| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Google
 

BENtek

Dünyada başarı kazanmanın iki yolu vardır: Kendi aklından faydalanmak, başkalarının akılsızlığından faydalanmak. BRUYERE

Yazılar arşiv 04.2008 Other entries in 2008-04 resimler , videolar

Sonunda iphone için Skype çıktı...!!

Yeni bir uygulama sayesinde tüm anında mesajlaşma programları iPhone üzerinde kullanılabiliyor.

Yaratıcı bir uygulama. Fring isimli uygulama ile artık iphone üstünde skype, skype out, skype chat , msn , msn sesli arama, icq, yahoo gibi tüm anında mesajlaşma programları kullanılabiliyor.

Ayrıntılarını www.fring.com/iphone adresinden alabileceğiniz program iPhone üzerine de Internet'ten kolayca yükleniyor.

Yükleme
Eğer bir iPhone sahibi iseniz ve programı hemen kullanmak istiyorsanız, tek yapmaniz gereken installer'i açıp, sag alttaki sources bölümüne girip, edit--add seçip, açılan yere http://fring.com/iphone.xml yazmak.

Done'a tıklayıp altta install'a gelirseniz fring isimli bir menü göreceksiniz. oradan fring pre-release 0.978'i yükleyin.

Programın kullanımı son derece basit. İstediğiniz hesapları msn, yahoo, skype gibi simgelere tek tek tıklayıp kullanıcı bilgilerinizi girerek aktif hale getirebiliyor ve iletişim listenizi alıp anında kullanmaya başlayabiliyorsunuz.
  
Kaynak: www.chip.com.tr

Foton Kuşağı Nedir ?

Yüksek enerjili fotonlardan oluşan büyük bir kuşak. 2012 yılında güneş sistemimiz tüm gezegenleri ile birlikte bu kuşağa girdiğinde dünyamızın ozon deliği onarılacak ve tüm yaşam 3. boyuttan 5. boyuta geçecek. İnsanların 2 sarmallı DNA'ları ikişerli olarak biraraya gelip 12 sarmallı bir DNA'ya sahip olacaklar. Bu olay sırasında tüm insanların chakra'ları açılacak ve duyuları ve algılamaları artacak. Herkes birbirinin düşüncesini okuyabilecek. Bu ilk önce kısa süren bir kaosa neden olacak fakat daha sonra herkes bir düşünce birliği halinde bir araya gelerek, önyargının, yalanın ve kötü düşüncelerin olmadığı bir ortama geçilecek. İnsanlar birbirinin auralarını görebilecekler. 12 sarmallı DNA'ya geçiş sonrası insanlarda hiçbir hastalık kalmayacak, hasta olanlar kendilerini ve birbirlerini iyileştirebilecekler. İnsanlar ölümsüz olacaklar. Ölüm olayı ise fiziksel dünya'da kalmaktan vazgeçip başka bir boyuta geçmeye karar verme şeklinde olacak. Yani, dünya'da geri kalanlar (kalmayı seçenler) ölmeye (başka boyut gitmeye) karar verenlerin ortadan bir anda kaybolduğunu görecekler. Fiziksel dünyamızda kalmayı seçen insanların ışık bedenleri olacak ve bu cennete benzeyen ışıklı dünyada çok güzel vakit geçirecekler. Fiziksel olarak 2000 yıl sürecek olan bu olay sonrasında foton kuşağı güneş sistemimizi terkedecek.

  
Foton kuşağı ilk kez ingiliz astronom Edmund Halley (1656-1742) yılında Pleiades takımyıldızlarını kuşatan gazımsı bir kuşak olarak gözlendi (Halley kuyruklu yıldızını da keşfeden astronom). Fredrick Wilhelm Bessel ise foton kuşağının dönüş hızını keşfetti (herbir yüzyılda 5.5 derece saniye). Jose Comas Sol Pleiades takımyıldızındaki güneş sistemlerini keşfetti. Paul Otto Hesse foton kuşağının kalınlığını saptadı (2000 ışık yılı). Güneş sistemimiz her 25.860 yılda bir Pleiades çevresinde bir tur dönmektedir. Yani, yaklaşık olarak her 12.500 yılda bir güneş sistemimiz bu foton kuşağının içine girer. Güneş sistemimizin foton kuşağının içindeki yolculuğu 2000 sene kadar sürer. Yani, foton kuşağından çıktıktan sonra tekrar foton kuşağına girmek için 10.500 yıl geçmektedir. Bu devrelerin alt devreleri de vardır ama üst devre 206 milyon yıl sürer.

 
Foton kuşağının kendisinin de aurası var ve ilk aura katmanına (enerji seviyesine) 1962 yılında dünyamız (ve tüm güneş sistemimiz) girmiş durumda. Yani şu anda foton kuşağının düşük enerjili ilk kısmının içinde bulunuyoruz. Dünya'mız ikinci enerji seviyesine ise 1987 yılında girdi. 2012 yılında üçüncü enerji seviyesine girmesi sırasında 110-144 saat (5-6 gün) boyunca karanlıkta kalacağız. Üçüncü enerji seviyesine (foton kuşağının kendisinin bulunduğu esas enerjili kısım) girildiğinde ise karanlık sona erecek ve artık hiç gece olmayacak yeryüzünde. Sırasıyla yazarsak:


1. gün: 21 Aralık 2012'de kör bölgeye giriş, tüm canlıların beden tipinin değişmesi, hiçbir elektrik aygıtının çalışmaması, tam karanlık

   

2. gün: Atmosfer basıncının düşmesi, herkesin kendisini şişmiş hissetmesi, Güneş'in yeterli ısıtamaması, dünya ikliminin soğuması (buzul çağı soğuğu)

  
3.-4. gün
: Atmosferin şafak vakti gibi sönük bir ışıkla aydınlanması, foton etkisinin başlaması, foton enerjili aygıtların çalışabilir hale geçmesi, yıldızların yeniden gökyüzünde belirmeleri.

  
5.-6. gün
: 24 saatlik gündüz devresine giriş, kör bölgeden çıkıp ana foton kuşağına giriş, tüm canlıların güçlenip zindeleşmeleri, dünya ikliminin ısınması, foton ışınıyla çalışan gemilerin uzayda yolculuk yapmaya başlaması, telepati, telekinezi gibi psişik yeteneklerin ortaya çıkışı (uyanış, süperbilinç).

   
Kısaca, foton kuşağı dünya'daki tüm yaşam için çok büyük bir faydası olan, yüksek enerjili fotonlardan oluşan devasa bir kemer. Güneş sistemimiz bu kuşağa girdiği zaman tekrar çıkması 2000 sene sürecek. Foton Kuşağı (Manaşik Halka) kendi etrafındaki dönüşünü 25.860 yılda bir tamamlamakta ve güneş sistemimiz her bir 10.500 yılda bir foton kuşağına girmekte. Foton kuşağı torus şeklinde (araba lastiği biçiminde) bir kemer ve bunun kalınlığı (çapı değil, kemerin kalınlığı) 2000 ışık yılı. Önemli bir husus elektrikli hiçbir aygıtın ise foton kuşağına girildikten sonra hiçbir şekilde çalışmaması. 2000 yıl boyunca sürecek olan safhada elektrik enerjisi ile çalışacak araca ihtiyaçta olmayacak zaten. Çünkü süperbilinç halinde olma hali ve foton enerjisi kullanabilecek teknoloji ile elektrik enerjisini kullanmaya ihtiyacımız olmayacak.

  
Foton kuşağı (Photon Belt) konusunda daha detaylı bilgi için Virginia Essene'nin "Galaktik İnsan" kitabını tavsiye edebiliriz.

 

Kaynak:http://www.webhatti.com

DÜNYA'NIN DEĞİŞİMİ VE 2012 BİLİNMEZİ



Son yıllarda dünyanın manyetik kutupları ve 2012 üzerine söylenen kıyamet hikayeleri genel çoğunluk üzerinde "deli saçması" etkisi yaratıyor. Dünyanın ters dönüp insanın yok olması masalı pek çok  kişiye inanılası gelmiyor ve bu konuda yapılan ciddi çalışmalara kulaklar tıkanıyor.

Konu üzerinde abartılar olabileceği, ya da kısmen yanlışları olabileceğini düşünsem de tamamını kaldırıp bir tarafa atamıyorum. İçimde bir şeyler beni bu konuda kulağı tetikte bir duruma getirdi ve ulaşabildiğim bütün kaynaklardan şimdiye kadar aldığım tüm bilgiler de bu konuda duyarsız ya da reddedici bir tavır sergilememi engelliyor.

Rusya'da bir grup bilim adamının sözcüsü Dr. Dmitriev Güneş Sistemi'nin ve Güneş'in bugüne kadar görülmemiş şekillerde dönüşmekte olduğunu belirtmekte. Dünya gezegeni, yaygın olarak bilinenin ötesinde; uydusu olduğu yıldızın / güneşin görünmeyen koronası içindedir. Yani aslında güneşimizin koronası dünyayı da içine alacak kadar geniştir ve bir bu nedenle onun doğrudan etkisi altındayız.  Başka bir deyişle; güneşte ne oluyorsa, dünyanın bundan etkilenmemesi mümkün değil. Evet, dünyanın manyetik kalkanı var ama dünyaya yönelik bir korona fışkırmasının partikülleri bu kalkanı delip geçiyor. Bunun örneklerini ve yeryüzüne sebep olduğu olayları, giderek artan sıklık ve şiddette yaşar olduk.

Güneş patlamaları ve manyetik değişimler

Son güneş lekesi devresi esnasında Güneş'teki faaliyet şimdiye kadar  görülmüş olanların hepsinden daha fazlaydı. Son yüz yıl içinde  Güneş'in manyetik alanı değişime uğradı. California'daki Rutherford  Appleton Ulusal Laboratuarları'ndan Dr. Mike Lockwood'un yaptığı bir  çalışma var. Dr. Lockwood, Güneş'le ilgili yaptığı araştırmalar  sonucunda 1930 yılından beri Güneş'in toplam manyetik alanının yüzde  iki yüz otuz oranında güçlendiğini bildiriyor. Ve son yıllarda  gerçekleşen güneş lekesi faaliyetlerinden bazılarının tarihte kaydedilmiş olanların hepsinden çok daha büyük olduğu.

Rusya Sibirya'daki Rusya Ulusal Bilim Akademisi'nden gelen bilgilere  göre; uzayda değişik ve çok daha yüksek enerji seviyesine ve  titreşimlerine sahip bir manyetik alana girdiğimiz sonucuna varmışlar  (Foton Kuşağı). Ruslar uzayda bundan önce hiç görülmemiş değişiklikler kaydedildiğini  bildiriyorlar. Bu bilgiyi veren bilim kurulunun başındaki kişi olan Dr. Dmitriev aşağıdaki etkilerin gözlemlendiğini söylüyor:

Heliosfer'in Ön Kenarındaki Değişimler

Güneş'in kendisi de bir manyetik alana sahiptir ve bu manyetik alan Güneş Sistemi'nin çevresinde heliosfer olarak adlandırılan bir 'yumurta' şekli oluşturur. Heliosfer gözyaşı biçimindedir ve uzun, ince ucu hareket ettiğimiz yönün aksi yönüne bakar. Ruslar  Heliosfer'in ön kenarına baktılar ve orada parıldayan uyarılmış  plazma enerjisinin varlığını gözlemlediler. Güneş'in heliosferi 10  astronomi birimi derinliğindeydi (bir astronomi birimi Yeryüzü'nün  Güneş'e olan uzaklığı kadardır, yani yaklaşık 93 milyon mil). Dr.  Dmitriev'in dediğine göre bugün bu parıldayan enerji 100 astronomi  birimi derinliğine ulaşmış durumda.

Rusya Ulusal Bilim Akademisi bize bir zaman çizelgesi vermiyor, fakat eskiden bilinen ve kabul edilenle, şimdiki durum karşılaştırıldığında en az yüzde binlik bir artış görülüyor. Rusların dediğine göre Güneş’teki bu değişim gezegenlerin işleyiş biçimini ve destekleyebilecekleri yaşamın türünü de değiştiriyor. Hatta DNA sarmalının da değişim geçirmekte olduğunu söylüyorlar. Heliosfer'in süregelmekte olan genişlemesinin bizi sonuç olarak yeni bir enerji  düzeyine taşıyacağını, Güneş'in kendisinden enerji saçarken yaydığı  temel harmonik dalga boylarında ani bir genişleme olacağını ve  yayılan enerjideki bu artışın Güneş Sistemi'ndeki maddelerin tümünün  temel doğasını değiştireceğini düşünüyorlar. Bu oldukça ciddi bir açıklama, fakat veriler tarafından destekleniyor:

Gezegenlerden beşinin ve Ay'ın atmosferi değişim geçiriyor

• ABD 1969'da Ay'a indiğinde orada atmosfer bulamadı. O zamandan beri Yeryüzü'nün uydusunda daha önceleri bulunmayan ve Dr. Dmitriev'in sodyumla ilişkili gördüğü bir bileşimden oluşan bir atmosfer gelişiyor. Bu yeni atmosfer şimdi altı bin kilometre derinliğinde.

• Yeryüzü'nün atmosferi üst seviyelerinde daha önceleri görülmeyen ölçüde HO gazı oluşturuyor. Önceden kesinlikle şimdiki miktarlarda bulunmazdı. Rusların iddiasına göre bunun küresel ısınmayla, CFC ile  veya floro karbon emisyonuyla, veya bunun gibi şeylerle bir ilgisi yok.

• Mars'ın atmosferi eskisine oranla giderek kalınlaşıyor.

• Jüpiter, Uranüs ve Neptün'ün atmosferleri de büyük değişimler geçiriyor.

• Venüs'ün genel parlaklığında belirgin bir artış gözlemleniyor.

• Jüpiter'in enerji yükü o kadar arttı ki, gezegenin yüzeyiyle uydusu arasında iyonize edici radyasyondan oluşan gözle görülür bir  tüp oluştu. Gerçekten de son zamanlarda çekilen fotoğraflarda parlak  enerji tüpünü görebilirsiniz.

• Uranüs ve Neptün de çok daha parlak hale geliyorlar.

• Jüpiter'in manyetik alanı iki mislinden fazla büyüdü.

• Uranüs'ün manyetik alanı değişiyor - ve bir açıklama yapılamıyor.

• Neptün'ün manyetik alanı artıyor.

• Ruslara göre bu gezegenlerin üçü de daha parlak hale geliyorlar ve  atmosferik nitelikleri değişiyor - fakat bunun ne anlama geldiğini  açıklamıyorlar.

Ruslar, Uranüs ve Neptün'ün ekseninin yakın zamanlarda kaymış  olduğuna işaret ediyorlar. Voyager II uzay aracı Uranüs ve Neptün'ün yakınından geçerken, görünürdeki kuzey ve güney manyetik kutupların, yeri daha önceden kaydedilmiş olan coğrafi kutuptan oldukça ciddi ölçüde sapmış olduğu görüldü. Fark birinde 50 derece, diğerinde ise yaklaşık 40 derece idi.

Dünya'daki değişimler

• 1980'den beri sismik faaliyet yüzde dört yüz oranında artış gösterdi.

• Dr. Dmitriev'in bildirdiğine göre 1973'ten 2003'e kadar geçen yıllarda genel olarak doğal afetlerin - fırtınalar, tayfunlar, toprak kaymaları, tsunami dalgaları vs.- gerçekleşme sıklığı yüzde yedi yüz oranında arttı.

• Yeryüzü'nün manyetik alanı küçülüyor ve küçülme sürati 5-10 yıl önce aniden artmaya başladı. Aşağı yukarı son on beş yıl içinde de manyetik alan değişken ve düzensiz hale geldi.

• Geçen yılın sonlarında Kuzey Kutbu'nun tam üzerinde bulunan buz kütlesi, bilinen tarihte ilk defa olmak üzere, tamamen eridi. Greenpeace'in bildirdiğine göre, bildiğimiz kadarıyla, buzun on fitten daha ince olduğu bir zaman hiç olmamıştı. Bir karşılaştırma yapmak gerekirse, Güney Kutbu yaklaşık üç mil derinliğinde bir buz kütlesine sahip ve buna rağmen çok büyük buz parçaları kopup erimeye devam ediyor.

"Manyetik takla 500,000 yılda bir meydana geliyor"

Rus ve Avrupalı fizikçiler, gözlemlerine dayanarak çok yakında dünyada dev bir manyetik değişim beklendiğini açıkladılar. Dünyanın manyetik alanı müthiş bir sıçramayla yer değiştirecek güney, kuzey, kuzey de güney olacak. Rusya'da yayınlanan İzvestiya gazetesi internet sitesindeki haberine göre 'Manyetik takla' adı verilen olay  ortalama 500 bin yılda bir meydana geliyor. Rus Bilimler Akademisi'nin ölçümlerine göre kuzey ve güney kutupları bölgesinde  manyetik delikler hızla genişliyor ve günün birinde, 3-5 yılla  ölçülebilecek zaman süreci içerisinde kutupların ani bir sıçramayla  yer değiştireceği söyleniyor.

Dünya'nın çevresini tamamen saran manyetik alan, gezegenimizi Güneş'ten gelen radyasyondan korumaktadır (solda). Günümüzde Mars gezegeninde yalnızca küçük manyetik cepler bulunmaktadır (sağda).  Geçmişte Mars'ın manyetik alanı da Dünya'ya benziyordu. Bilim insanlarına göre tam bir manyetik alan olmadan yaşam olamaz.

Dünyanın titreşim oranının bir ölçümü de dünyanın kalp atışı olarak da bilinen Schumann Rezonansı'dır (Bu yeryüzü boşluğuna ait rezonans özellikleri ilk olarak Alman fizikçi W. O. Schumann tarafından ilk  kez 1954'te keşfedildi). Schumann Rezonansı dramatik olarak artıyor. Dünya Foton Kuşağı'ndan geçmekte ve Dünyanın dönüşü yavaşlamakta. Dünyanın dönüşü durduğunda ve rezonans frekansı 13 devire ulaştığında, biz sıfır noktası manyetik alanında olacağız. Dünyanın dönüşü duracak ve 2 ya da 3 gün içinde ters yönde tekrar dönmeye başlayacak. Bu, dünyanın etrafındaki manyetik alanlarda bir terslik meydana getirecek.

Schumann Rezonansı

Dünyanın Artan Temel Frekansı : Dünyanın temel frekansı veya "kalp atışı"(Schumann Rezonansı) dramatik olarak artıyor. Bu değer coğrafik bölgelere göre değişmesine rağmen, asırlardır toplam ölçüm saniyede  7.8 devir olarak ölçülmüştü. Son raporlar bu değerin 12.7 devir/saniye'nin üzerine çıktığını ve yükselmeye devam ettiğini gösteriyor.

Dünyanın Zayıflayan Manyetik Alanı: Dünyanın "kalp atış" hızı artarken, manyetik alanındaki güç zayıflıyor. New Mexico Üniversitesi'nden Prof. Bannerjee'ye göre, manyetik alan son 4000 yıldaki yoğunluğunun yarısını kaybetti. Ve manyetik kutup tersliğinin bir delili bu alan güçlülüğü olduğu için, Prof. Bannerjee bir manyetik kutup değişiminin gelmek üzere olduğuna inanıyor.

Bu inanışa sahip pek çok bilim adamı var şu an dünya yüzünde ve sayıları gün geçtikçe artıyor. Discovery kanalında da bu konuyla ilgili bir belgesel yayınlandığını ilgilenenler bilir.

Ezoterik bilgiler

Bütün bu bilgilerin dışında eski bir takım uygarlıklardan bize kalan bir takım yazıt, takvim (örn. Maya ve Olmek), ayrıca Mısır piramitlerinin dizilişi ve özellikleri, konumları (dünyanın pek çok açıdan ilginç bir noktasında bulunduklarını meraklıları çok iyi bilir), Sfenks'in bilinen yaşından çok daha eski olduğunun kanıtlanması, kutsal kitaplardaki kıyamet tarifleri, (güneş doğudan batacak, batıdan doğacak!) eski efsanelerin birbiriyle örtüşen ilginç noktaları gibi bir sürü bilgiye bakarak kıyamet teorilerini  destekleyenlerin çok yanıldıklarını söylemek zor bir hale geldi artık. Her gün bu yöndeki bilgiye bir yenisi ekleniyorken 2012 teorisini kendi adıma tekrar tekrar masaya yatırıyorum. Tarihte yanılgı olabilir belki ama şeklinin doğruluğu kanıtlı görünüyor.
Şiddetle diliyorum ve umuyorum ki tüm bu bilgiler yanılıyordur.

Bu satırlarla karamsarlık ortaya koyduğumu da sanmıyorum. Dünyanın fotoğrafı iyice toz duman oldu ve git gide dumanın kalınlığı artıyor.

Dünya şöyle bir silkelenmeden bu duman dağılmayacak gibi görünüyor. Asıl aydınlık o silkelenmeden sonra mı acaba?

Aydınlık benim umudum, tüm dünya adına…

Nesrin Dabağlar

Dosya indirme

       

İnternet üzerinde kesintisiz sörf yapmak kadar bu geniş dünyada dosyaları bilgisayarımıza hızlıca indirmek de oldukça önemli. İnternet'te aradığımız yazılımları, videoları, yani kısacası büyük ebatlı dosyaları kesintisiz indirmek her kullanıcının hakkıdır. İnternet üzerinden dosyaları bilgisayarlarımıza transfer etmek için pek çok yazılım var. Eğer herhangi bir dosya indirme aracı kullanmıyorsanız Internet Explorer veya Firefox gibi browser'larınızla da dosyaları elbette PC'lerinize indirebiliyorsunuz. Ancak olay acaba bu kadar basit mi?

Kesintisiz transfer

Kesintisiz transfer
Bir dosyayı kesintisiz sistemimize indirmek isteriz. Ancak bunu yaparken mutlaka yardımcı bir araca da ihtiyacımız olur. Çünkü, örneğin Windows XP kullanıcılarını baz alırsak (dünya çapında kullanımının yaygın oluşunu dikkate alarak) Internet Explorer kurulu sistemlerinde dosya indirirken internet bağlantılarının kopması durumunda dosya transferi bitecektir. Ancak bağlantınız tekrar geri geldiğinde dosya transferinize kaldığınız yerden devam edemezsiniz ve işleme baştan başlamak durumunda kalırsınız. Böyle bir durum elbette çok sinir bozucu olabilir; özellikle kotalı ADSL kullanıcılarını düşündüğümüzde tekrar edilen transferlerin kota kullanımını fazlasıyla sömürdüğünü biliyoruz.

Hızlı transfer

Hızlı transfer
Kesintisiz dosya indiriminin yanında dosyaları sistemimize olabildiğince hızlı indirmek isteriz. Server'lar ve internet bağlantı hızımızın elverdiği ölçüde bunu yapabilmemiz de mümkün. Kesintisiz ve hızlı dosya transferi için hazırlanan bir takım programlar var. Bu programlarla bu tür sorunlar artık tarihe karışıyor. Böylece bu programlar sayesinde, internet üzerinden dosya indirmek artık olabildiğince basitleşiyor.

Ve FlashGet

Ve FlashGet
İnternette pek çok dosya indirme programı bulabilmeniz mümkün. Bunlardan kendinize en uygun olanını seçmelisiniz elbette. Ancak biz bu makalemizde dünyada genel olarak kullanımı yaygın olan Flashget'i inceleyeceğiz. Flashget, alanında başarılı bir yazılım ve kullanıcıların pek çok ihtiyacına cevap verebilecek nitelikte.

Flashget'i indirmek için
tıklayın.

FlashGet kurulumu

FlashGet kurulumu
FlashGet, varsayılan olarak C:\Program Files\FlashGet klasörüne yüklenecektir. Eğer yükleme esnasında kısayol oluştur seçeneğini işaretlediyseniz masaüstünde bir FlashGet ikonu da göreceksiniz. Buraya çift tıklayarak FlashGet'i açabiliriz. Bu adımdan önce bir şeyi daha belirtmekte fayda var: FlashGet indirdiği dosyaları genel olarak 'Downloads' adı altında bir klasöre depolar. Bu klasöre de C:\Downloads yoluyla erişebilirsiniz.

FlashGet'in özellikleri

FlashGet'in özellikleri
FlashGet'i yükledikten sonra artık dosyaları FlashGet yazılımıyla sisteminize hızlı ve kesintisiz şekilde indirmeniz mümkün. FlashGet ile dosya indirme hızınızı neredeyse 5 kat arttırabilirsiniz. Bunun yanında Türkçe desteği de bulunan yazılımla 6 ayrı dosya transferini aynı anda yapma şansınız var. Ayrıca yazılımda, dosyaları günün istediğiniz bir saatinde otomatikmen bilgisayara indirmeniz için opsiyonlar da mevcut. 4 GB'a kadar büyük dosyaları indirme kapasitesi olan FlashGet, kendini sık sık güncellemesinin yanında ücretsiz olmasıyla kullanıcı dostu olduğunun altını çiziyor.

FlashGet ile dosya indirirken

FlashGet ile dosya indirirken
FlashGet'le dosya indireceğiniz zaman karşınıza resimdeki gibi bir pencere gelecek. Bu pencerede dosyayı nereden ve nereye indireceğinizi ayarlayabiliyorsunuz.

Bunun yanında dosya transferi sırasında FlashGet penceresini sürekli açık tutmak durumunda değilsiniz. Bunun için FlashGet yazılımı size bir kolaylık sunuyor. FlashGet penceresini kapatsanız bile program aslında kapatılmıyor, sadece görev çubuğunda küçülüyor ve yukarıda dosya transferlerinizi takip edebileceğiniz ufak bir kutucuk da var.

Firefox ile FlashGet'i kullanmak

Firefox ile FlashGet'i kullanmak
Firefox ile FlashGet yazılımını kullanmanız için 'Flashgot' eklentisini indirmeniz gerekiyor. Bu sayede Firefox ile sorunsuz şekilde FlashGet'le dosya transferi yapabiliyorsunuz.

Firefox'un Flashgot eklentisini indirmek için
tıklayın.

FlashGet'te farklı skinler

FlashGet'te farklı skinler
FlashGet yazılımının arayüzünü değiştirmeniz mümkün. Bunun için bu adrese girdikten sonra dilediğiniz skini sisteminize indirebilirsiniz. Seçtiğiniz skini indirdikten sonra bu dosyayı FlashGet>Skin klasörüne yapıştırın. Ardından FlashGet'i tekrar başlatın ve Görünüm>Skin(veya arkaplan) seçenekleriyle yüklediğiniz skinleri dilediğinizce kullanın.

Alternatif dosya indirme araçları

Alternatif dosya indirme araçları
Elbette FlashGet alanındaki yazılımlardan sadece bir tanesi. FlashGet'in dışında bulabileceğiniz pek çok yazılım var; işte bunlardan birkaçı:

Getright'ı indirmek için
tıklayın

Download Accelerator Plus'ı indirmek için tıklayın

Go!Zilla'yı indirmek için tıklayın

Gigaget'i indirmek için tıklayın
   
Kaynak : www.chip.com.tr

Unlocker 1.8.6 Download

           
Silemediğiniz bir dosyamı var, sorunmu çıkarıyor ! Unlocker halleder. Silme işlemi sırasında çeşitli nedenlerden hata veren durumlarda iyi bir yardımcı. Dosyanın silinmeme nedenini algılıyor ve bu nedenleri ortadan kaldırıyor. Başarılı ve basit bir program. Türkçe dil desteği ve Sağ fare tuş menüsüne eklenmesiyle de kullanımı gayet kolay. Yapmanız gereken silmek istediğiniz dosyanın üzerinde Sağ tıklamak ve Unlocker tıklamak

Boyut : 237 KB
Lisans : Ücretsiz
Dil : Türkçe
Unlocker 1.8.6 indirip Sisteminize kurmak için burayı kullanablirsiniz:
http://ftp.isu.edu.tw/pub/CPatch/sysutil/unlocker/source/unlocker1.8.6.exe

   

Kaynak: http://www.pcmagazine.com.tr

Overclock Nedir, Nasıl Yapılır?

Hız yükseltme", "hız aşırtma" gibi terimlerle Türkçe karşılığı ifade edilen overclock, bilgisayar bileşenlerinin daha hızlı çalıştırılmasını özetleyen bir kavram aslında. Basitçe açmak gerekirse, donanımlarımız, belli bir zaman diliminde belli miktarda işlem yapar. Bu zaman dilimini belirleyen çekirdeğin her bir saat vuruşunda, daha çok işlem yapmak için anakart, işlemci, RAM ekran kartı gibi bileşenler standart çalışma değerlerinin üstüne çıkarılmak için ayarlanır. Bu ayarların başarıyla uygulanması sonucu, sistem daha yüksek hızlarda çalışarak programlarınızın görevlerinini daha çabuk yerine getirmelerini sağlar. İşte kısaca bu operasyona overclock diyebiliriz.

Overclock yapmaya yeni yeni heveslenene kullanıcıların genelde ilk akıllarına takılan soru nasıl olur da bir işlemci kendi standart fabrika çıkış hızlarından daha üst hızlarda çalışabiliyor olur genellikle. Bir işlemci'nin kendi saat hızlarından daha yüksek hızlarda çalışmasını şöyle açıklayabiliriz. Ayni serideki işlemcilerin hepsi wafer adi verilen tabakalardan elde ediliyor. Bu işlemciler arasında tasarımsal olarak herhangi bir farklılık bulunmuyor. Örneğin işlemcilerin hepsi 3GHz olarak üretiliyor. Üreticinin yaptığı zorlu testlerden başarıyla gecen bu işlemciler 3GHz olarak etiketlenip kutulanıyor ve satışa hazır hale getiriliyor . Bu testlerden geçemeyen işlemciler ise daha düşük hızlarda tekrar tekrar test edilerek, bu testleri geçebildikleri hızlar saptanıyor ve o hızlarda etiketlenip kutulanıyorlar. AMD veya Intel'in yaptığı bu testler oldukça zorlu ve ağır testlerdir. Günümüz koşullarında birçok kullanıcnın kullandığı uygulamalar işlemciler üzerinde üretici firmaların yaptığı testlerdeki yükü bindiremediği için aldığınız işlemciyi overclock (hız aşırtma ) ile daha yüksek hılzara çıkarıp oldukça stabil olarak kullanmanız olası.

Ayrıca pazardaki rekabet koşulları ve üreticilerin işlemcilerini piyasa koşullarına göre konumlandırma politikaları yüzünden zaman zaman birçok işlemci kendi standart saat hızları yerine daha düşük saat hızlarından piyasaya sürülebiliyor. Buda işlemcilerin overclock olabilme potansiyellerin arttırabiliyor.

Neden Kullanıcılar Overclock Yapma İhtiyacı Duyar?

Overclock yapma ihtiyacının farklı sebepleri vardır.Bunlardan ilki maddi unsurlardır. Kullancılar genelde 200 MHz'lik saat hızı farkına 100$ para farkı vermek yerine genelde bir düşük modeli alırım ve overclock yaparak 100$ kara geçerim mantığı ile overclock işine girişmekteler. Aynı durum ekran kartları içinde geçerlidir. Bir oyun sırasında artık FPS'nin yetmediği durumlarda yeni bir ekran kartı almak yerine overclock yaparak belli bir FPS kazanımı elde edip bir sure daha yeni ekran kartı almadan ellerindeki ekran kartını overclock ile kullanmaya devam ederler. Yani üstte dediğimiz gibi Overclock yapanların bir bölümü ihtiyaçtan bu işe girişirler Ama başka bir kullanıcı grubu ise Overclock'u bir hobi olarak benimseyip zevk için yaparlar. Bu grupta yer alan kullanıclar 300$'lık işlemcilerini en yüksek seviyede overclock edebilmek hatta rekorlar kırabilmek için 1000$'lara satılan bazı özel donanımları bile almaktan kaçınmazlar. Ayrıca birde bu işi profesyonel olarak yapan bir grup var. Bunlara işlemcileri ve gerekli diğer donanımları üretici firmalar sağlamakta. Bu gruptaki kullanıcılar işlemcileri günlük kullanıcların kullandığı uygulamalardan yola çıkarak aşırı derecede zorlamakta ve üretici firmaya karşılaşdıkları olumsuzlukları bildirmekteler. Yine bunların içinden bir grupta firmanın ürünü ile overclock rekorları kırarak el altından firmanın popülaritesini arttırmak için çalışırlar. Ama bu gruptaki kullancılar üst düzey extreme kullncılıardır.


İşlemciye Overclock Yapalım

Önemli;
Overclock yapılan donanımlar genellikle garanti kapsamından çıkarlar. Overclock işlemi esnasında zarar gören donanımlarınızı distributor yada yetkili firma büyük ihtimalle telafi etmeyecekdir. Bu durumu unutmamanızda fayda var.

İşlemcimiz overclock edebilmek için öncelik işlemciyi iyi analiz edebilmek gereklidir. Çünkü her işlemcinin kendine ait belli veriyolu sınırları vardır. Öncelikle bunları belirlemek gerekir. İşlemci hızını işlemcinin saat çarpanının, fsb (front side bus) denilen veriyolu hızıyla çarpılması sonucu ortaya çıkan sayı belirler. Yani işlemciyi overclock edebilmek için ya fsb'si ile oynayacağız yada çarpanlarını değiştireceğiz. Günümüzde işlemci çarpanlarını yükseltebilmekk pek mümkün olmuyor Yeni ve güncel işlemcilerde çarpan genelde sadece düşürülebiliyor. Hem Intelde hemde AMD'de genelde çarpanlar kilitli olarak gelirler sadece mesela AMD'nin Fx serisi gibi bazı özel ve pahalı işlemcilerde çarpanlar açık olarak gelirler. Çarpan kilidini değiştiremeyeciğimize gore biz FSB üzerinden Overclock yapmaya çalışacağız. Zaten FSB üzerinden yapılan overclock genel sistem performansını çarpan kilidi ile yapılan overclock denemelerine göre daha çok artıracakdır. Çünkü yüksek fsb hızlarında buna bağlı olarak,bellek kontrolcüsü, ve AGP/PCI saat hızları da artar.Tabi AGP/PCI saat hızları yüksek overclock uygulamalarında sorun çıkarabildiği için stabilite'yi olumsuz yönde etkileyebiliyorlar. Ama güncel anakartların neredeyse tamamı AGP/PCI saat hızlarını sabitleyebilme özelliğine sahipler.

FSB hızından yola çıkarak overclock yapacağımza göre ilk önce bios'dan çarpan kilidini düşürmeliyiz. Çarpan kilidi'ni düşürerek işlemci iç frekasından doğabilcek sorunları daha en baştan en aza indirmiş olacağız. Bu sayede FSB'nin çıkabilceği maksimum değerleri bulabilmemiz kolaylaşacak.. FSB değerlerini değiştirebilmek için Bios'dan ilgili bölüme girebilmemiz gerikir ki genelde bioslarda FSB ve benzer ayarlar Advanced Chipset Features başlığı altında bulunurlar. FSB ayarlarını değiştirebilceğimizi yeri bulduktan sonra yavaş yavaş küçük aralıklar ile FSB'yi yükseltmeye başlayabiliriz. Örneğin 1800Mhz de çalışan bir Athlon64 3000 Venice işlemcinin FSB hızı 200 MHz'dir Bu durumda, işlemci çarpanı 9'dur. Mesela çarpan kilitli olduğu ve çarpanı yukarı doğru arttıramıycağımız için fsb'yi mesela 220'ye yükselttiğimizzde işlemcimizin hızı 220x9=1980Mhz'e çıkacakdır. Fsb'yi 222 yaptığımızda ise işlemcimiz 2000MHz yani 2Ghz de çalışmaya başlayacakdır. Tabii FSB hızının artması ile artan hızı her aşmada değişik test programları ile birlikte test etmek günlük kullanımda elde edilen hızın stabil olup olmayacağının da göstergesi olacakdır. Tabii artan FSB ile ile birlikte ram hızımız da artacak. Örneğin 200 FSB de çalışan işlemciniz ile birlikte standartr hızı 200Mhz olan DDR400 bellek ( DDR400'ler genelde 400Mhz olarka bilinirler ama gerçek hızları 200Mhz'dir. Çift taraflı veri taşıma özelliklerinden dolayı efektif çalışma hızları 400Mhz'dir ) kullanıyorsunuz diyelim. İşlemci FSB'sini 220Mhz'e çıkardığınız zaman senkronize olarak ram hızınız da 220'ye çıkacakdır. Eğer özellikle overclock için üretilmiş özel ramlerden kullanmıyorsanız belli bir noktadan sonra ramleriniz sisteminizin zayıf halkası olacakdır ve sistem donmaları yada kilitlenmeleri başlayacaktır. Bunu aşmak için ram bölenlerini kullanmak mümkün. Yazının ilerleyen bölümlerinde ramlerle ilgili detaylı bilgileri de vereceğiz.

İşlemci Voltajı

FSB'yi yada Çarpan'ı yükselttiğimiz de işlemci doğal olarak daha yüksek saat hızlarında çalışmaya başlayacaktır. Belli bir seviyeye kadar bu gidebilir ama bir noktadan sonra sistem stabilitesi bozulmaya başlayacak uygulamaların çalışması kararsızlaşacakdır. Buna sebep olarak işlemci'nin yüksek hızda bazı sinyalleri kaçırması gösterilebilir. Ancak verilecek ekstra voltaj ile birlikte bu durum değişebilir.Voltaj değişikliğine hangi düzeyde ihtiyaç duyulacağı, ancak denemeler yapılarak anlaşılabilir. Belli bir hızdan sonra, sistemde belli aralıklarla donmalar olur, uygulamalar veri kaybetmeye başlarsa, bu hız ve üstünde küçük bir voltaj artışı yapılıp bir değişiklik olup olmadığı test edilebilir. Örnek vermek gerekirse AMD'nin Athlon64 3000 Veniceleri genelde 2500Mhz'e kadar ekstra voltaj vermeden overclock olabilirken 2500Mhz üstüne overclock edebilmek için işlemciye ekstra voltaj vermek gerekebilir. Gelişen teknoloji ve düşen üretim teknolojileri sayesinde günümüzde işlemciler 65nm (şuan için sadece Intel işlemcileri) üretim teknolojisi ile üretilebilmekte bu sayede daha düşük voltaj ile çalşabilmekteler. Bu sayede işlemciye belli bir oranda -15 fazla voltaj verilebilir fakat daha fazlası özellikle standart işlemci soğutucuları kullanılan sistemlerde ısı problemlerini sebep olabilir. Uzun süreli ısı problemleride işlemcilerin ömrünü kısaltabilir. Ayrıca AMD işlemcilerin üzerlerindeki bellek kontrolcüleri de yüksek voltaja karşı aşırı duyarlılık gösterebilmekteler. Yine AMD işlemciler de 1.7v gibi yüksek voltaj değelerinde işlemciyi uzun sure özellikle de standart hava soğutma ile kullanmak bile bile ölüme gitmekten farklı olmaycakdır. Çünkü bu değerler de uzun sure kullanım işlemci'nin yanmasına kadar gidebilen sorunlara yol açacakdır.

Overclock'da Ram'lerin Etkisi;

İşlemciden sonra ramlerinde sınırını bulabilmek oldukça önemlidir. Bunu da cpu:ram oranını değiştirerek deneme yanılma yoluyla bulacağız. Zaten hali hazırda elinizn altında DDR500, DDR600 gibi DDR1 yada DDR2-667 yada 800Mhz'lik ramleriz varsa ram bölenini kullanmadan fsb yükselterek overclokda yüksek başarım elde edebilirsiniz.Fakat ramlerimiz DDR 400 yada daha yavaş ve düşük modelleden birisiyse eğer 1:1 cpu/ram oranını büüyk ihtimalle kaldırmayacakdır. Bu durumda mecburen ramleri daha düşük bir değerde çalıştırmak zorunda kalacağız mesela 3:2 yada 5:4 gibi. Fakat ramlerde bazen durum belli olmayabilir. Bazı işlemcilerde olduğu gibi elinize tesadüfen modülleri sağlam ve yüksek performansı kaldırabilcek DDR400 ramler normalde bu değerlerde çalışması gerekiyorken birden süpriz yapıyor ve olması gerekenden daha yüksek performansda mesela DDR 500 hızlarında bile çalışabiliyor. Bunu deneyerek bulacaksınız. Aynı cpu gibi denediniz ve bir yerden sonra sistem çakıldı. Daha önce fsb arttırım yolu ile işlemcimizin sınırını bulduğumuz için cpu dan şüphelenmemize gerek yok..Bu durumu aşabilmek için işlemci uyguladığımızı yolu ramlerde de uygulayarak voltaj arttrımına gidilebilir. Ramlerde de yavaş adımlar ile voltajı arttırarak stabil çalışabildiği en yüksek değerleri bulabiliriz. Fakat her ram işlemcilerde olduğ gibi fazla voltajı sevebilvek diye bir durum söz konusu değil. Mesela TCCD bellek modüllerine sahip ramler yüksek fb'ye mesela 300Mhz'e kadar çıkabilmekteler ama fazla voltajı sevmezler. Örneğin 3v'de kullanıalcak TCCD bellekler ( Örneğin Gskill'in TCCD bellek modüllerine sahip F1 serisi ramleri ) kısa sürede iş göremez hale gelebiliyorlar.

Ramlerinde sınırını bulduk şimdi geldik ram timingleriyle (zamanlamalar) oynamaya yani ramlerimizi daha düşük CL (Cas Latency) değerleriyle daha agresif çalışmaya zorlamaya. Düşük CL değeri daha hızlı veri hareketi sağlayacağı için daha fazla peformans getirecektir. CL değerleri üzerindeki değişiklikleri biosumumzdaki Advanced Chipset Features üzerinden yapabilirsiniz. Günlük kullanımda alacağınz standart DDR400 ramler genellikle gecikme değerleri olarak 200 (efektif 400)Mhz'de 2,5-3-3-7 değerleridne çalışabilmekteler. Ama özellikle yüksek overclock sonucu daha önce dediğimiz gibi standart ramlerde özellikle bu bu değerlerden fedakarlık yapmak gerekir. Örneğin elinizdeki standart 200 (efektif 400)Mhz'lik ramler işlemci fsb'sini genellikle 225-230 Mhz'ler cibarı anca gecikme sürelerini yüksleterek elde edebilirsiniz ki CL 2,5 değerini CL 3 yaparak bile raminiz biraz daha yüksek mhz'e çıkmasını sağlayabilirsiniz. Ama bilemniz gerek SuperPi gibi işlemci bellek testi yapan uygulamalar yüksek mhz düşük timig değerleri ile yüksek başarı gösterebilir.

Overclock İçin Uygun Anakart Seçimi

Özellikle overclock yapmak isteyen kullancıların işlemciden de önce dikkat etmeleri gereken komponent anakarttır. Çünkü elinizde ne kadar overclock'a yatkın işlemci yada bellek olsa bile anakartınız overclock için gerekli belli kriterleri yerine getiremiyorsa eğer overclock yapmak ya imkaansız olacak yada birçok detay ile gereksiz yere uğraşmaktan kabus haline dönüşecektir. Günümüzde artık birçok anakart FSB ve Çarpan ayarlarını bios üzerinden değiştirmenize olanak tanımaktadır. Hatta yine güncel birçok anakartta işlemci ve belleğe giden voltajlara da müdahale edebilmek mümkün. Tabii anakartların overclock yapabilmek için verdiği bu özelliklerin seviyesi markadan markaya göre de değişmektedir.

Windows Üzerinden Overclock

Anakartların biosları'nın dışında Windows üzerinen bazı programlar ile de oerclcok yapabilmek mümkün. Başta Clockgen olmak üzere artık birçok anakart üreticisi anakartlarının yanında verdikleri cd içine overclock yapabilmeye yarıyan bazı araçlar koymakalar. Bios üzerinden olduğu gibi Windows üzerinden de verlcok yapılabilir ama böyle yapılacak bir overclock denemesinde yaşanacak sorunlar biosdan yapılana gore artabilir. Bnda en büyük etken Windows işletim sisteminin kendi yapısı Özellikle Windows üzerinden yapılan hatalı overclock çalışmlaında işletim sistemini system dosyları çok çaubuk etkilenip işletim sistemin çökmesine ve sonrasında başa format olmak üzere meşaketli bir yola girmenize nedn olabilir. Bu sebeple mümkün olduğu kadar overclock çalışmlarını bios üzerinde yapaya gayrret göstermeliyiz.

Soğutma

Herşey başarılı bir overclock işlemi ile bitmiyor maalesef. Overclock işlemini yaptıkan sonra işlemci'nin ısı durumunu da iyi takip altına almak gerekiyor. Günümüzde işlemcileri soğutmak için havasoğutma, su soğutma , gaz soğutma ve nitrojenli soğutma gibi değişik çözümler bulunmakta. Bu soğutma çözümlerinden yaygın olanlar ahav soğutma ki bu bildiğimiz klasik işlemci fanları ile sağlanıyor. Ayrıca yavaş yavaş su soğutma çözümleri de yaygınlaşmaya başladı. Başta Thermaltake ve Gigabyte olmak üzere değişik firmalar hazır su suğutma çözümleri satmaktalar. İşlemci soğutma da fiyat/performans oranı en yüksek çözüm standart hava soğutmadır. Zaten birçok overclockçu'ya hava soğutma çözümleri kafi gelebilmekte. Hava soğutmaları genelde ısı emici ve fan (HSF) olmak üzere 2 parçadan oluşurlar. Bu fanlar artık devir ayarlı çalışabildikleri için gerek yazılımsal gerekse çoğu fan'ın 5.25 'lik ön kasa slotuna takılabilcek kontrolcüleri yardımı ile yüksek işlemci gücü gerektirmeyen uygulamalarda fan hızı düşürülerek daha sessiz bir ortam el edilebilir.

Isı emici'nbin temel görevi işlemci üzerindeki ısıyı dağıtarak havaya vermektir. Isı emici'nin ha vile temas eden alanı ne kadar geniş olursa soğutmadan elde edilebilcek performansda o kadar iyi olacakdır. Yani ısı emici ne kadar büyük olursa soğutmadan elde edilecek sonuçda o kadar kaliteli olacakdır. Yanlız anakart üzerinde ısı emici'nin yerleştirlimesi için ayrılan alan az olduu için soğutucularda belirlenen bir limit bulunmaktadır. Isı emicilerin gene l ağırılığı 450 gr'ıgeçmemelidir. Bunu geçtiği zaman " PCB " denilen baskılı devren, zarar görmesi kuvvetle muhtemeldir. Isı emicinin yanı sıra ısı emicinin yapımında kullanılan metal de oldukça önemlidir. Isı'nın iletimini en iyi sağlayan metallerden biri olan bakır il üretilen ısı emiciler en iyi sonucu vereceklerdir. Bugün piyasada bakır, alüminyum, alüminyum-bakır karısımından oluşan değişik ısı emiciler bulnabilmekte. Genel de ucuzu olması ve kolayca işleneilmesinden dolayı ısı emicilerde alüminyum kulanılır. Ayrıca ısı emici ile işlemci arasındaki sıcaklı alış verişi daha verimli hale getirebilmek için Termal macunlarda kullanabilirsiniz. Bugün piyasada yaygın olarak kullanılan ve işlemcilerin yanında da gelen beyaz termal macunlar tatminkar sonuçkar verekten uzaklar. Bu tip macunlar yerine alaşımında yüksek miktarda gümüş bulunan termal macunları ki örneğin Artic Silver 5'in alaşımında. Tek başına ısı emici ve termal macunlar işlemciyi soğutmaya yetmezler ayrıca ısı emici üzerinde bir de fan kullanmaslısınız. Bu fan ile ısı meicinin emdiği ısıyı havaya dağıtmak için gerekli. Alcağınız fan da dikkat etmeniz gereken en önemli özelliklerin basında devir hıznın ayarlanıp ayarlanmadığı geliyor. Pşyasada birçok ledli ışıklara ve diğer gösderişli unsurlara sahip birçok fan bulunmaka. Fakat bunların birçoğu maalesef başarılı osnuclar veremiyor. Bunlardan ziyade Thermaltake, Cooler Master, Silverstone gibi markaların fanları ısı emiciler ile birlikte işlemci üzerinde kullanılabilirler.

Ayrıca su soğutma sistemleri de kullanma imkaanız bulunmaka. Bugün birçok büyük üretici hazır sus soğutma sistemleri satmakta. Su soğutma sistemlerine genelde soğutma performansından ziyade ses seviyesini düşürmek için geçilmekte. Tabi ki su soğutma sistemlerinin soğutma performansları hava yani fanlı sistemler ile elde edilen sonuçlardan daha iyi olacakdır ama temel geçiş sebebi sessizlikdir. Piyasada başta Zalman Reserator olmak üzere Themaltak ve Gigabyte'ın su soutma çözümlerini bulabilmek mümkün.

Overclockta Güç Kaynaklarının Önemi

Sisteminiz üzerinde başarılı bir overclock işlemi geçrçekleştirdiğiniz zaman, sistemnizin güç ihtiyacı standart haline gore artacaktır. Overclock edilen işlemci, ekran kartı gibi donanımların yanında kullandığınız diğer donanımlar ve overclocktan nasibini alan donanımları soğutmak için fazladan taktğınız fanların hepsi bir araya gelince güç kaynağının önemi bir kez daha ortya çıkıyor. Gümüzü donanımları göz önünde bulundurulduğu zaman overclock işlemi ile birlikte günlük sağlıklı bir şekilde sistemini kullanmak isteyenlerin en az 400-450 watt'lık kaliteli olan güç kaynaklarından birini kullanması gerekecektir. Tek başına güç kaynağının 400 yada 450 watt olması da yetmez. Aldığınız güç kaynağının bazı kriterleri yerine getiriyor olması gerekir. Örneği ATX12V 2.2 standardını destekliyor mu ayrıca 12 Volt için en az 20-25 arası amper değerlerini sağlayabiliyor mu 24 pinlik ATX güç girşi var mı 2 farklı 12 Volt gereilim hattı ve SATA sabit disk girişleri olması da önemli.

Overclock Sırasında Karşılabilcek Sorun ve Çözümler

Yukarıda bahsettiğimiz gibi overclock için bios'dan fsb'nizi yükselttiniz. Bios da ayarlarınızı kaydettiniz ve bilgisayarı yeniden başlattınız. Ama o da ne bilgisayarınız açılmıyor. Korkamaya hiç gerek yok. İşlemci yada belleklerinizin çıkabilceği sınırların da üstüne çıktığınız için büyük bir ihtimalle bilgisayarınız açılmıyordur. Bu durumda yapmanız gerekenleri şöyle sıralıyabiliriz;
- Bilgisayarınıza reset attıktan sonra anakartınız kendi işlemci ayarlarını geri yükleyecektir. Eğer ilk reset ile olmuyorsa anakartınız fişten birkaç dakiklaığınıa çekip bekleyebilirisiniz. Bu durumda da anakartınızın tekrar kendi ayarlarına geri dönemsi gerekir.
- Bunlar bir işe yaramazsa eğer " Clear CMOS " yapmalısınız. Bu sayede bios bilgileriniz sıfırlanıp fabrika ayarlarına geri dönemeyi deneyebilirsiniz.
- Son yol olarak da büyük ihtimalle sizi kesin sonuca götürecek olan bios pilini çıkarabilirsiniz. Bu işlemi yapmanız ile birlikte anakartınız bios üzerinde yaptığınız hatalı overclock işlemini unutacak bios ayarlarını sıfırdan başlatacakdır. Yanlız bios pilini çıkarırken özellikle pişi tutan dişi esnetmemeye çalışın. Bios pilini çıkarıca diye pili tutan dişi kırıp teknik servis yolunu tutan da çok kullancı bulunmakta.

Ekran Kartına Overclock

Ekran kartlarının da overclock potansiyelleri oldukça yüksektir. Ekran kartlarını overclock etmek için kullanılan yöntemler işlemci overclock'u için izlenen yollar ile benzerdir. Ekran kartını overclock edebilmek için temel olarka değişiklik yapabilceğimiz iki parametre bulunuyor. Bunlar GPU ( grafik işleme birimi / grafik çekirdeği ) ve ekran kartının kendi bellekleri. Ekran kartlarını overclock edebilmek için bazı ekstra yazılımlara yada özel modifiye edilmiş driverların yardımı gerekmekte. Ekran kartlarını overclock etmek için kullanılan en popular 2 yazılım RivaTuner ve AtiTool'dur diyebiliriz. Bugün bu iki programın en güncel versiyonları hem Ati hemde Nvidia'nın ekran kartlarını destekleselerde AtiTool adı üstünde Ati için RivaTuner ise daha çok Nvidia ile anılan programlar. Öncelikle RivaTuner ile ekran kartına overclock nasıl yapılır ona bakalım.

RivaTuner'ı bilgisayarınıza yükledikten sonra ilk yapmanız gereken programın " overclocking " ekranındaki " Enable Low-Level Hardware Overclocking " sekmesini işaretlemek. Bu işlemden sonra GPU ve Ram hızları ile oynayacağımız menüler aktif hale gelecek. Bundan sonra işin kalan kısmı artık ekran kartının GPU ve Ram'inin kalitesine ve overclock olabilme yeteneklerine kalıyor. Örneğin bu alanda efsane Ati'nin Radeon 9550'si idi. Ati RADEON 9550 kendinden 50-60$ daha pahalı olan RADEON 9600Pro değerlerini görebiliyordu. Burda dikkat etmeniz gereken nokta GPU ve RAM hızınızı agresif yükseltmeler yerine emin ve ağır adımlar ile sürekli test ederek attırmanız. 10-15 MHz arttışlar ile gidip her attırımdan sonra da 3D Mark gibi benchmark programları ve değişik oyunlar ile ekran kartınızın çıkardığınız hızda stabil olup olmadığını test etmelisiniz. Ayrıca dikkat etmeniz gereken bir diğer nokta ise RivaTuner programı GPU ve RAM hızını arttırım bölümünde sınır teşkil etmesi açısından ünlem işareti koyar. Genellikle o uyarıdan yukarı hızlara çıkmamaya özen göstermelisiniz. Yine dikkat etmeniz gerek bir diğer nokta ise genellikle ekran kartlarında RAM'lerin GPU'ya nazaran overclock olabilme yetenekleri daha düşük oluyor. Bu yüzden genellikle GPU'yu daha fazla overclock edebilme şansınız daha yüksek.

Ayrıca ekran kartınızı AtiTool programı ile de overclock edebilirsiniz. İlk versiyonlarında daha çok Ati'nin ekran kartlarını overclock edebilmek için kullanılan AtiTool programı son versiyonları ile Nvidia'ya da destek vermeye başladı. AtiTool'u yükledikten sonra çalıştırdığımızda karşımıza Core ve Memory yazan iki sütun çıkacak. Bunlardan Core ekran kartının GPU'sunu Memroy ise RAM değerlerini overclock edebilmek için kullanacağız. RivaTuner programında olan presnipler burada da geçerli. Agresif yükseltmeler yerine yavaş yavaş değereri yükseltip her yeni değerde ekran kartını test etmeliyiz. AtiTool programı RivaTuner'dan farklı olarka Artifact testi diye bir test ile gelir. Bu testi yaparken artifact yani görüntüde bozulmalar özelliklede ekranda sarı noktalar çıkmaya başlarsa ekran kartınız o hızlarda stabil çalışmıyor demekdir. Böyle bir durum ile karşılasırsanız tabii yapmanız gereken yükselttiğiniz değerleri biraz düşürmek olacaktır. Ayrıca AtiTool proramı üzerinde ekran kartınızın overclock ettiğiniz değerlerdeki anlık ısı takibini yapabilmenizde mümkün.

Ekran Kartlarında Soğutma

Overclock yaptığımız ekran kartlarımız doğal olarak daha çok ısınmaya başlayacaktır. Ekran kartları yapıları gereği zaten işlemclerden genelde daha çok ısınırlar. Özellikle Ati'ni en son seri yüksek seviye kartları bu sorun ile oldukça muzdarip. Ekran kartınızı overclock ettikten sonra daha iyi soğutabilceğiniz bazı yöntemler mevcut. Bunlardan ne basiti eğer ekran artınızın belekleri çıplaksa eğer bellekler daha iyi soğutabilmek için özellikle bakırdan yapımış ramsink yani bellek ısı emicilerinden alabilirsiniz. Kolayca belleklerinizi üzerine yerleştiriceğiniz bu ısı emiciler ekran kartınızın özellikle belleklerinde belli bir rahatlama sağlıyacaktır. Bunun dışında ekran kartınızın üzerindeki akitf fanı söküp grafik çekirdeği (GPU)'nun üzerine yukarıda işlemciler için anlattığımız thermal macunlardan sürüp grafik çekirdeği ve fa arasındaki dialoğu daha samimi bir hle getirebilirsiniz. Bunların dışında daha profesyonel çözümlerde bulunmakta. Örneğin Arctic Coolng firmasının yaptığı " Silencer " soğutucları ile ekran kartınızın üst yüzeyini büyük ölçüde kapatıp daha etkin bir soğutma sağlayabilirsiniz. Bunun dışında rtık ekran kartlarının soğutması için de su soğutma çözümleri çıkmaya başladı. Bu alanda ilk örneğini ThermalTake'in duyrduğu su soğutma çözümleri artık kullanılmaya başlandı bile. Örneğin Sapphire'in X1900XTX Toxic adlı ekran kartında ThermalTake'in su soğutma çözmümüne çok benzer bir su soğutma çözümü bulunmakta.

Overclock sonrası test için kullanabilceğiniz yazılımlar;

SuperPi Testi

Temel olarak işlemciye Pi sayısını hsapllatıran bu program özellikle işlemci testlerinde dünya üzerinde en çok Kabul gören yazılımların başında gelirler. Bu test ile işlemcinizin ne kadar hızlı ve stabil olduğunu görebilmeniz mümkün. İşlemcinizin hızını anlayabilmek için SuperPi 1M, işlemcinizin stabil olduğunu anlamak için ise 8-16-32M testlerinden birini yapmalısınız.

3DMark Testleri
Futuremark firmasının test yazılımları olan 3D Mark serisi özellikle ekran kartı testleri için birebir programlarıdır. Şuan test için kullanabilceğiniz 2001, 2003, 2005 ve 2006 versiyonları mevcut. Fakat bu testi yaparken dikkat etmeniz gereken öenmli noktalardan biri 3DMark2001 ve 2003 ekran kartı yanında test sonuçlarında diğer donanımların niteliğinden de etkilenirler. Yani sadece ekran kartı ağırlıklı testler değilller üksek puan için işlemci ve belleğinizinde üst düzey olması gerekmekte. Ama 3DMark2005 ve 2006 ağırlıklı olarak ekran kartına yoğunlaşırlar. 3DMark2006 testinde aynı ekran kartı önce üst seviye olan bir işlemci sonra ise daha düşük bir işlemci ile test edildiğinde eski versiyonlara gore çok fark ettirmeyecekdir.

PC Mark Testleri
3D Mark testleri gibi butestleri yapan üretici firmada Futuremark. PCMark genel system performansını ölçmeye yarayan bir test. Başta işlemci olmak üzere, bellek ve hard disk testleri yapıyor. Oldukça güçlü bir test olan PCMark'ın güncel versiyonu olan PCMark 2005'den güzel bir puan alabilmek için gerçektende güçlü bir sisteme ihtiyaç duyulmakta.

SYSMark ve WebMark
Yine FutureMark ürünü olan bu yazılımlar ile özellikle işlemci ve sisteminizin ofis uygulamaları ve internet ortamındaki genel başarımını ölçebilirsiniz.

Everest
Everest oldukça detaylı bir siste raporlama yazılımı. Anakartınıza bağlı tüm donanımlar hakkında bilgi alabilceğiniz oldukça gelişmiş ve detaylı bir program. Ücretsiz versiyonunun gelişimi dursa bile son hali ile bile oldukça gelişmiş olan Everest sayesinde driverlarını kaybettiğiniz donanımlarınıza driver bile bulabilirsiniz. Ayrıca program içinde özellikle işlemci ve bellekler için ufak birkaç test u7ygulmasıda bulunmakta. Yine program sayesinde yaptığını overclock ile işlemcinizi ne kadar hızlnadırdığınızı ve ulaştığı hız ile hangi şilemciye denk geldiğini de bulabilirsiniz. Yine program ile bilgisayarınızdaki destekleyen donanımların sıcaklık durumlarını görebilrisiniz.

Clockgen, SpeedFan ve CPU-Z
Clockgen windows üzerinden overlock yapmayan yarıyan ufak bir yazılım. Bu yazılım sayesinde işletim sistemi üzerinden ldukça rahat bir şekilde overclock yapabilmek mümkün ama yazı içinde anlattığımız gibi Windows üzerinden yaptığınız başarısız overclock işlemlerini sonucunda işletimi sisteminiz çökebilir. Ama yinede rahat bir şekilde Clockgen ile ufak overclock denemelerniz rahatça ypabilirsiniz. SpeedFan ise overclock sonrası sisteminizin ısı ve sıcaklık durumlarının yanısıra kullandığınız fanların dönüş hızlarını göstererek sizi bilgilendirebilyor. CPU-Z ile de overclocks sonrası işlemci ve belekerlinizn hızları ileg ilgili detaylı bilgilere ulaşabilir elde ettiğiniz hızı CPU-Z'nin online veritabanına kayıt ettirebilirsiniz.

Oyun Testleri
İşlemci ve ekran kartınızı test etmenin en sağlam yollarından biride oyunlardır. Bugün F.E.A.R, Far Cry, Quake 4, Prey, Company Of Hereos gibi oyunların içindeki ufak test uygulamaları ile ekran kartınızın ve işlemcinizin overclock sonrası stabilitesini gözlemleyebilirsiniz.

Sonuç
Günümüz piyasa şartları ve artan rekabetten dolayı firmalar değişik ürünler çıkarmaya devam ediyor. Alacağınız her işlemci veya ekran kartının az yada çok belli bir overclock kapasitesi olacaktır. Size düşen bazı parametrelere dikkat etmeniz.Kısaca özetlemek gerekirse, overclock yapmadan önce dosyalarınızın yedeğini almayı, bios bilgileriniz hakkında bilgi sahibi olmayı, işlemleri adım adım yapmayı, soğutmaya önem vermeyi, overclock sonrası sistem stabilitesini ve sıcaklığını kontrol etmeye dikkat edin. Ve unutmayın overclock işlemi zinciri oluşturan halkalar gibidir. Halkalardan biri zayıf olursa zincir rahatlıkla kopabilir.

 

Kaynak: http://www.pcmagazine.com.tr/tek271,12@2500.html

Mobil Cihazlar İçin Java

                 

Mobil cihazlar için Java uygulamaları mı arıyorsunuz?

http://www.mobilpro.com/

Mobil Java uygulamalarına yönelik çalışma yapanların kaynak adresi olma hedefiyle yola çıkan Mobilpro.com, çeşitli mobil uygulama ve Java haberleri dışında geliştiriciler, mini sözlük, J2ME oyunları, telefonunuza uygulama yükleme gibi bölümler içeriyor. Mobilpro.com, ülkemizde her geçen gün daha fazla kişinin ilgi duyduğu ve uygulama geliştirdiği mobil yazılım alanına ilgi duyanların ziyaret etmesi gereken bir adres.

Kaynak: http://www.byte.com.tr/internet/?Gorev=InternetInceleme&Inceleme=5

Beyni okuyan makine geliştirildi

Bilim adamları, beyin faaliyetlerini tarayarak insanların zihnindeki imgeleri okuyabilecek bir bilgisayar tekniği geliştirdi. Araştırma, gelecekte insanların hayalleri ya da anılarını görüntüleme teknolojisinin geliştirilmesi ihtimalini doğuruyor.

Bu büyük buluş, ABD’li bilimadamlarının, hastanelerde teşhis sürecinde sıkça kullanılan MRI yani manyetik çözünürlük görüntüleme tekniğiyle, bir dizi siyah beyaz fotoğraf gösterdikleri deneklerin beyinlerini incelemeleri sonucunda geldi.

Uzmanlar, daha sonra bir bilgisayar yoluyla yaptıkları her 10 tahminden 9’unda, deneğin ne tür bir imgeye odaklandığını tespit etmeyi başardılar.

Araştırma, gelecekte insanların hayalleri ya da anılarını görüntüleme teknolojisinin geliştirilmesi ihtimalini doğurdu.

Centrino Nedir?

İnsanların bir çoğu centrinoyu dizüstü bilgisayarlarında kullandıkları işlemci olarak biliyorlar. Genel olarak Centrino kavramı bu şekilde bilinmekte. Tamamen yanlış olmasada bu bilgiye eksik bilgi diyebiliriz. Peki Centrino nedir?

Intel Centrino ismini öyle güzel ön plana çıkarttı ki, bir anda dizüstü bilgisayar piyasasında centrino ismi kasıp kavurmaya başladı, ancak eksik bilinerek. Intel’in 2003 yılında görücüye çıkarttığı centrino bir işlemci değil aslında bir platformun ismi.

Bu platformda ise 3 yapı bulunmakta:
- İşlemci
- Yonga seti
- Kablosuz ağ adaptörü
Kısaca dizüstü bilgisayarınızın centrino platformunda olması için bu 3 bileşenin de makinenizde mevcut olması gerekmekte.
Centrino ilk çıktığı günden bu güne kadar çok yol kat etti. 2003 yılında piyasaya sunulan centrino platformunda temelleri Pentium3′e dayanan Banias kod adlı Pentium M işlemci, Intel’in dizüstü bilgisayarlar için hazırladığı yonga seti olan 855 serisinden bir yonga seti ve yine Intel PRO/Wireless 2100 ya da 2200 tipinde bir kablosuz ağ adaptörü mevcuttu. Banias 1 MB tampon belleğe ve 130 nm.(nanometre) üretim teknolojisine sahipti.
Centrino günümüze kadar her sene kendini yenileyerek geldi. İlk güncelleme 2004 yılının ortalarında oldu. Burada değişen tek bileşen işlemci oldu. Pentium M’nin yeni teknolojisi 90 nanometreye çekildi ve tampon bellek 2 MB’ye çıkartıldı. Artık bu yeni işlemcinin kod adı Dothan’dı. Dathon çok başarılı bir sıçrama oldu ve neredeyse masaüstü sistemlerle performans açısından yarışacak seviyeye geldiler.
İkinci güncelleme 2005′in başında oldu. Artık yeni platformun ismi Güncel Teknoloji HaberleriSonoma olmuştu. Bu büyük ölçekli bir güncellemeydi zira hem işlemci veriyolu hızı 400 MHz’den 533 MHz’ye yükseltilmiş, hem de kullanılan yonga seti 855′ten 915 serisine geçilmişti. Ayırca bu platformla beraber ilk defa dizüstü bilgisayarlarda DDR2 bellek kullanılıyordu. DDR2 bellekler 2.5 volt ile çalışan DDR belleklerden daha az gerilim çekerek -1.8 volt- pil ömrüne ciddi katkılar sağlıyordu. Şu anda piyasada bulunan bir çok dizüstü Sonoma platformundadır.
Yeni platform
2006 yılında ise çok daha büyük bir sıçrama oldu. Platform tüm bileşenlerini değiştirerek yeni bir isim aldı; Napa. Aynı zamanda yıllardır değişmeden kalan Centrino ismi de artık değişiyor ve ikiye ayrılıyor; Centrino Duo ve Centrino Solo.
Artık yeni kullanılan işlemciler Pentium M değil, bunun yerine kullanılan işlemci Core ismini taşımakta. İşlemcinin tek çekirdekli tipine Core Solo, çift çekirdek taşıyanına ise Core Duo ismi verilmekte. Core işlemcisi 65 nanometre teknoloji ile üretilmekte. İşlemci çift çekirdekli olmasına rağmen taşıdığı uyku modu sayesinde (C4 Deeper Sleeper) öngörülenden daha az güç tüketmekte. Bu Dothan’dan bile daha düşük. Yeni işlemci 2 MB tampon belleğe sahip ve SSE2′ye ek olarak SSE3 komut setini de desteklemekte. Çift çekirdekli işlemcilerde bu tampon bellek ortak kullanılmakta. Çekirdeklerden biri gerek duyuyorsa tampon belleği istediği kadar kullanabiliyor, haliyle her çekirdeğin tampon belleği kendine özel ayrılmış değil. Ayrıca tek çekirdekli Coro Solo’da da 2 MB tampon bellek bulunmakta.
Yeni platform ne getiriyor?
Öncelike ilerde sıkça dizüstü bilgisayarlarda görmeye alışacağımız bu platform, bize performans olarak katkı sağlayacak. Bu performans artışına rağmen daha az güç tüketiliyor ve pil ömürleri artıyor. Sonuçta bilgisayarınızda iki işlemci olmasa da iki çekirdek taşıyan bir işlemciniz oluyor.
    

Dikkat! Nokia Marka Cep Telefonlarınız Saatli Bomba Olmasın...

Aralık 2005 - Kasım 2006 tarihleri arasında, Japonya'daki Matsushita Battery Industrial Co. Ltd. firması tarafından üretilen Nokia markalı BL-5C bataryalar nadiren de olsa, şarj edilirken kısa devre nedeniyle aşırı ısınmaya ve bataryanın patlamasına yol açabilmektedir... Nokia bu hatalı seriden bataryaya sahip olanların bataryalarını ücretsiz olarak değiştiriyor . Konuyla ilgili ayrıntılı bilgiler haberin devamında ...

Nokia, BL-5C bataryaların üretimi konusunda birden fazla tedarikçiden hizmet almaktadır ve bu tedarikçiler bugüne dek toplam 300 milyonu aşkın BL-5C batarya üretmiştir. Bu duyuru ise, sadece Matsushita firması tarafından Aralık 2005 – Kasım 2006 döneminde üretilmiş 46 milyon adet bataryayı kapsamaktadır. Dünya genelinde bu bataryalar için şu ana kadar yaklaşık 100 adet aşırı ısınma şikayeti bildirilirken, hiçbir ciddi yaralanma ya da maddi hasar söz konusu olmamıştır.

Duyuru kapsamındaki BL-5C bataryalarını kullananlara, sözü edilen yaklaşık 100 aşırı ısınma vakasının hepsinin şarj işlemi sırasında gerçekleştiğini özellikle belirtmek isteriz. Nokia’nın elindeki bilgilere göre bu durum, mobil cihazın şarj dışındaki diğer kullanım süreçlerini etkilememektedir. Dileyen kullanıcılarımız, bu açıklama kapsamındaki BL-5C bataryaların yer aldığı mobil cihazlarını şarj süresince takip edebilirler.

Matsushita tarafından belirtilen süre içinde üretilmiş BL-5C bataryalarda söz konusu ısınmanın nadiren görülmesine karşın, Nokia ve Matsushita, cep telefonlarında bu model bataryalar bulunan tüm Nokia kullanıcılarının bataryalarını dilerlerse ücretsiz olarak değiştirmektedir.

Bu açıklama kapsamına giren BL-5C bataryalar, aşağıda belirtilen Nokia model cep telefonlarında kullanılmış ya da aksesuar olarak ayrıca satılmıştır:


Nokia 1100, Nokia 1100c, Nokia 1101, Nokia 1108, Nokia 1110, Nokia 1112, Nokia 1255, Nokia 1315, Nokia 1600, Nokia 2112, Nokia 2118, Nokia 2255, Nokia 2272, Nokia 2275, Nokia 2300, Nokia 2300c, Nokia 2310, Nokia 2355, Nokia 2600, Nokia 2610, Nokia 2610b, Nokia 2626, Nokia 3100, Nokia 3105, Nokia 3120, Nokia 3125, Nokia 6030, Nokia 6085, Nokia 6086, Nokia 6108, Nokia 6175i, Nokia 6178i, Nokia 6230, Nokia 6230i, Nokia 6270, Nokia 6600, Nokia 6620, Nokia 6630, Nokia 6631, Nokia 6670, Nokia 6680, Nokia 6681, Nokia 6682, Nokia 6820, Nokia 6822, Nokia 7610, Nokia N70, Nokia N71, Nokia N72, Nokia N91, Nokia E50, Nokia E60

Bu açıklama, aşağıdaki aksesuarları da kapsamaktadır:

Nokia Kablosuz GPS Modülü LD-1W,
Nokia Kablosuz GPS Modülü LD-3W


Bataryanın ön yüzünde “Nokia” ve “BL-5C” yazısı bulunmaktadır. Arka yüzünde ise, üst tarafta Nokia logosu, alt tarafta da 26 karakterden oluşan batarya numarası yer almaktadır. Batarya numarası 26 karakterden oluşmuyorsa, bu açıklama kapsamında değerlendirilmeyecektir.


Kullandığınız bataryanın bu açıklamada sözü edilen ürünler arasında yer alıp almadığını öğrenmek için şunları yapmanız gerekmektedir: 

1) Mobil cihazınızı kapatın ve batarya modelini kontrol edin. Bataryanız BL-5C model değilse, bu açıklama kapsamına girmemektedir ve dolayısıyla yenilenmesine gerek yoktur. 

2) Bataryanızın modeli BL-5C ise, bataryayı mobil cihazınızdan çıkarın ve arkasındaki 26 karakterli batarya numarasını bulun. Bu numarayı, aşağıda belirtilen alana yazın. Bataryanızın değişim kapsamına girip girmediği size bildirilecektir.

Eğer bataryalarınız bu seriden ise , bataryanızın ücretsiz olarak adresinize gönderilmesi için buraya tıklayın ...

                         
Kaynak :http://www.teknoportal.gen.tr/haber_oku.asp?haber=621