysa da zamanında çok etkili bir yöntemdi.Bu yöntemin mantığı şöyle çalışır: ICMP protokolü ağda bilgisayarların hata mesajlarını birbirlerine göndermesini yada “Ping” gibi basit işlemlerin yapılmasını sağlar.ICMP spesifikasyonunda, ICMP Echo request’lerin data kısmı 216 ile 65,536 byte arasında olmak zorundadır.Eğer bu veri sınırlarının dışına taşmış bir paket kurban sisteme yollanırsa işletim sistemi böyle bir şey beklemediği için çalışamaz duruma gelecektir.

1.d.c TearDrop

Bu saldırı yöntemi biraz karışıktır ve IP paketlerinin reassembly yapılmasıyla ilgilidir.Bir IP paketi karşı tarafa yollandığında bu paket tekrar verilere ayrılırken paketin içinde bulunan “offset” bilgisi kullanılır.Bu “offset” bilgilerinin birbirleriyle çakışmaması yani üst üste gelmemesi lazımdır.Özel ayarlanmış bir paket bu senkronizasyonu bozabilir ve paketler üst üste gelirse ve bunu kontrol edebilecek bir mekanizma da mevcut değilse bu işletim sistemini çalışmaz duruma getirebilir.Bu saldırı yönteminden korunma yöntemi IP protokülünün kodlanması ile ilgili olduğundan tamamen işletim sistemi ile alakalıdır.Günümüzde çoğu işletim sistemi bu tür saldırılara karşı dayanıklıdır.

1.d.d Ping Flood

“Flooding” adı verilen olay aslında bir işlemin bir çok kere tekrarlanması demektir.Flooding saldırılarında amaç programa hata verdirmek değil programı işlemez duruma sokmaktır, yani kaldırabileceğinden daha fazla işlem emri vermektir.Daha önce aynı DDoS flooding’te olduğu gibi bu saldırı yönteminde de karşı sisteme binlerce paket yollanır ve bu paketler karşı tarafın ağ trafiğinin akışını durdurabilir.Bu paketler karşı sistemle aramızdaki hızı ölçmeye yarayan ping komutundan başka bir şey değildir.Ama bunlardan binlercesi sistemde ciddi ağ trafiğine yol açar ve kullanılamaz hale gelir.Bu saldırı yönteminde zekice bir taraf yoktur, sadece internet hızı yüksek olan bir sistem daha düşük olan bir sistemin ağ trafiğini kitleyebilir.Günümüzde çoğu sistem bu tür bir sadırıya korunmalıdır.Filtreleme programları bu sadırıları kolaylıkla engeller.Aşağıda örnek bir ping komutu ve sonuçları görünmektedir:

C:\ping www.google.com

Pinging www.google.akadns.net [66.102.11.104] with 32 bytes of data:

Reply from 66.102.11.104: bytes=32 time=119ms TTL=242
Reply from 66.102.11.104: bytes=32 time=126ms TTL=242
Reply from 66.102.11.104: bytes=32 time=165ms TTL=242
Reply from 66.102.11.104: bytes=32 time=178ms TTL=242

Ping statistics for 66.102.11.104:

Packets: Sent = 4, Received = 4, Lost = 0 (0% loss),
Approximate round trip times in milli-seconds:
Minimum = 119ms, Maximum = 178ms, Average = 147ms

1.d.e SYN Flooding

TCP/IP “stack” denilen bir bölgede tüm bağlantıları tutar.Tekrar eski bilgilerimize dönersek üç yollu el sıkışmadan hatırlayacağımız gibi SYN paketine cevap olarak SYN/ACK gönderiliyordu daha sonra biz tekrar ACK gönderiyorduk ve bağlantı kuruluyordu.Şimdi şöyle bir senaryo düşünelim:Bir kişi bir server’a SYN paketi gönderiyor fakat bu paketin özelliği içindeki “Source ip” kısmı bizim IP adresimizi göstermiyor, tam tersine aslında gerçekte varolmayan bir IP adresini gösteriyor.Bu noktada server bu SYN paketini alıp bağlantı işleminin aslında varolmayan IP adresiyle gerçekleşmesi için bu IP adresine SYN+ACK gönderiyor ve ACK almak için bekliyor.Bu bekleme sırasında IP adresi TCP/IP’nin stack’inde tutuluyor ve biz sürekli bu aslında varolmayan IP adresinden bu sisteme SYN paketleri yolluyoruz.IP adresinde hiçbir sistem varolmadığı için asla ACK paketi gelmiyor sonuçta belli bir süre sonra kurbanın TCP/IP stack’i taşıyor ve ağ trafiği neredeyse işlemez hale geliyor.Bu saldırı yönteminden de korunmak için yine basit bir paket filtreleme sayesinde mümkündür.

1.d.f Buffer Overflow

Buffer Overflow dediğimiz şey hatalı kodlanmış bir programın dışarıdan bir etkiyle belleğinin taşmasına neden olmaktır.Daha açarsak sınır kontrolü yapılmamış bir değişkenine alabileceğinden daha fazla veri atanırsa program bellek hatası verir ve bu hatayı kullanarak özel olarak hazırlanmış bazı kodlar sayesinde programın akışı değiştirilebilir.Bunun en güzel örneklerinden biri daha 1.5 seneyi doldurmamış Sasser Solucanıdır.Bu solucan Windows işletim sisteminde sürekli çalışan LSASS.EXE adlı dosyada bulunan bir Buffer Overflow hatası sayesinde milyonlarca makinaya bulaşabildi.

Bu LSASS.exe ‘nin asıl görevi (Local Security Authentication Server) Windows un kulanıcı işlemlerinin güvenliğini sağlamak ve kullanıcı izinlerini düzenlemekti.Fakat Windows 2000 ve XP yüklü makinelerde bu dosyanın kullandığı bir DLL dosyasında Buffer Overflow tesbit edildi.( (LSASRV.DLL).Bu sayede virüs 445’inci porta bağlanıp, programa istediği işlemleri yaptırıyordu.Daha sonra da LSASS.EXE kapatılıyordu ve 1 dakika içinde de server ‘ a reset atılıyordu.

Kısacası “Buffer Overflow Exploiting” bir programdaki programlama hatalarını kullanarak o programın değişkenlerine ve program akışına dışarıdan erişmeye denir.

Bu tür bir saldırı yöntemini engellemenin iki çeşit yolu olduğunu söleyebiliriz:Birincisi eğer programı geliştiren firma yada kişi bizsek Buffer Overflow hatalarını engellemek için alt seviye bellek fonksiyonlarından ve sınır kontrolü yapmayan değişken işlemlerinden olabildiğince kaçınmalıyız.Örneğin C dilinde, iki string tipinde değişkeni birbirine kopyalamak için kullanılan “strcpy()” fonksiyonu bu tür buffer overflow hatalarına gebedir.Çünkü birinci string’i ikinci string’e kopyalar fakat sınır kontrolü yapmaz.Yani eğer biz değişkenlerden herhangi birinin büyüklüğünü statik olarak girmişsek bu programda bellek taşmasına yol açacaktır.Örneğin aşağıdaki C programında çok basit bir buffer overflow görülmektedir:

int main(int argc, char *argv[])
{
char Buffer1[4];
char * Buffer2;
Buffer2 = “AAAAOverFlow”;
strcpy(Buffer2,Buffer1); // işte tam burada Buffer Overflow mevcuttur.
return 0;
}

Kodda görüldüğü gibi ilk 4 byte ’ tan sonra yazılan “OverFlow” kelimesi tam anlamını yansıtmaktadır.Bu pogram çalıştığında Buffer Overrun hatası verecektir.Ama OverFlow sözcüğü program stack ’ inin kritik kısımlarını etkileyecektir.

1.e TCP/IP Hijacking

TCP/IP Hijacking bir A sisteminin B sistemi ile C sistemi arasında kurulan bağlantıya sızarak kendini C sistemine B sistemi olarak göstermesi demektir.Peki bu iş nasıl yapılır?Öncelikle şunu söylemeliyimki bu tür bir saldırı için network sniffing kullanılacağı için A sistemi ile B sistemi aynı ağ üzerinde olmalıdır.

Bilindiği gibi TCP güvenilir bir protokoldür.Güvenilirden kastım her paketin karşı tarafa ulaşıp ulaşmadığı kontrol edilir ve sonra gitmesi gereken paketin önce gitmesi gerekenden daha önce gitmesi gibi senkronizasyon problemlerinin aşılması için her pakete belli senkronizasyon numaraları verilir(“sequence number”).Bu numaralar sayesinde iletişimde bulunan iki program gelen giden paketleri sırasına göre alıp sırasına göre işleyebilir.Eğer A sistemi “network sniffing” sayesinde B sisteminini tüm gelen giden paketlerini incelerse, B sisteminin C sistemiyle olan bağlantısında o andaki “sequence number”’ını tahmin edebilir.Bu hesapladığı sequence number ve B sisteminin IP adresini source IP olarak kullanarak karşı tarafa bir paket yollarsa, C sistemi doğal olarak artık A sistemini B sistemi olarak algılayacaktır.Bu sırada B sistemi C sistemine bir paket gönderse bile aralarındaki senkronizasyon numaralarında hata oluştuğu için artık C sistemi B sistemini tanımaz.Bu çeşit bir saldırının engellenmesi imkansızdır.Yapabileceğiniz tek şey ağda bir sniffer olup olmadığını araştırmak olacaktır.(bkz.Network Sniffers)

1.e.a RST Hijacking

RST Hijacking iki sistem arasında kurulan bağlantıyı dışarıdan kesmek için kullanılır.Bilindiği gibi RST Kontrol Biti TCP başlığında tanımlı spesifik bir bittir.Bu kontrol bit’i 1 olduğu zaman iki sistem arasındaki bağlantı sona erer.Eğer biz doğru ayarlanmış bir paketi iki sitemden herhangi birine RST biti 1 olarak olarak gönderirsek iki sistem arasındaki bağlantıyı dışarıdan kesmiş oluruz.Burada dikkat edilecek nokta yine TCP Başlık formatında tanımlı “acknowledgement number” dediğimiz kısımdır.Bu 32 bitlik kısım, sistemin bir sonra alacağını varsaydığı paketin “sequence number”’ını içerir.(bkz.TCP Hijackingequence Number).Eğer biz source ip kısmını iki sistemden birine ayarlayıp “acknowledgement number”’ıda bulabilirsek ve RST bitini de 1 olarak ayarlarsak, bu paketi alan sistem, bağlı olduğu diğer sistemin bağlantıyı kesmek istediğini sanarak bağlantıyı bitirecektir.Bu saldırı yönteminden de korunmak neredeyse imkansızdır.Fakat 32 bitlik bir sayıyı tahmin etmek imkansıza yakındır.Yani aynı TCP/IP Hijacking ‘te olduğu gibi, bu saldırının gerçekleşmesi için saldıranın kurban sistemle aynı ağda olup trafiği bir sniffer aracıyla izlemesi gerekmektedir.Bu noktada bu saldırıyı engellemenin tek yolu ağda sniffer kullanımını bloke etmekten geçer.

1.f Shattering (Mesajlaşma sistemi açıkları)

Bu saldırı yöntemi aslında çok yeni değildir fakat son günlerde hacker’ ların ilgisini biraz daha çekmiştir.Bu yöntemde Windows’un mesajlaşma sisteminin zayıflıklarından faydalanılır.Windows’ta daha önce API düzeyinde programlama ile uğraşan herkesin bileceği gibi Windows işletim sistemi mesajlaşma sistemi üzerine kurulmuştur.Bundan kastım, oluşturulan her kontrolün kendine özgü bir “handle”’ı vardır.Sistem bu “handle”’lar arasında giden mesajlar sayesinde işler.Örneğin Windows’ta bir düğmeye tıklandığında WM_LBUTTONDOWN mesajı bu düğmeyi içeren form’a gönderilir ve işlemler orada gerçekleşir.Bu şekilde binlerce mesaj aynı anda farklı programlarda işlenebilir.Fakat bu sistemin de bir takım zayıflıkları vardır.Windows bu mesajı gönderenin kim olduğuna bakmaz, yani daha açarsak, mesaj dışarıdan başka bir programla da rahatlıkla gönderilebilir.BU zayıflıkta diğer programın ilk programı kullanarak bazı haklar elde etmesine yol açabilir.Örneğin Microsoft’un Windows 2000 SP3’e kadar ürettiği Windows versiyonlarda WM_TIMER mesajı ile ilgili bu tür bir açık mevcuttu.Bu açık sayesinde kötü niyetli bir kişi başka bir programı kullanarak yetkisi dahilinde olmayan işlemleri gerçekleştirebiliyordu.Bu saldırı yöntemini birisinin gerçekleştirebilmesi için saldırıyı yapacağı makineyi kullanıyor olması gerekmektedir.Yani dışarıdan bir tehlikesi yoktur.Bu saldırı yöntemi ile bir kişi administrator yetkisi olmayan bir sistemde administrator yetkisini kolaylıkla kazanıp ağda bir takım değişikler yaparak o makinenin bağlı olduğu ağın tümünü kullanılmaz hale getirebilir.
 

Kaynak: http://www.olympos.org

Sanal Suçlu Nasıl Avlanır !

    
              
Internet aracılığıyla tehdit dolu bir “e-posta” mı geldi? Bilgisayar kurdu olmamıza gerek kalmadan kısa bir takiple sanal suçluya ulaşabilirsiniz..
İşte suçluyu avlamanın yolu...

Önce kimliği meçhul , tehdit dolu e-postanın lP numarasını bulun.

Internet ten sürekli elektronik Posta kutunuza yağan tehdit Yada küfür dolu e-postalardan (e-mail) bıktıysanız, size bu postalan gönderen “sanal suçlu” yu avlamanın yolu var. Bu işin uzmanlarına göre Sanal suçluyu bulmanın ilk Adımı da gelen e-postaların Internet protokol numarasını (IP numarası) belirlemek. Bu IP numarasının kolaylıkla belirlendiğini belirten uzmanlar, bu yolla art niyetli kişiye kolaylıkla ulaşılabildiğini belirtiyor. Internet’te sanal suçlu avı, ev yada iş yerinizdeki bilgisayarınıza tehdit dolu bir e-posta ulaşılmasıyla başlıyor işte örnek olarak aldığımız "Outlook Express" sistemi için, adım adım “sanal suçlu” yu

Takibin yolu:
1-Ekranın sol üst köşesindeki "dosya" bölümünü tıklayın
2-Seçenekler mönüsünden özellikler bölümüne girin
3-Buradan ayrıntılar bölümünü seçin.
4-Sağ alt köşedeki ileti kaynağını tıklayın.
5-Burada recievet from (kimden alındığı) bölümünde 0000.0000.0000 düzeninde çeşitli rakamlardan oluşmuş bir numara göreceksiniz. işte bu her bilgisayarda olması gereken IP yani Internet protokol numarası
6-Bu numaranın kime ait olduğunu bulmak için “http://combat.uxn.com” adlı wep adresine girin.
7-Bu sitede Asya, Pasifik, Avrupa ve Amerika adlı üç ayrı arama motorunda elde ettiğiniz IP numarasını kimliğini arayın. ;( Hangi ülke hangi şirket yada oluşum olursa olsun, IP adresi bilgileriyle bu sitede çıkıyor.)
IP numarasını kime ait olduğunu bulduktan sonra ne yapmanız gerekiyor?

IP numarası bir şirkete aitse
İşyeri yüzlerce bilgisayara sahip olabilir Ancak işyerindeki her bilgisayar, tek servis sağlayıcısı Üzerinden çalıştığı için dışarıda tek IP ile temsil edilir. Şirkete ait IP numarasını yine http://combat.uxn.com sitesinden bulabilirsiniz. Bu noktadan sonra Şirketteki hangi bilgisayarın sorunu olduğunu bulmak Gerekiyor. Her bilgisayarın şirket bünyesinde kendi Özel IP si bulunuyor. Bu özel IP numarası da şirkette mevcuttur.

IP numarası bir eve aitse
Sanal suçlu e-postayı evindeki kişiler bilgisayarından gönderdiyse, IP numarası herhangi bir servis sağlayıcısına (E-kolay, Superonline , Turk.net vb.) ait olacaktır. IP numarasını yine http://combat.uxn.com 'da aradığımızda, hangi servis sağlayıcısına ait olduğunda bulacaksınız servis sağlayıcıları kişinin ne zaman hangi IP numarasıyla Internet’e bağlandığını bilse de bunu saklı tutar bunun için hukuki yollara yani savcılığa başvurmak gerekir.

CIA ve FBI "örümcek "kullanıyor
Amerika' da e-posta hesabı sağlayan bazı şirketler CIA ve FBI hesap sahiplerine ait bilgileri verebiliyor. Ardından, spider (örümcek)adlı bir programla e-posta'larda, örneğin Başkan Bush' ,'Bomba', 'Terör' .'Öldürmek' gibi belirli kelimeler taranıyor. Bu Kelimeleri içeren e-postalar, CIA ya da FBI ‘ya gönderiliyor. Gerisini istihbarat uzmanları hallediyor.

Hukukçu görüşü: Deliller kaybolabilir
"Internet Hukuku" adlı kitabın yazarı Prof. Dr. Gürsel Öngören,Türkiye' de Internet yoluyla işlenen suç sonrası işleyen hukuki prosedürü şöyle anlattı: "Kişi, tehdit içerikli bir e-posta aldığında savcılığa suç duyurusunda bulunur. Bir soruşturma başlatılır. Deliler toplanır. Servis sağlayıcısından kişiyle ilgili bilgi istenir ,tehdit içerikli e-posta geçip geçmediği sorulur. Ancak servis sağlayıcılar en fazla bir hafta kayıt. tutar.Yani suç delillerinin kaybolma ihtimali vardır .Türkiye'de açılmış birkaç dava bulunuyor. Ancak yetkisizlik kararı veriliyor.

IP numarası internet cafeye aitse
Sanal suçlunun en zor Yakalanabileceği tek Yöntem Internet cafelerini Kullanması çünkü art niyetli Kişi e- mail attıktan sonra oradan Uzaklaşabilir yine http://combat.uxn.com sitesinden bulacağınız IP numarası bu durumda bir Internet cafeye ait olacaktır ve Sanal suçlu ,ancak sürekli aynı Internet cafeye gidip bilgisayar Kullanırsa adli merciler tarafından sanal takibe geçilerek bulunabilecektir.

Hotmail ve Yahoo'dan takip
Sanal suçlu'nun işyeri veya evdeki bilgisayarından 'hotmaıl' veya 'yahoo' gibi uluslararası Internet tabanlı e-posla sağlayıcılarına girip sahte isimle ikinci bir IP numarası almış olma olasılığı da çok büyüktür zor olmasına rağmen mümkün. Hotmail ve yahoo da en son hangi IP dan kendilerine bağlanıldığını kayıtlarından çıkara biliyor. Ancak yine bu kez uluslar arası hukuki yollara başvurmalısınız.

 Kaynak: http://www.internetdergisi.com/index.php?Part=Article&id=9


İnternetten nasıl para kazanılır?

Çoğu kişi internetin de yardımıyla oturduğu yerden para kazanmayı ister. Ancak bunu çok azı başarabilir. Bugüne kadar pek çok yerde bir web sitesi açıp ayda birkaç yüz dolar para kazanabilen kullanıcılarla karşılaşmış olabilirsiniz.

Tam da bu noktada akıllara "madem internetten kazanılıyor, neden herkes bu işe girmiyor?" türünde bir soru gelebilir. Cevabı aslında basit. İnternetten para kazanmanın pek çok yolu var. Ama bu yolları kullanarak sabit bir gelir elde etmek veya daha çok kazanmak için biraz özveri gerekiyor. Kısacası herkes aynı özveriyi göstermiyor. Yani bir siteden para kazanabilmek ile o siteden kazanılan miktarı artırmak farklı şeyler. Bu yüzden örneğin Google reklamlarına üye olarak ilgili kodları sitenize koymak para kazanmak için atılmış bir adımdır. Ancak daha çok para kazanmak için yeterli değildir. Yapılması gereken bazı işler vardır.

Reklamlar veya içerikler yardımıyla açılan bu gelir kapısına siz de dahil olmak isterseniz derlediğimiz listeye göz atmanızda fayda var. Hemen belirtelim burada aktaracağımız tüm modeller dünya üzerinde internetten nasıl para kazanıldığı konusundaki yeni eğilimleri aktarmak amacıyla hazırlandı. Bir kısmı Türkiye için geçerli sistemler değiller.

Elbette listenin tamamı bu kadarla sınırlı da değil. Yazıda göremediğiniz ve bildiğiniz farklı yollar varsa yorum bölümüne ilgili adresleri ve kısa açıklamasını yazarak içeriğe siz de katkıda bulunabilirsiniz. Böylelikle daha güncel ve geniş bir listeye ulaşmış oluruz.

Tıklama başına ödeme sistemi

Tıklama başına ödeme sistemi
Google tabii ki bu kategoride bilinen en meşhur isim. Ama başkaları da var. Temel anlamda yapmanız gereken şey oldukça basit. Sisteme üye olup size verilecek olan kodları kendi sayfanıza yapıştırmanız yeterli. Ardından sistem resim veya düz metin olarak web sitenizdeki konuyla ilgili olan reklamları döndürmeye başlayacaktır. Siteniz üzerinden tıklanacak her reklam karşılığında da para kazanacaksınız.

Bu tip reklamlardan daha fazla para kazanmanın yolu sitenizin genel ziyaretçi trafiğiyle ve daha da önemlisi "tıklanma/gösterilme oranı" (click through rate) ile "tıklama başına maliyet" (cost per click) değerleriyle alakalıdır.

Tıklanma oranının artması ise web sitenizin tasarımıyla ve içeriğiyle doğrudan bağlantılıdır. Edinilen tecrübelere göre tasarımı iyi olan bir sitede içeriğe gömülmüş reklamlar konuyla bağlantılıysa tıklanma da artıyor.

Öte yandan reklam veren bir kullanıcı için emlak, finans, eğitim gibi konuların reklam bedelleri daha fazlayken, mesela teknoloji üzerine olan reklamlara ödeyecekleri bedel daha düşük oluyor. Sitesine bu reklamları alan kullanıcının konuyla bağlantısı ise sistemden alacağı yüzdeyle alakalı. Sistem, reklam veren kişiden aldığı paranın belirli bir yüzdesini reklam alan siteye veriyor. Bu da sizin kazanacağınız para anlamına geliyor.

Site trafiğinize bakacak olursak, eğer bir kullanıcı sayfalarınızı arama motorları üzerinden bulduysa reklamlarınıza tıklama olasılığı da yüksek demektir. Çünkü bu kişi bir konu veya kelime arayarak size geliyor. Diğer yollarla sayfanıza gelen ziyaretçilerin reklama tıklama oranı ise oldukça düşük kalacaktır.

Bu sistemle çalışan sitelere örnekler;

Adbrite
Microsoft Adcenter
Google Adsense
BidVertiser
Chitika
Clicksor
Yahoo Publisher Network

CPM modeli

CPM modeli
CPM (Cost per Mille) tarzındaki reklam modeli de tıklama başına ödeme sistemi kadar yaygın. Bu model ise her 1000 izlenmeye göre bir maliyet çıkarılması hesabına dayanıyor. Kaba bir hesapla aylık 100.000 görüntülemeye sahip olan sayfada çıkacak 1$'lık bir reklamın getirisi size 100$ olur.

CPM oranları da çeşitlilik gösterebiliyor. Bunda en belirleyici unsurlar reklamın tipi ve sayfadaki yeri. Sayfanın üst kısımlarına yerleştirilmiş bir reklamın daha yüksek CPM değerine sahip olacağı bir gerçek. Benzer şekilde daha büyük boydaki reklamlar için de aynı durum söz konusu. Bu doğrultuda kazancınız genellikle her 1000 gösterim için 0,10 - 10$ aralığında değişkenlik gösterebilir.

Bu modelin en verimli çalıştığı web siteleri de yüksek görüntülemeye sahip forum veya online dergi gibi içeriği sürekli güncellenen ve yoğun kullanıcı trafiğinin yaşandığı sayfalardır.

CPM modeliyle kazanmanızı sağlayan bazı adresler ise şöyle;

Advertising.com
Burst Media
Casale Media
Right Media
Tribal Fusion
Value Click

Satış ortaklığı

Satış ortaklığı
Son dönemlerde sıklıkla rastladığımız bir yöntem. Aynı ürünün farklı bir çok sitede satıldığına denk gelmişsinizdir. Bu sisteme göre, satışı yapılan ürünün sahibiyle bir sözleşme yaparsınız. Bu sözleşmeye göre de sizin siteniz üzerinde doğrudan veya dolaylı yoldan o ürünlerin satışı gerçekleştirilir. Eğer kullanıcılar siteniz üzerinden alışveriş yaparlarsa siz de ürün sahibinden belirli yüzdelerde bir pay alırsınız.

Yaptığınız sözleşme eğer doğrudan satışı içeriyorsa, size web sitenize eklemek üzere bir kod parçası verilir. Dolaylı yollarda ise genellikle bir metin veya reklam banner şeklinde sayfanıza ekleyeceğiniz bir materyal verilir. Bunlara tıklayıp üzerinden giderek ilgili siteden alışveriş yapılırsa siz de payınızı alırsınız.

Bu modelle çalışan sistemlerden bazıları;

Azoogle Ads
ClickBank
Commission Junction
Link Share

Widgets (küçük araçlar)

Widgets (küçük araçlar)
En yeni akımlardan birisi de sitenize küçük araçlar koyarak bunlar üzerinden gelir elde etmek üzerine. Üye olacağınız sistem size bir kod parçası verecek. İstediğiniz içeriğe göre şekillendireceğiniz araç kutunuzda belki bir dijital fotoğraf makinesi listesi, belki son haberler belki de bir başka içerik yer alabilecek.

Sitenizde çalışacak bu ufak kutudaki tıklama veya gösterim başına da belirli oranda bir pay alacaksınız. Bunun yanında bu modelle çalışan bazı sistemler metin şeklinde reklamlar veya link ortaklığı gibi seçenekler de sunabiliyor. Siteye kurulumu ve çalıştırması oldukça kolay bir yöntem denilebilir.

Bu yolla çalışan bazı sistemler;

ScratchBack
SmartLinks
WidgetBucks

İş ilanları ve RSS reklamlar

İş ilanları ve RSS reklamlar
RSS kaynaklarının web sitelerine kolayca eklenebiliyor oluşu site sahiplerinin sayfalarını başkaları tarafından hazırlanan ve kendi konularıyla bağlantılı bu içeriklerle destekleyip içeriği zenginleştirmelerini de kolaylaştırdı.

Feedburner gibi pek çok site de kendi ağını oluşturmuş durumda. Burada da tıklama veya görüntüleme başına gibi seçenekler sunulabiliyor.

BidVertiser
Feedburner
Pheedo

İş ilanları
Bugünlerde özellikle blog sayfalarında sıklıkla rastladığımız bir diğer yeni metod denilebilir. Sayfanıza ekleyeceğiniz küçük kutucuğa gelecek konuyla ilgili ilanlarında tıklama üzerinden size de bir pay verilebiliyor. Avantajı ise pasif görünümde oluşu. Yani reklamlar kadar rahatsız edici değil ve ihtiyaca yönelik olduğundan tıklanma şansı da yüksek.

Bu tarzda iş yapan sitelere örnekler;

Jobbex
JobThread
SimplyHired Job-o-matic
Web Scribe Job Board

Bağışlar (donations)

Bağışlar (donations)
Çoğu zaman yabancı blog sitelerinde bu butona denk geliriz. Para kazanmanın en basit yolu da denilebilir. Sayfanıza koyacağınız bir bağış butonu sitenizi ziyaret eden kullanıcıların takdirine kalacak şekilde size belirli bir kazanç sağlayabilir.

"Durduk yere neden para vereyim?" düşüncesinde olabilirsiniz. Ama herkes sizin gibi düşünmüyor da olabilir. Site içeriğinizde özellikle önemli ve noktasal bilgiler aktarıyorsanız ya da bir kullanıcının çok işine yarayacak bir bilgi veriyorsanız bunun takdiri olarak bir sürprizle karşılaşma şansınız da var. Her ne kadar bu şans düşük olsa da bunu artırmak için bir yolunuz da var. Bu da kişilere faydalı bilgi sunmak.

Bir kullanıcının problemini giderecek bir yazılım, program parçası veya bir ürün ortaya koymuş olabilirsiniz. Bunu ücretsiz olarak dağıttığınızda yanına iliştireceğiniz bir bağış butonu size ufak ama çok sayıda geri dönüş sağlayabilir. Yurtdışındaki ziyaretçilerden de para alabilmek için en bilinen yöntem ise bir PayPal hesabınızın olması.

Hatta bu için bloglara özel bağış butonları ve araçlar da geliştirilmiş. En sık uygulamalara WordPress ile ilgili bloglarda rastlanabilir.

Pop-up pencereler

Pop-up pencereler
Halen internetin en sinir bozucu reklam yolu olsa da bu modelle çalışan sistemler var ve kazandırabiliyorlar. Fakat baştan uyaralım eğer trafiğinizi artırmak istiyorsanız ve sadık bir okur kitlesi oluşturmak amacındaysanız sitenize ilk girecek kişilerin bu tarz bir uygulamayı görmesi onları sayfadan soğutacaktır.

Ayrıca pek çok pop-up pencere engelleyici yazılımın olduğunu ve hatta tarayıcılarla tümleşik çalıştığını da hatırlatalım.

Buna rağmen yapmak istiyorsanız şu sayfalara göz atabilirsiniz;

Adversal
PayPopup
PopupAd
Tribal Fusion

Sesli reklamlar

Sesli reklamlar
Net Audio Ads tarafından sunulan enteresan bir yöntem. Burada da dinleme başına ödeme yapılması söz konusu. Sayfanıza giren her bir ziyaretçi genellikle 5 saniyelik sesli reklamı da dinliyor.

Kritik nokta ise kullanıcının bu 5 saniye içinde sayfayı veya reklamı bir şekilde kapatmaması. Şirket halen testlere devam ediyor. Bazı kullanıcıların iddialarına göre gösterim başına 4 ila 6$ civarına kadar bir gelir elde etmek mümkün.

Gelirin güzelliğine rağmen kullanıcılara karşı ters tepebilecek bir uygulama olabilir. Kullanmadan önce tekrar bir düşünmek gerekir.

Türkiye'deki reklam ortaklığı

Türkiye'deki reklam ortaklığı
Sıraladığımız yöntemlerin pek çoğu internetteki yeni eğilimlere yönelik web sitelerini içeriyor. Google gibi büyük firmaların Türkiye'ye ödemesi var. Ama sesli reklamlar gibi uygulamalar buraya ne zaman uygulanabilir orası şimdilik meçhul.

Benzeri ortaklık modellerini uygulayan Türk firmalar da mevcut. Genellikle sistem tıklama üzerine kurulu modellerle işliyor. Tabii ki Linkz gibi bazı alternatif yollar da söz konusu. Yapmanız gereken şey dilediğiniz sisteme üye olup ilgili açıklamalar dahilinde sayfanıza gereken kodları eklemek.

Türkiye'de içerik, reklam veya satış ortaklığı üzerine kazandıran internet sayfalarından bazıları şunlar;

Adnet
Gedik Gross
GittiGidiyor
Hem al Hem sat
Linkz
Mynet Adklik
Nevaria

İnternet ve Reklamcılık


İnternet Reklamcılığı; bir firmanın, ürünün veya hizmetin internet üzerinden tanıtılmasıdır. Tüketicinin aradığı ürün ve hizmete doğruda ulaşmasındaki en büyük rol internet reklamlarındadır.

Günümüzde milyonlarca kişi aradığı hizmet ve ürünü internet üzerinden buluyor. Alanında büyümüş, markalaşmış firmaların % 90'ı bulundukları noktaya
internet reklamcılığı sayesinde gelmiştir.

İnternet Reklamlarının Özellikleri

+ Reklamınızın belirli saatlerde değildi 24 saat kesintisiz yayınlanır.
+ Tüketicinin sizin hangi alanda uzman olduğunuzu ürünlerinizi hizmetinizi tanımasını sağlar
+ Hizmetiniz ve ürünleriniz hızla tanınmaya başlar
+ Rakiplerinizden her zaman bir adım önde olmanızı sağlar.
+ Şeffatır. Reklamlarınızın ne kadar işe yaradığını, kaç kişinin kullandığını, reklamlardan sonraki performansınızı anında raporlanmasını sağlar.
+ İnternet kullanımını ve reklamınızın yayınlandığı alanların her geçen gün kullanıcısının artması

Diğer Reklam Türlerinden Farkı

+ Reklamınız kendi istekleriniz doğruldusunda yayınlanır.
+ Anında müdehale edilebilir
+ Diğer Tüm reklam türlerinden açık farkla daha ekonomiktir

Ve en Önemli farkı !
Camların silinmesinde kullanılma riski olan bir gazetedeki reklamlardan, en sevilen dizileri filmleri böldüğü için bir sinir ile kapatılan tv reklamlarından, veya saatte 80 km hızla gittiğiniz aracınızın içindeyken ne yazdığını bile anlayamadığınız billboard reklamlarından biri olmamasıdır.

Kaynak: http://e-dergi.reklamlariniz.com

Firewall

Çok sayıda casus yazılım, her gün başka PC'lerdeki güvenlik açıklarını bulmak için interneti tarıyor. Bilgisayarınız yeterince güvenli mi? Kendinizi nasıl en etkili şekilde koruyabileceğiniz bu yazıda...

Web sunucuları hemen her gün hackerların saldırısına uğruyor. Bu saldırganları, biraz polisiye enerji, biraz da sportif hırsla büyük sistemlerin ve onların işletim sistemlerinin güvenlik açıklarını nişan alan internet kaçıkları olarak tanımlayabiliriz. Neyse ki meşhur hackerların neredeyse hiç biri özel kullanıcıların kişisel dosyalarını hedef almıyor. Çünkü bu sistemleri kırmak son derece kolay. Hackerların mantığı ve etiği biraz farklı: Ancak çok büyük bir savaştaki başarının, ün ve takdir edilmeyi beraberinde getireceğine inanıyorlar. Buna rağmen ev kullanıcılarının tamamen huzur içinde yaşaması mümkün değil. Çoğunlukla acemi hackerlar,Windows kurulu sistemlerde işin inceliklerini öğrenmeye çalışıyor. Ayrıca script-kiddie adı verilen kullanıcılar internette hazır programları aratarak, bunları hızlı bir veri biçiminde kendi PC'lerine indiriyorlar.
Bu durum özellikle çevirmeli ağ bağlantısıyla daha da vahim bir hal alıyor. Saldırganlar, bu şekilde her bağlantıda takiplerini zorlaştıran ve büyük kullanıcı kitlesi arasında kaybolmasını sağlayan farklı IP adresleri alıyorlar. Bu nedenle bu işin uzmanları, büyük online-servis sağlayıcılarını hackerlar ve skript-kiddies olarak adlandırılan kitlenin tecrübe kazanabilecekleri bir buluşma noktası sayıyor. Dosyalarınızı bir firewall yardımıyla nasıl meraklı bakışlardan koruyabileceğinizin, güvenliği en iyi şekilde sağlamanın yollarını bu yazıda bulabilirsiniz.

Hassas firewalllar:

Hata uyarıları webde gezintiyi engellemeye başladığında Kulağa tuhaf gelse de mantıklı: PC'nizi ne kadar güvenli yaparsanız, ondan o kadar az faydalanabilirsiniz. Her kalıcı kullanıcı dosyasını, JavaScript'i veya pingi özel olarak bloke etmek istediğinizde, online hizmetler kısa sürede sırtınızda o kadar büyük bir yük olmaya başlar. Tam aksi şekilde pek çok kuralın otomatik olarak firewall tarafından yaratılmasını sağlarsanız, ayarlarla ilgili daha az çaba göstermek zorunda kalırsınız, ancak güvenlik düzeyi de aşağıya çekilmiş olur. Bu nedenle bir orta yol bulmak gerekiyor. Firewall, hiddetle bir başka kullanıcının bilgisayarınızın açık portlarını açığa çıkarmaya çabaladığına dair uyarı sinyali vermeye başladığında paniğe kapılmamalısınız. Bu tarz taramaları her gün göreceksiniz. Firewall�un söylemek istediği tek bir şey var: Güvenlik için yaptığınız yatırım boşa gitmez.

Zone Alarm: Ücretsiz Firewall

Ücretsiz olan her şey kötü olmak zorunda değil. ZoneAlarm, freeware olarak piyasada yer alsa da firewall temel koruma mekanizmalarına sahip. İleri düzeydeki kullanıcılar için sınırlandırılmış konfigürasyon seçenekleri yeterli olmayabilir.

Bölgelerin tanımlanması: Ağ ve internet arasındaki fark

ZoneAlarm'ın fonksiyonlarında, internet ve örneğin şirketinizdeki veya evdeki yerel ağlar gibi lokal alanlar arasında farklar görülüyor. Genel olarak internet ortamında daha yüksek güvenlik sağlanması gerekir. Yerel ağda orta seviyeli güvenlik önlemleri de yeterli olacaktır. Ancak ZoneAlarm hangi alanın nereye ait olduğunu ayırt etmekte güçlük çekiyor. Bu konuda Security menüsündeki Advanced düğmesinden yardım alabilirsiniz. Buradan tüm önemli ağ bağlantılarının listesini elde ediyorsunuz ve yerel ağa ait olanları işaretleyebiliyorsunuz. Örneğin NDIS (yerel ağ kartları için varsayılan) veya ağ kartınızın adını taşıyan kaydı etkinleştirin. Asla PPP-Adapter veya WAN PPP/SLIP (DSL için ideal) gibi kayıtları aktive etmeyin. Farklı bilgisayarları veya güvenilir alanları  Addle diğerlerinin arasına dahil edin.

Splashscreenin kapatılması:Rahatsız edilmeden Webde gezinti

ZoneAlarmın sıklıkla karşınıza çıkaracağı uyarıların sizi rahatsız etmeye başlaması halinde Alerts menüsünden Show the Alert Pop-up Windows seçeneğini kapatın. Ayrıca Pro-sürümünü satın almanızı talep eden sinir bozucu pencerelerden de (splashscreen) kurtulabilirsiniz. Başlat/Programlar/Başlangıç menüsündeki ZoneAlarm simgesine sağ tuşla tıklayarak kısayol özelliklerini ...ZoneAlarmzonealarm.exe nopopup no-splash şeklinde değiştirmeniz halinde uyarı penceresi ortadan kaybolacaktır.

Firewall kurulumu: Hangi programın webe erişebileceğini belirleyin

Internet programlarının, özellikle de eposta alabilmeniz, FTP sunucularına bağlanabilmeniz ve bütün fonksiyonlarını yerine getirebilmeleri için tam izinle çalışmaları gerekir. ZoneAlarm her programda hiç çekinmeden, Popup aracılığıyla yönelteceği soruyla bu uygulamanın internete erişip erişemeyeceğini soracaktır. Her defasında hangi programın internete erişmeye çalıştığını ve bunun gerçekten gerekli olup olmadığını gözden geçirin. Ne kadar fazla programı bu düzeyde kullanırsanız, daha sonraları o kadar az şekilde ZoneAlarm tarafından rahatsız edilirsiniz. Her zaman aynı uyarılarla karşılaşıyorsanız, bu uyarıların gerçekten anlamlı olma ihtimali kuvvetlenecektir. More Info seçeneğine tıklarken dikkat edin. Zone Alarm bazı sistemlerde bu özelliğe erişim sırasında kilitlenebiliyor ve bilgisayarınızı yeniden başlatmak zorunda kalıyorsunuz.

ZoneAlarm'ın Popup sorularını doğru yanıtlamış olsanız dahi pek çok açık konfigürasyon seçeneğini elle değiştirmeniz gerekebilir. Ayrıca bazı programlar internet erişimlerinin engellenmesi halinde çalışmayı reddedip erişim haklarının açılmasını isteyebiliyor. Bunun için Programs'a tıklayarak uygulamaların listesini elden geçirebilirsiniz. Allow connect kısmından yerel ağ veya internet erişimi için hangi programın online bağlantıya ihtiyaç duyduğunu belirtin. E-posta programınıza ve FTP istemcilerinize erişim hakkı tanıyın. Windows Media Player veya Real Player gibi araçlarda da bu tip sorularla sıkça karşılaşabilirsiniz, çünkü bu çoklu ortam yazılımları oynatma codeclerini sonradan yüklemek istiyor olabilir.

Sunucu hizmetlerinin bloke edilmesi ve tekrar açılması: Sunucu nedir?

Aynı listeden hangi programların sunucu olarak kullanılabileceğini de belirleyebilirsiniz. Ancak ZoneAlarm�da sunucu (server) özel bir kavram. Bahsedilen internet iletişimi sırasında aktif şekilde veri bekleyen ve onları alan tüm programlar sunucu olarak tanımlanıyor. Güvendiğiniz FTP programına sunucu haklarını tanıyabilirsiniz. RealPlayer veya Outlook gibi uygulamalar işlevlerini tam yerine getirebilmek için aynı sunucu haklarına ihtiyaç duyacaklardır. Aynı şekilde tüm bu izinler dosya paylaşım sistemleri, messenger yazılımları ve IRC gibi chat istemcileri için de geçerlidir. Ancak bu sunucu hakları firewallunuzda güvenlik gediklerine neden olur. İlgili portlar açık ve tarayıcılar için uygulama çalıştığı sürece görünür olacaktır. Bu nedenle bu haklarla ilgili dikkatli olmalı ve işinizi tamamladıktan sonra onları sonlandırmakta özen göstermelisiniz. Kritik durumlarda Security menüsündeki Block Internet Server seçeneği, sunucu hakları tanıdığınız bu tip programların erişimini de geçici olarak engeller.

Tiny: İdeal Bir Firewall

Tiny Firewall, oldukça esnek ve sadece dosyaların engellemesiyle sınırlı kalmayan çok fonksiyonel bir firewall güvenlik çözümü sunuyor. Sahip olduğu özelliklerden biri ön plana çıkıyor. Tiny Firewall sayesinde uygulamaların internet erişimi belirli saatler arasında sınırlı tutulabiliyor. Hızlı kural sihirbazı: internet erişimini düzenleyin Tiny, herhangi bir program internete erişmek istediğinde kullanıcıya bu erişime izin verme (permit) veya reddetme (deny) imkanı sunuyor. Firewallda önceden yapılan ayarlar ile bu bağlantıyı kurallarla sınırlamanız da mümkün. Ayrıca Tinyde Customize Rule ile erişilen kural sihirbazı ayrıntılı özellikleriyle programın kullanılabilirliğini arttırıyor. Bu ayarlar üzerinden kuralların direkt olarak sadece bir veya tüm portlar ve IPler için geçerli olması da sağlanıyor. Bu sayede kurallar çok daha kolay ve hızlı biçimde tamamlanıyor.

Daha başarılı bir yönetim: iki kuralı birleştirin

Oldukça güçlü ve kullanıcı dostu bu arabirim altında yatan firewall sistemini düzenlemek için gerekli ayarlara Advanced seçeneğinden ulaşılıyor. Filter Rules kartı altında şimdiye kadar yaratılan kurallar Nortonda karşılaştığımız biçimde ve anlaşılırlıkta listeleniyor. Ayrıca dosyaların akış yönüne göre ince ayarlara da izin veriliyor, çünkü Tiny bazı yazılımlar için gelen veriler ve giden veriler olmak üzere iki farklı kural uyguluyor. Bu yöntem, FTP istemcileri gibi standart yazılımlarda mantıklı olsa da, diğer yazılımlar için her iki yönde veri akışını bir arada kurala
bağlamanıza da imkan tanınıyor.

Kuralların el ile ayarlanması: Dosyalar için sabit yollar

Örneğin bir email programını ayarlamak için Add tuşuna tıklayarak yeni bir kural yaratın. Tanım alanına E-Mail SMTP yazın. İletişim kuraları alanında TCP, veri akış yönünde Outgoing, Port alanında Any seçeneklerini seçin ve Browser penceresinden sabitdiskinizdeki e-mail istemcisini aratın. Remote Portun çıkış numarasını 25 yapın ve Remote Adress alanına mail sunucunuzun adresini (veya Any) girdikten sonra Permit eylemini seçin. İletilerin alınması için de ayrıca bir kurala ihtiyaç duyulur: Bu kuralı da E-Mail POP olarak adlandırın ve Any yerine TCP Outgoingi seçin. Tekrar sabitdiskinizdeki mail istemcinizi belirttikten sonra Remote Port olarak 110 yazın ve Permit eylemini seçin.

Durum penceresinin kullanılması: Web erişimini denetleyin

Ekranın sağ alt köşesindeki Systray simgesine farenin sağ tuşuyla tıklayarak, ilgili durum penceresini aktif hale getirebilirsiniz. Bu pencerede adresleriyle birlikte tüm güncel ağ bağlantıları ve transfer hızları görüntüleniyor. Böylelikle sadece izin verdiğiniz uygulamaların internete erişebildiğini kontrol edebilirsiniz. Ayrıca, özet bir biçimde hangi programların ne kadar veri transferi gerçekleştirdiğini gözlemleyerek, sisteminizi buna göre düzenleyebilirsiniz.

Zaman aralığı tanımlayın: Akıllı bağlantı yönetimi

Tiny Firewallun en çekici ve farklı özelliklerinden birisi zamana bağlı kuralların yaratılabilmesi. Bunun için Edit menüsünden Filter Rule seçeneğine tıklayın ve Always görülen Rule Valid değerini In this Interval only olarak değiştirin. Set üzerinden gün içerisindeki zamanları ve haftanın günlerini kolaylıkla ayarlayabilirsiniz. Bu sayede gerçekten pratik bu kurallar ile sunucu veya dosya paylaşımı yazılımlarınızı gün içerisinde istediğiniz zamanlarda kapatabilir ve tekrar hizmete sokabilirsiniz. Eğer şirketinizde gün içerisinde bağlantının yavaşlamasından şikayet ediyorsanız bu tip kurallar kullanarak bağlantının geç saatlerde veri transferine açılmasını sağlayabilirsiniz.

Kayıtların tutulması: internetten gelen saldırıları raporlayın

Tiny standart ayarlarıyla ayrıntılı raporlar çıkaramaz. Yapılan port taramaları bile o kadar basit kaydedilir ki çoğunlukla saldırılar kayıtlarda tanımlanmayabilir. Miscellaneous menüsünden hem Log Into File hem de Log Packets Addressed to Unopened Ports seçeneğine tıklayın. Eğer Windows NT, 2000 veya XP işletim sistemlerinde düzenli olarak rapor dosyalarını kontrol ediyor ve istemci olaylarını sunucuda yer alan kayıtlara kaydetmek istiyorsanız Log Into Syslog özelliğini kullanmanız önerilir. Bunun için en önemli kurallarda Log when this Rule Match seçeneğini işaretlemeniz gerekir.

MD5 imzalarının açılması: Trojanları hemen tanıyın

Uygulama tabanlı firewalllarda çözümü en zor sorunlardan biri de her program için güvenlik gediklerinin kapatılması işlemidir. Güvenilen bir uygulamanın adını taşıyan herhangi bir trojan bu sayede programın gediklerinden de faydalanabilir. Bu yüzden Tiny Firewall her program için MD-5 olarak adlandırılan güvenlik imzalarını kullanıyor. Bu sayede Tiny, taklitçi trojanların suçsuz uygulamaların arkasına saklanarak, internet bağlantısını kötü amaçları için kullanması engelleniyor. Bunun için Applications MD5 kartı altında Check MD5 Siganture seçeneğini işaretleyin.

Uzmanlar için Firewall

Symantec firmasının ücretli Firewall yazılımı, internet bağlantısını denetlemekten çok daha fazlasını yapabiliyor. Program reklam pencereleri, kalıcı kullanıcı verilerini ve Javaları engelliyor ve otomatik güncellemeler sayesinde sürekli güncel kalıyor. Ayrıca program CD'si üzerinde ek olarak virüs tarayıcı aracı da sunuluyor.

Autoblock fonksiyonu: istenmeyen ziyaretçileri durdurun

Personel Firewall/Intrusion Protection seçeneğiyle Norton Internet Securitynin (NIS) tipik saldırılara karşı koruma fonksiyonları yönetiliyor. Detect Port Scan Attempts ile bağlantı noktalarının taranması da engelleniyor. Ayrıca ek olarak AutoBlock fonksiyonunu aktif hale getirerek varsayılan saldırılara ait IP adresleri ve sayfalardan gelen bağlantı istekleri 30 dakikalık bir süre için engelleniyor. NIS, nadiren de olsa servis sağlayıcınızın rutin kontrol işlemlerini sıradan bir saldırı olarak yorumlayabiliyor. Böyle bir durumda bağlantınızın engellenmesini istemiyorsanız, Autoblock fonksiyonunu tekrar kaldırın veya servis sağlayıcınızın IP adresini Exclusions tuşuna tıklayarak güvenilir adresler listesine ekleyin. Tüm bunlara ek olarak Advanced/Web menüsü üzerinden Block IGMP seçeneğini işaretleyerek sisteminizdeki son gediği de kapatabilirsiniz. Böylelikle artık bilgisayarınız internetten gelecek ping sorgularına da cevap vermez.

Uygulama hatalarını önleyin: Her program internete açılamaz

NIS tüm uygulamalarla yakından ilgilenerek esrarengiz dosyaların kişisel sunucunuzu kullanmasını önler. Bu ayarları Internet Access Control seçeneği altından açabilirsiniz. Configure menüsü altında gizli Enable Automatic Access Control seçeneğini aktif hale getirin. Bu seçenek risksiz olarak tanımlanan programlar için haklar tanımlayarak farklı bir bağlantı tespit edildiğinde engellenmesini sağlar. Kısacası Symantec'in risksiz anlayışı kullanıcılardan biraz farklı. Buraya yeni programları üç farklı biçimde ekleyebilirsiniz. Bunlar arasında en kolayı herhangi bir uygulamayı sadece kullanmak. Program çalıştırıldığında, NIS otomatik olarak devreye girerek, programın internette hangi haklara sahip olacağını sorar. İkinci yol olarak Add tuşuna tıklayarak programları ekleyebilir ve son olarak da Configure/Application Scan üzerinden sabit diskinizdeki uygulamaları arayıp programdaki kurallar arasına dahil edebilirsiniz.

Kaynak: Kaynak:CHIP Dergisi

Internet Nedir ?

Internet, teknik olarak, birçok bilgisayarın ve bilgisayar sistemlerinin birbirine bağlı olduğu, dünya çapında yaygın olan ve sürekli büyüyen bir iletişim ağıdır. Bu iletişim ağında bilgisayarlar birbirlerine fiziksel olarak (kablolar, uydu bağlantıları, telsiz bağlantı vb)bağlıdır ve geliştirilen bazı özel protokollerle (TCP/IP) birbirine bağlı bilgisayarlar arasında bilgi paylaşımına dayalı birçok işler yapılabilir (dosya alma/ gönderme, sohbet vb gibi)

Bilgisayarların bilgiyi saklama (harddisk, fiberoptik vb gibi), bilgiyi çok hızlı işleme (veri tabanı programları, bazı analiz programları vb) özellikleriyle bilgisayar ağlarının herhangi iki bilgisayar arasında veri iletişimini olanaklı kılma özellikleri birleştiğinde ortaya muzzam bir bilgi paylaşım ortamı çıkar.İşte internetin felsefesini oluşturan temel altyapı ana hatlarıyla böyledir.

Internet bir bilgi teknolojisi sistemidir.İnternet insanların her geçen gün gittikçe artan "üretilen bilgiyi saklama/ paylaşma ve ona kolayca ulaşma" istekleri sonrasında ortaya çıkmış bir teknolojidir. Bu teknoloji yardımıyla pek çok alandaki bilgilere insanlar kolay, ucuz, hızlı ve güvenli bir şekilde erişebilmektedir.

Interneti bu haliyle bir bilgi denizine, yada büyükçe bir kütüphaneye benzetebiliriz.

Kısaca "ağların ağı" olarak da ifade edilen internet dünya çapında milyonlarca bilgisayarı birbirine bağlayan bir sistem olarak tanımlanabilir. 1996 yılı tahminlerine göre dünyada 100'den fazla ülkede yaklaşık 45 milyon internet kullanıcısı bulunmaktadır.

Bütün bilgi ve servisler interneti oluşturan çeşitli ağlara dağıtılmıştır. Geçerli bir internet adresi ve fiziksel bağlantısı olan herkes bu bilgilere erişebilir.

Sonuç olarak, Internet, önümüzdeki yıllarda üretilecek bilgilerin dolaşım sistemidir. Ticari boyutunun da ortaya çıkmasıyla yaşamla daha çok iç içe geçmeye başlamıştır. Internet farklı bir ortam, farklı bir uzay. Kendi, yazılı olmayan, kuralları olan; kendi toplumu olan bambaşka bir uzay. Klasik yaşama biçimlerini, değer yargılarını değiştiren; hayatımıza yeni kavramlar, yeni uğraşlar getiren bir sistem.