AntiVir
Ücretsiz en iyi antivirüs yazılımlarından biri...
Kaynak:http://download.chip.eu/tr/AntiVir-PersonalEdition-Classic-for-Win-2000_XP_Vista-7.04_62102.html
Dünyada başarı kazanmanın iki yolu vardır: Kendi aklından faydalanmak, başkalarının akılsızlığından faydalanmak. BRUYERE
Ücretsiz en iyi antivirüs yazılımlarından biri...
Kaynak:http://download.chip.eu/tr/AntiVir-PersonalEdition-Classic-for-Win-2000_XP_Vista-7.04_62102.html
İşletim Sisteminizin Görünümü Size Artık Sıkıcımı Geliyor O Zaman Biraz Renklendirelim. İşte Bu Program Bu İşe Yarıyor Ama İşini O Kadar Güzel Yapıyor ki Yazılımın Forum Sayfalarında Ki Bolluğu Görünce Anlayacaksınız.. Masaüstü Simgelerinden Başlat Menüsüne Denetim Masasından Klasörlere Kadar Dosya İkonlarını Tek Tek Kendiniz Belirleyebileceğiniz Gibi Hiç Değiştirmeden De Kullanabilirsiniz
İnternet üzerinde gezinirken, kendinizi güvende hissetmenin yolu ‘görünmez’ olmaktan geçer.
Macera filmlerinde görmeye alıştığımız hacker yöntemlerinin temelinde hep yakalanmamak yatar. Bu amaçla hareket eden hacker, yaptıklarının takibini engellemek için sürekli ip numarasını değiştirir. Böylece iş üstündeyken fark edilse bile, ip numarası (dolayısıyla bulunduğu ülke, şehir ve kıta) sürekli değiştiğinden asla yakalanmaz. Tabii bunların hepsi filmlerin sahip olduğu kurgunun bir parçası ama gerçek hayatta da durumlar böyle mi acaba?
İşe güvenlik boyutuyla bakacak olursak ip numaranızı gizlemeniz, internet üzerinden gelebilecek izinsiz giriş ve trojan benzeri arka kapı açıkları yaratan yazılımlardan korunmanızın bir yöntemi diyebiliriz. Çünkü kendisine hacker statüsünü yakıştıran zararlı beyinlerin, emellerine ulaşmak için yapmaları gereken ilk şey, hedef olarak belirledikleri bilgisayarın (ya da sunucunun) ip numarasını öğrenmektir. Bu nedenle bize düşen, hacker’lardan kurtulmak için onların yöntemlerinden bazılarını kullanmak; yani ip numaramızı meraklı gözlerden uzak tutmaktır.
Ancak ip numaramızı saklayıp, sahte numaralar kullanmanın avantajları olduğu kadar dezavantajları da mevcut. Örneğin bir sabit ip numarasına sahipseniz ve küçük de olsa bir ev sunucusu kullanıyorsanız ip numaranızı gizlediğiniz zaman web sitenizin yayınında aksamalar olacaktır. Bunun yanı sıra voicelP benzeri bir hizmetten yararlanıyorsanız yine ip numaranızı gizlemeniz halinde kullandığınız sistem sizi tanımayabilir, arkadaşlarınız sizi aramak istediğinde ulaşamayabilirler.
Tabii ki bunlar fazlasıyla spesifik örnekler. Bunun yanında ip numaranızı gizlemenizin çok eğlenceli tarafları da var. Bunların başında internette görünmeden gezinmek ve forumlara yerel ip numaralarıyla mesajlar bırakmak sayılabilir.
Peki, nasıl gizleyeceğiz ip numaramızı? Bu uygulama için kullanabileceğiniz birçok yöntem mevcut. Bu yöntemler internet tabanlı hizmetler ve kurulabilir yazılımlar olarak ikiye ayrılıyor. internet tabanlı hizmetler en basit tanımıyla Proxy hizmeti veren web sitelerinden oluşuyor.
İp Nedir ?
İp internete bağlandığınız zaman servis sağlayıcınız tarafından bilgisayarınıza atanan bir dizi numaradır. Kendi ip numaranızı merak ediyorsanız www.whatısmyip.com adresini ziyaret edebilirsiniz. Eğer servis sağlayacınızdan statik bir ip numarası talep etmediyseniz, internete her bağlandığınızda ip numaranızın son üç rakamı değişebilir. Diğer rakamlar değişmez çünkü, baştaki rakamlar sizin ülkenizi ve bağlı bulunduğunuz servis sağlayıcısını gösterir.
Bu numara sayesinde web sıtelerini dolaşabilir, arkadaşlarınızia konuşabilir ya da e-posta alışverişi yapabilirsiniz. Kısacası internette bir şeyler yapmak için bir ip numarasına ihtiyacınız var.
Anonymouse.org
Bu web sitesi, ücretsiz Proxy hizmeti veren sitelerinin başında geliyor. Herhangi bir üyelik ya da ücret talep etmeyen site, çok sade bir tasarıma sahip oluşuyla dikkat çekiyor. ingilizce ve Almanca dil destekleri sunan sitede, ip numaranızı gizleyerek gezinmek istediğiniz bir web sitesinin adresini, ana sayfada bulunan adres çubuğuna yazmanız yeterli. Bu şekilde ip numaranız belli aralıklarla değişerek internette iz bırakmadan sörf yapma zevki sunuyor. Web sitesinin doğru şekilde calışıp çalışmadığını merak ediyorsanız, yapız gereken tek şey Anonymouse.org sitesi üzerinden WhatlsMylP.com adresini ziyaret etmek. Tabii, önce gerçek ip numanızı öğrenmeniz gerekiyor. Bunun için de whatismyip.com adresini kullanabilirsiniz. anonynymouse.org umuma açık (mesela internet cafeler ) ya da yazılım kurmaya yetkinizin bulunmadığı bilgisayarlar üzerinde kullanabileceğiniz basit bir çözüm. Elbette ki, internet inde Proxy hizmeti veren daha başka siteleri de mevcut, ancak biz daha esnek bir kullanım şekli sundukları ve çok daha etkili oldukları için, sisteminize kurabileceğniz (hide ip) ip gizleme ve değiştirme yazılımları kullanmanızı öneriyoruz. Bu yazılımların başında demosu 7 günlük süre kısıtlaması ile dağıtılan Internet Anonym Pro 2006 ve tamamen ücretsiz olan Torpark 1.5.0.2 geliyor.
Anonym Pro
Steganos firması tarafından geliştirilmiş olan net Anonym Pro 2006,(hide ip) ip gizleme ve değiştirme yazılımları arasında en ünlü ve başarılı olanı. Yazılımın kurulumu oldukça basit, ön tanımlı olarak Almanca başlayan kurulum Türkçe hariç dilediğiniz bir dile çevirebiliriz. Çünkü yazılımın dilimize desteği bulunmuyor. Yazılım hızlı bir kurulum süreci
3 hemen çalışmaya başlayarak ip numaranızı değiştirmeye başlıyor. Yazılım saye~ 1 saniye ile 1 dakika arası periyotlarla ip numaranızı değiştirebiliyorsunuz. Bu noktada bağlandığınız sistemlerin Proxy kullandığınızı anlamaması ve tabii ki bulunduğunuz yerin de açığa çıkmaması için bu ayarı 20 – 30 saniye arası bir rakama çekebilirsiniz. Programın ara yüzü de oldukça kullanışlı ve açık.Bir dünya haritası üzerinde ip numaranızın ve internete bağlandığınız ülkenin sürekli değiştiğini görüyorsunuz. Ayrıca Internet Anonym Pro, size atadığı ip numaralarının hangi sunuculardan geldiğini de göstermeyi ihmal etmiyor. Yazılımın güvenilirliğini test etmek için yine www.whatismyip.com adresini kullanabilirsiniz.
Yazılımın en büyük artısı, herhangi bir web tarayıcısına bağımlı olmadan çalışabilmesi, yani dilediğiniz web tarayıcısını kullanarak internet üzerinde görünmeden dolaşabiliyorsunuz. Ayrıca internet bağlantınızda da herhangi bir yavaşlama gerçekleşmiyor ama eğer anonymaus bağlantı seçeneğini aktif hale getirirseniz bağlantınız hissedilir şekilde yavaşlayacaktır.
Torpark
ikinci yazılımımız ise Türkçe dil desteği de sunan ve tamamen ücretsiz olan Torpark. Torpark tipik bir Firefox web tarayıcısı gibi davranan, (gibisi fazla) işinde de oldukça başarılı olan bir yazılım. Torpark’ı Mozilla ya da Firefox kullanıyorsanız bir eklenti, kullanmıyorsanız başlı başına bir tarayıcı gibi değerlendirebilirsiniz. Eğer bir tarayıcı olarak kullanmayı seçerseniz, ip numaranızı gizleyip sürekli değiştirmenin yanında, Javascript ve reklam önleme özelliklerini de yabana atmamanızı tavsiye ederiz. Torpark çalışmaya başladığında bir Firefox penceresi açılıyor ve tarayıcının altında sizin için atanan sahte ip numarası yer alıyor. Bu sahte ip numarası belli bir sıklıkla ve durmaksızın değişiyor. Bu da Torpark tarayıcısını kullandığınız sürece güvende olduğunuz anlamına geliyor. Son günlerde oldukça popüler olan ‘taşınabilir yazılım’ modasına uymakta geç kalmayan Torpark, dilerseniz USB belleğinize de kurulabiliyor. Bu sayede başına oturduğunuz her bilgisayarda ‘görünmez’ olarak sörf yapma keyfine erişebiliyorsunuz
Kaynak: http://www.milyonsite.com/ip-no-gizleme-yontemleri-ve-programlari/
Onların birçok avantajları var,Wireless Local Area Network'lerin (WLAN'ların, Türkçesi: kablosuz yerel ağlar). Evde dev bir kablo salatasına sebebiyet vermeksizin iki ya da daha fazla PC, notebook'lar ve cep bilgisayarları birbirine bağlanabiliyor. Ayrıca mobil aygıtlar arasında yaklaşık 100 metrelik bir çevreye kadar telsiz aktarım sağlanabiliyor.
Kablosuz aktarım yetkisiz erişime davetiye çıkarıyor
Ancak aktarım yöntemi ve geniş erişim yarıçapı aynı zamanda da kişisel W-LAN'ların en büyük dezavantajları. Yani 100 metrelik çevrede bulunan herkes bağlanmak için doğru veriler varsayıldığında yabancı ağa erişim sağlayabiliyor. Buradaki en büyük sorun: Bir yabancının ağa yetkisiz erişim sağladığının farkına bile varılmıyor. Veri casusu bir kez içeri girdiğinde, tüm serbest verileri görüntüleyebiliyor, işleyebiliyor, kopyalayabiliyor ve icabında silebiliyor.
1.a Fingerprinting
Fingerprinting tanımı aslında karşı taraf hakkında bilgi toplamaktan ibarettir.Bir saldırı yöntemi değildir sadece karşı sistem hakkında bilgi verir ve saldırı için doğru seçimlerin yapılmasına olanak sağlar.Çalışan işletim sistemi, çalışan programlar işletim sistemi versiyonu gibi bilgiler sayesinde karşı sistemin güvenlik açıkları kolayca tespit edilip saldırı uygulanabilir.Bir çok çeşidi ve yöntemi vardır.En basit örneği , FTP Server’larından vermek mümkündür.FTP formatına göre karşı tarafa gönderilen “SYST” mesajı karşı tarafın işletim sistemi hakkında bilgi verir.Örneğin; anonymous olarak ftp.sau.edu.tr adresine bağlanıp, command ekranına SYST yazılırsa sonuç aşağıdaki gibi olacaktır :
Connected to ftp.sau.edu.tr
SYST
215 UNIX Type: L8
Host Type (S): UNIX Standart
Bu sayede karşı tarafta UNIX Standart yüklü bir makinenin olduğu tespit edildi.Bunun dışında telnet aracılığıyla bağlandığımız bir sistem direkt olarak bize işletim sistemini verebilir.Çoğu işletim sistemi üreticisi günümüzde bu bilgiyi telnet üzerinden otomatik olarak vermeye ayarlıyor ve çoğu sistem yöneticisi de bunları kapatmıyor.Aşağıda küçük bir örnek var:
playground~> telnet hpux.u-aizu.ac.jp
Trying 163.143.103.12 ...
Connected to hpux.u-aizu.ac.jp.
Escape character is '^]'.
HP-UX hpux B.10.01 A 9000/715 (ttyp2)
login:
Görüldüğü gibi yaptığımız tek şey telnet aracılığı ile karşı tarafa bağlanmaktı.Sistem bize işletim sistemini versiyon numarasına kadar verdi.Bu yöntemlerin dışında birde http Fingerprinting adı verilen ve adından da anlaşılabileceği gibi http protokolünü kullanan bir yöntem daha var.Bu yöntemde “http” ’de tanımlı “GET” metodunu kullanarak Web Server’ın ne olduğunu öğreniyoruz:
playground> echo 'GET / HTTP/1.0\n' | nc hotbot.com 80 | egrep '^Server:'
Server: Microsoft-IIS/4.0
IIS Web Server kurulu bir sistemde hangi işletim sisteminin yüklü olduğunu tahmin etmek pek zor değil.Bu anlatılan yöntemlerden farklı olarak daha alt seviye bazı yöntemler de mevcut.Bu yöntemler TCP/IP protokolünün işletim sistemleri arasındaki küçük farklarından yararlanarak amacına ulaşıyor.Aşağıda bunlardan bazılarını inceleyelim:
The FIN Probe: Bu teknikte karşı tarafın açık bir portuna bir FIN paketi yolluyoruz(Yani FIN kontrol biti bir olan herhangi bir paket).RFC 973 standart’ına göre karşı tarafın bu pakete hiçbir karşılık vermemesi gerekirken, MS Windows, BSDI, CISCO, HP/UX, MVS, IRIX gibi işletim sistemleri geriye RST paketi yollarlar.Günümüzde bir çok Fingerprinting aracı bu yöntemi kullanmaktadır.
TCP ISN Sampling: Bu teknik işletim sistemlerinin TCP/IP stack’lerinin “initial sequnce number”’ları (ISN) seçme özelliğinden faydalanıyor. Hatırlayacağınız gibi TCP/IP’de bir bağlantı kurulduğu zaman iki tarafta da byte akışının doğru sağlanması için sequence number’lar kullanılıyordu.Her yeni paket için de x kadar arttırılıyordu. Bu yöntemde işletim sistemlerini kategorize edersek: “Random Increments”, “True Random” ve “Time dependant model” olarak üçe ayırabiliriz. İlk modelde iki bağlantı için belirlenen seq. Number’lar arasındaki x artış miktarı her paket için random olarak seçilir ve sürekli bir öncekiyle toplanır.Solaris, IRIX, FreeBSD, Digital UNIX, Cray gibi işletim sistemleri ISN üretmede bu modeli kullanmaktadır. İkinci modelde ise iki bağlantının seq. Number’ları arasında hiçbir bağıntı yoktur, birbirlerinden tamamen bağımsızdırlar. Bu modeli kullanan sistemler arasında Linux 2.0.x Open VMS gibi sistemleri sayabiliriz. Üçüncü modelde ise ISN ‘ler belli bir zaman aralığında sabit bir sayıyla toplanarak elde edilirler. Windows bu üçüncü modeli kullanan bir yapıya sahiptir.
TCP TimeStamp: TCP başlığı içinde yer alan bu bilgiyi işletim sistemleri farklı işlerler.Bazıları bu özelliği desteklemez, bazıları ise belirli peryodlarla bu değeri arttırırlar.Bazı işletim sistemleri ise hep 0 döndürür.
TCP Initial Window: Bu teknikte karşı sistemden dönen paketlerin “Window Size”’ları kontrol edilir ve buna göre değerlendirme yapılır.Bu değerlendirme önemlidir çünkü çoğu işletim sistemi bu değer için sabit bir sayı kullanır.Örneğin AIX işletim sistemi Window Size değeri için hex değer olarak $3F25 sayısını kullanır.Aynı şekilde FreeBSD, OpenBSD ve Windows NT işletim sistemleri bu sayıyı $402E olarak belirlemişlerdir.
ICMP Message Quoting: Bu teknikte ICMP protokolünün “port unreachable” hatasından faydalanıyoruz.Bu hata karşı tarafa bir ICMP paketi gönderildiği ve bu port açık olmadığı zaman geri gelen bir hata mesajıdır.Çoğu sistem IP Header + 8 Byte geri gönderir.Fakat Solaris işletim sistemi 8 Byte’dan daha fazla gönderir, Linux ise Solaris’ten daha fazla gönderir.
Type Of Service: ICMP protokolünde alınan bir port unreachable paketinin ToS değeri incelenirse, bu değerin her işletim sisteminde 0, bir tek Linux’ta $0C olduğu görülmüştür.
TCP Options: TCP paket başlığında “TCP Options” değerini kullanarak işletim sistemi tahmini yapmaktır.Bu yöntemin bir çok avantajı vardır bunlardan birkaçını sıralarsak:
i) Her şeyden önce bu kısım isteğe bağlıdır yani birçok işletim sistemi bu değeri gözardı eder.
ii) Eğer bir Option ayarlayarak karşı makineye gönderirseniz, karşı sistemin cevabı o option’ ın desteklenip desteklenmediğini gösterecektir.Bu Option’lar da her işletim sistemine göre değişeceği için bu da bize avantaj sağlar.
iii) Bir çok Option’ı ayarlayıp sadece bir paket göndererek, cevap alabilirsiniz.Yani tek bir paketle karşı tarafın hangi Option’ ları desteklediğini kolayca anlayabilirsiniz.
WindowScale, NOP, Max Segment Size, TimeStamp TCP Options’ın alabileceği değerlerin bazılarıdır. Örneğin bu sayılan özelliklerin hepsi FreeBSD tarafından desteklenmektedir. Bunun yanında Linux 2.0.x sürümleri yukarıdakilerin çok azını destekler.İki işletim sistemi aynı Option özellikleri desteklese bile bunlara verdiği cevaplar faklıdır.Örneğin bir Linux sistemine küçük bir MSS(Max Segment Size) değeri gönderilirse, sistem aynı değeri bize geri gönderecektir.Geri dönen değerler aynı olsa bile sıraları faklıdır.Örneğin Solaris “MSS” değerine “NNTNWME” ile cevap verirken Linux 2.1.122 “MENNTNW” ile cevap verir
1.b Port Scanning
Port Scanning (Port Tarama) adı verilen yöntemde karşı taraf hakkında bilgi toplamayla alakalı bir işlemdir.Bu işlemde aynı Fingerprinting gibi protokol formatına dayanır ve karşı sistemde açık olan portları bulmamızı sağlar.Bu sayede Fingerprinting ’ten elde edemediğimiz bilgileri bulabiliriz.Örneğin karşı tarafın 135 no’lu portu açıksa muhtemel bir Windows İşletim sistemiyle karşı karşıya olduğumuzu varsayabiliriz.Yada bir başka örnek olarak karşı tarafta eğer 80’inci port açıksa bu makinenın da bir HTTP Server olduğunu varsayabiliriz.Port Tarama yönetimde bilgi toplama portların ne işe yaradıklarını ve genel kullanımlarını bilmekle alakalıdır.Bu şekilde karşı sistemin zayıflıkları bile bulunabilir.Aşağıda kendi makinemde denediğim Port tarama işleminin sonuçları görünmekte :
Scanning 127.0.0.1 (localhost), range : 1 -135
[110] Service found at: 110
[110] Could be: pop3
[110] Read:
[135] Service found at: 135
[135] Could be: epmap
[135] No data to read.
Burada kendi makinemde 1 ile 135’inci portlar arasında yaptığım port taraması sonuçları görülmekte.Görüldüğü gibi makinemde 110 ve 135’inci portlar açık durumda bu portların işlevleri ise sırasıyla “pop3” ve “epmap” olarak adlandırılmış. Başka birisi bende port taraması yapıp bu sonuçları aldığında makinemde muhtemel olarak Windows yüklü olduğunu kolayca anlayabilir.Bu örnekteki port tarama işlemi basit olarak şöyle bir senaryoyla anlatılabilir: Belli bir IP adresinin her portuna bağlantı isteği gönderilir.Eğer bağlantı gerçekleşirse port açık, gerçekleşmezse port kapalıdır diyebiliriz.
1.b.a Stealth SYN scan
Port Tarama işleminden bahsettik fakat bu işlemin alt seviyede nasıl yapıldığından sözetmedik.Bu sistem, karşı tarafın istenilen port aralığına bağlanma istekleri göndererek çalışır.Şimdi eski bilgilerimizi tekrar hatırlarsak TCP/IP protokolünde bir TCP bağlantısının gerçekleşmesi için 3 yollu el sıkışma olduğunu biliyoruz.Bu el sıkışmada bağlantı isteyen makine server’a bir SYN paketi gönderir.Bağlantı uygunsa server’da bu makineye bir SYN+ACK paketi yollar.Son olarak ta makine server’a bir ACK paketi yollar ve bağlantı kurulurdu.Stealth SYN Scan tipinde port tarama işlemlerinde son ACK paketi dikkate alınmaz, yani server ‘dan SYN+ACK paketi alındığında, o portun açık olduğu varsayılır ve bu şekilde tarama işlemi hızlandırılır.Bu saldırı yönteminden korunmak neredeyse imkansızdır.Fakat bazı paket filtreleme donanım yada yazılımları sayesinde gelen paketler incelenir ve SYN paketleri hep aynı IP adresinden geliyorsa bloke edilir.Aşağıda nmap adlı bir port scanner programının lokal ağda yaptığı bir taramanın sonuçları yer alıyor:
C:\kexji\nmap-3.75-win32>nmap -v -sS 10.0.0.21
Starting nmap 3.75 ( http://www.insecure.org/nmap ) at 2005-01-02 22:18 GTB Standard Time
Initiating SYN Stealth Scan against T1000 (10.0.0.21) [1663 ports] at 22:18
Discovered open port 3389/tcp on 10.0.0.21
Discovered open port 139/tcp on 10.0.0.21
Discovered open port 445/tcp on 10.0.0.21
Discovered open port 1025/tcp on 10.0.0.21
Discovered open port 135/tcp on 10.0.0.21
The SYN Stealth Scan took 1.47s to scan 1663 total ports.
Host T1000 (10.0.0.21) appears to be up ... good.
Interesting ports on T1000 (10.0.0.21):
(The 1658 ports scanned but not shown below are in state: closed)
PORT STATE SERVICE
135/tcp open msrpc
139/tcp open netbios-ssn
445/tcp open microsoft-ds
1025/tcp open NFS-or-IIS
3389/tcp open ms-term-serv
MAC Address: 00:50:FC:A0:26:AB (Edimax Technology CO.)
Nmap run completed -- 1 IP address (1 host up) scanned in 1.969 seconds
Görüldüğü gibi SYN Scanning lokal ağda 1.5 saniye gibi kısa bir sürede 1600 port taradık.Aynı işlemi normal adi port scanner’la yaptığımızda sonuçları elde etmemiz 3 dakika sürdü.Dikkat edilirse port tarama işlemi bittikten sonra bir de açık portların görevleri gösterildi.Bu sayede karşı tarafta hangi işletim sisteminin yüklü olduğunu tahmin edebiliriz.
1.b.b FIN Scanning
FIN Scanning’te Stealth SYN Scan mantığına dayanır.Karşı tarafa bir FIN paketi gönderilir.Bu paket TCP/IP protokolünde bağlantının bittiğini haber veren mesajdır.Eğer biz bağlı olmadığımız bir adresin herhangi bir portuna FIN paketi yollarsak ve eğer o port kapalıysa bir RST paketi geri döner.İşte bu sayede port kontrolü yapabiliyoruz.Fakat bu yöntem Windows işletim sistemi yüklü makineler için geçersizdir.Çünkü Windows yollanan her FIN paketine RST cevabını verir, port açık olsa da olmasa da.Her neyse aslında bu tarama yönteminin ortaya çıkış nedeni “SYN Scan” port tarama yönteminin bir çok paket filtreleme programı tarafından engellenmesi sonucu ortaya çıkmıştır.İlk kez Uriel Maimon tarafından Phrack 49, Article 15 ‘ te anlatılmıştır.Bu yöntem de günümüzde paket filtreleme programları tarafından engellenebildiği için hacker’ lar da değişik sistemler üzerinde değişik tarama işlemleri gerçekleştirmeye başlamışlardır.”XMAS Scan” ve “NULL Scan” adı verilen iki tip tarama yöntemi daha mevcuttur.XMAS yönteminde tıpkı bir Noel Ağacının her tarafının ışıl ışıl parlaması gibi, bir TCP paketinin bütün kontrol bitlerini etkin duruma getirir.Bu şekilde cevapları inceleyerek tarama işlemini yapar.NULL tarama metodunda ise XMAS ’ın tam tersi olarak tüm kontrol bitlerini etkisiz duruma getirir.Her neyse her iki metotta da karşı sistemin işletim sistemi paket cevaplarının incelenmesinde kilit rol oynar.
1.b.c Fragmented Packet Scanning
Bu tarama metodu, paket filtreleme programları tarafından engellenmesi en güç olandır.Çünkü bu metotta TCP Başlıkları da kendi içinde parçalara ayrılarak karşı tarafa gönderilir.Bu sayede paket filtreleme programı tüm TCP başlığını göremediği için filtreleme işlemini yapamayacaktır.Ancak yine de bu tarama metoduna da dayanıklı sistemler mevcut:Örneğin Linux sürümlerinde CONFIG_IP_ALWAYS_DEFRAG özelliği sayesinde, herhangi bir başlık tamamen oluşturulmadan cevap gönderilmez, paket işlenmez, yani bir nevi kuyruk oluşturur.Fakat çoğu ağ yöneticisi bu özelliği kullanmaz, çünkü ağ trafiğini yavaşlatır.Günümüzde çoğu port tarayıcı program bu yöntemi kullanmaktadır.
1.c Network Sniffing
Network Sniffing adı verilen yöntem ağda dolaşan paketlerin görüntülenmesi, ve kaydedilmesine olanak sağlayan bir yöntemdir.Bilindiği gibi çoğu yerel ağ sisteminin (LAN) temelini Ethernet oluşturmaktadır.Ethernet ilk tasarlanırken mühendisler kendi protokollerini test etmek için sniffer programlarını kullanıyorlardı.Fakat günümüzde Network Sniffing genellikle kötü amaçlara hizmet ediyor.Ethernet protokolü veriyi olduğu gibi gönderir, yani veriye herhangi bir şifreleme uygulamaz.İşte bu aşamada Sniffing daha da kolaylaşır.Ayrıca Ethernet protokolü gönderilen bu şifrelenmemiş veriyi bağlı olan tüm düğümlere(node) gönderir.Yani aslında aynı non-switched bir LAN da birbirlerine bağlı iki bilgisayarın birbirlerinin ağ trafiğini incelemeleri, sadece NIC (Network Interface Card) bir değişikliğe bağlıdır.Bu değişikliğin uygulandığı bir NIC üzerine gelen tüm bilgiyi filtrelemeden alır.Yani bağlı olduğu tüm ağ trafiğini inceleyebilir.Bu duruma gelmiş bir NIC ‘e “promiscuous mode” ‘a geçmiş denilir.NIC farklı amaçlara hizmet etmesi için farklı filtreleme metotları vardır.
Unicast: Destination Address ’ i NIC ’in kendi fiziksel adresi olan paketleri alır.
Broadcast: Destination Address ’i FF FF FF FF FF FF olan paketleri alır.Bu paketler ağ üzerindeki tüm düğümlere gönderilmek amacıyla oluşturulmuştur.
Multicast: Belirli bir adres veya adres aralığından gelen paketleri kabul eder.Bu adres aralığı NIC ‘in içinde tanımlanmıştır.Ayrıca bir paketin multicast özeliği taşıması için paketin grup bitinin aktif olması gerekir.Yani bir gruba ait olduğunu gösteren bit.Bu biti aktif olanlar NIC ‘ teki listeyle kontrol edilir.
All Multicast: Herhangi bir gruba bağlı yani grup biti aktif tüm paketler NIC tarafından kabul edilir.
Promiscuous: NIC gelen bütün veriyi alır.
Non-switched ağlarda “Packet Sniffing” oldukça kolay.Çünkü filtreleme işlemi NIC ‘ te yapıldığı için bu filtreleme işlemini değiştirme imkanımız var.Switched ağlarda ise durum biraz farklı.Switched ağlarda bahsedilen filtreleme işlemleri, switch yada router ‘ de yapılır.Yani gelen paket hangi adrese gidecekse o adrese yollanır.Switch o adresin nerede olduğunu bilir ve paketi o adrese yollar.Switched ağlarda Sniffing biraz detaylı bir konu olduğu için bunu başka bir dökümanda incelemeye karar verdim.(bkz. http://www.geocities.com/k3xji/dokumanlar/switched_ethernet_sniff.htm)
1.d DoS (Denial of Service)
DoS saldırıları günümüzde en yaygın kullanılan saldırı biçimlerinden biridir.Çünkü bir çok saldırı yöntemini içinde barındırır.DoS saldırıları genelde bir ağa ya da kaynağa ulaşımı engellemek için kullanılır.Kendi içinde mantıksal olarak ikiye ayırmak mümkündür: Program tabanlı DoS saldırıları ve Network tabanlı DoS saldırıları.Bu iki saldırıda da iki yöntem kullanılabilir birisi “flooding” diğeri “exploiting”.Flooding’te kullanıcı kurbana çok sayıda paket yollayarak belli bir işlemi çalışamaz duruma getirir.Exploiting yönteminde ise kurbanda çalışan herhangi bir program hedef alınıp bu programın açıklarından faydalanarak program, kullanılamaz hale gelir.Şimdi DoS saldırılarını kısa bilgilerle inceleyelim.
1.d.a DDoS Flooding
Bir makineye yada ağa DDoS saldırısı yapabilmek için bir kişi önceden kendine bir çok kurban makine bulup onlara kendi hazırladığı küçük bir programcık yükler(deamon).Bu programcık bu makinelerde sürekli bu kişiden bir istek bekler.Bu kişi istediği zaman bu programcıkları da kullanarak aynı anda binlerce paketi hedef sisteme yollayabilir.Bu paketler genelde ICMP Echo request yada UDP Echo gibi masum görünen ve sadece basit işlemler için tasarlanmış paketler olabilir.Ama aynı anda binlercesi gelince bu hedef sistemin ağ trafiğinin durmasına ve hatta programların çalışamaz hale gelmesine sebep olabilir.Bu saldırı sisteminden www.yahoo.com gibi siteler bile etkilenmiştir.Günümüzde hala önemini korumaktadır ve paket filtreleyici yazılımları veya donanımlarıyla fark edilememektedir.Akıllıca yapılmış bir DDoS saldırısı farklı IP adreslerinden geleceği için filtreleyici programı şaşırtabilir.Ama çoğu sistem bu tür saldırılara karşı önlemini almıştır.
1.d.b The Ping of Death
Artık günümüzde neredeyse bütün işletim sistemleri bu tür bir saldırıya karşı önlemini aldıysa da zamanında çok etkili bir yöntemdi.Bu yöntemin mantığı şöyle çalışır: ICMP protokolü ağda bilgisayarların hata mesajlarını birbirlerine göndermesini yada “Ping” gibi basit işlemlerin yapılmasını sağlar.ICMP spesifikasyonunda, ICMP Echo request’lerin data kısmı 216 ile 65,536 byte arasında olmak zorundadır.Eğer bu veri sınırlarının dışına taşmış bir paket kurban sisteme yollanırsa işletim sistemi böyle bir şey beklemediği için çalışamaz duruma gelecektir.
1.d.c TearDrop
Bu saldırı yöntemi biraz karışıktır ve IP paketlerinin reassembly yapılmasıyla ilgilidir.Bir IP paketi karşı tarafa yollandığında bu paket tekrar verilere ayrılırken paketin içinde bulunan “offset” bilgisi kullanılır.Bu “offset” bilgilerinin birbirleriyle çakışmaması yani üst üste gelmemesi lazımdır.Özel ayarlanmış bir paket bu senkronizasyonu bozabilir ve paketler üst üste gelirse ve bunu kontrol edebilecek bir mekanizma da mevcut değilse bu işletim sistemini çalışmaz duruma getirebilir.Bu saldırı yönteminden korunma yöntemi IP protokülünün kodlanması ile ilgili olduğundan tamamen işletim sistemi ile alakalıdır.Günümüzde çoğu işletim sistemi bu tür saldırılara karşı dayanıklıdır.
1.d.d Ping Flood
“Flooding” adı verilen olay aslında bir işlemin bir çok kere tekrarlanması demektir.Flooding saldırılarında amaç programa hata verdirmek değil programı işlemez duruma sokmaktır, yani kaldırabileceğinden daha fazla işlem emri vermektir.Daha önce aynı DDoS flooding’te olduğu gibi bu saldırı yönteminde de karşı sisteme binlerce paket yollanır ve bu paketler karşı tarafın ağ trafiğinin akışını durdurabilir.Bu paketler karşı sistemle aramızdaki hızı ölçmeye yarayan ping komutundan başka bir şey değildir.Ama bunlardan binlercesi sistemde ciddi ağ trafiğine yol açar ve kullanılamaz hale gelir.Bu saldırı yönteminde zekice bir taraf yoktur, sadece internet hızı yüksek olan bir sistem daha düşük olan bir sistemin ağ trafiğini kitleyebilir.Günümüzde çoğu sistem bu tür bir sadırıya korunmalıdır.Filtreleme programları bu sadırıları kolaylıkla engeller.Aşağıda örnek bir ping komutu ve sonuçları görünmektedir:
C:\ping www.google.com
Pinging www.google.akadns.net [66.102.11.104] with 32 bytes of data:
Reply from 66.102.11.104: bytes=32 time=119ms TTL=242
Reply from 66.102.11.104: bytes=32 time=126ms TTL=242
Reply from 66.102.11.104: bytes=32 time=165ms TTL=242
Reply from 66.102.11.104: bytes=32 time=178ms TTL=242
Ping statistics for 66.102.11.104:
Packets: Sent = 4, Received = 4, Lost = 0 (0% loss),
Approximate round trip times in milli-seconds:
Minimum = 119ms, Maximum = 178ms, Average = 147ms
1.d.e SYN Flooding
TCP/IP “stack” denilen bir bölgede tüm bağlantıları tutar.Tekrar eski bilgilerimize dönersek üç yollu el sıkışmadan hatırlayacağımız gibi SYN paketine cevap olarak SYN/ACK gönderiliyordu daha sonra biz tekrar ACK gönderiyorduk ve bağlantı kuruluyordu.Şimdi şöyle bir senaryo düşünelim:Bir kişi bir server’a SYN paketi gönderiyor fakat bu paketin özelliği içindeki “Source ip” kısmı bizim IP adresimizi göstermiyor, tam tersine aslında gerçekte varolmayan bir IP adresini gösteriyor.Bu noktada server bu SYN paketini alıp bağlantı işleminin aslında varolmayan IP adresiyle gerçekleşmesi için bu IP adresine SYN+ACK gönderiyor ve ACK almak için bekliyor.Bu bekleme sırasında IP adresi TCP/IP’nin stack’inde tutuluyor ve biz sürekli bu aslında varolmayan IP adresinden bu sisteme SYN paketleri yolluyoruz.IP adresinde hiçbir sistem varolmadığı için asla ACK paketi gelmiyor sonuçta belli bir süre sonra kurbanın TCP/IP stack’i taşıyor ve ağ trafiği neredeyse işlemez hale geliyor.Bu saldırı yönteminden de korunmak için yine basit bir paket filtreleme sayesinde mümkündür.
1.d.f Buffer Overflow
Buffer Overflow dediğimiz şey hatalı kodlanmış bir programın dışarıdan bir etkiyle belleğinin taşmasına neden olmaktır.Daha açarsak sınır kontrolü yapılmamış bir değişkenine alabileceğinden daha fazla veri atanırsa program bellek hatası verir ve bu hatayı kullanarak özel olarak hazırlanmış bazı kodlar sayesinde programın akışı değiştirilebilir.Bunun en güzel örneklerinden biri daha 1.5 seneyi doldurmamış Sasser Solucanıdır.Bu solucan Windows işletim sisteminde sürekli çalışan LSASS.EXE adlı dosyada bulunan bir Buffer Overflow hatası sayesinde milyonlarca makinaya bulaşabildi.
Bu LSASS.exe ‘nin asıl görevi (Local Security Authentication Server) Windows un kulanıcı işlemlerinin güvenliğini sağlamak ve kullanıcı izinlerini düzenlemekti.Fakat Windows 2000 ve XP yüklü makinelerde bu dosyanın kullandığı bir DLL dosyasında Buffer Overflow tesbit edildi.( (LSASRV.DLL).Bu sayede virüs 445’inci porta bağlanıp, programa istediği işlemleri yaptırıyordu.Daha sonra da LSASS.EXE kapatılıyordu ve 1 dakika içinde de server ‘ a reset atılıyordu.
Kısacası “Buffer Overflow Exploiting” bir programdaki programlama hatalarını kullanarak o programın değişkenlerine ve program akışına dışarıdan erişmeye denir.
Bu tür bir saldırı yöntemini engellemenin iki çeşit yolu olduğunu söleyebiliriz:Birincisi eğer programı geliştiren firma yada kişi bizsek Buffer Overflow hatalarını engellemek için alt seviye bellek fonksiyonlarından ve sınır kontrolü yapmayan değişken işlemlerinden olabildiğince kaçınmalıyız.Örneğin C dilinde, iki string tipinde değişkeni birbirine kopyalamak için kullanılan “strcpy()” fonksiyonu bu tür buffer overflow hatalarına gebedir.Çünkü birinci string’i ikinci string’e kopyalar fakat sınır kontrolü yapmaz.Yani eğer biz değişkenlerden herhangi birinin büyüklüğünü statik olarak girmişsek bu programda bellek taşmasına yol açacaktır.Örneğin aşağıdaki C programında çok basit bir buffer overflow görülmektedir:
int main(int argc, char *argv[])
{
char Buffer1[4];
char * Buffer2;
Buffer2 = “AAAAOverFlow”;
strcpy(Buffer2,Buffer1); // işte tam burada Buffer Overflow mevcuttur.
return 0;
}
Kodda görüldüğü gibi ilk 4 byte ’ tan sonra yazılan “OverFlow” kelimesi tam anlamını yansıtmaktadır.Bu pogram çalıştığında Buffer Overrun hatası verecektir.Ama OverFlow sözcüğü program stack ’ inin kritik kısımlarını etkileyecektir.
1.e TCP/IP Hijacking
TCP/IP Hijacking bir A sisteminin B sistemi ile C sistemi arasında kurulan bağlantıya sızarak kendini C sistemine B sistemi olarak göstermesi demektir.Peki bu iş nasıl yapılır?Öncelikle şunu söylemeliyimki bu tür bir saldırı için network sniffing kullanılacağı için A sistemi ile B sistemi aynı ağ üzerinde olmalıdır.
Bilindiği gibi TCP güvenilir bir protokoldür.Güvenilirden kastım her paketin karşı tarafa ulaşıp ulaşmadığı kontrol edilir ve sonra gitmesi gereken paketin önce gitmesi gerekenden daha önce gitmesi gibi senkronizasyon problemlerinin aşılması için her pakete belli senkronizasyon numaraları verilir(“sequence number”).Bu numaralar sayesinde iletişimde bulunan iki program gelen giden paketleri sırasına göre alıp sırasına göre işleyebilir.Eğer A sistemi “network sniffing” sayesinde B sisteminini tüm gelen giden paketlerini incelerse, B sisteminin C sistemiyle olan bağlantısında o andaki “sequence number”’ını tahmin edebilir.Bu hesapladığı sequence number ve B sisteminin IP adresini source IP olarak kullanarak karşı tarafa bir paket yollarsa, C sistemi doğal olarak artık A sistemini B sistemi olarak algılayacaktır.Bu sırada B sistemi C sistemine bir paket gönderse bile aralarındaki senkronizasyon numaralarında hata oluştuğu için artık C sistemi B sistemini tanımaz.Bu çeşit bir saldırının engellenmesi imkansızdır.Yapabileceğiniz tek şey ağda bir sniffer olup olmadığını araştırmak olacaktır.(bkz.Network Sniffers)
1.e.a RST Hijacking
RST Hijacking iki sistem arasında kurulan bağlantıyı dışarıdan kesmek için kullanılır.Bilindiği gibi RST Kontrol Biti TCP başlığında tanımlı spesifik bir bittir.Bu kontrol bit’i 1 olduğu zaman iki sistem arasındaki bağlantı sona erer.Eğer biz doğru ayarlanmış bir paketi iki sitemden herhangi birine RST biti 1 olarak olarak gönderirsek iki sistem arasındaki bağlantıyı dışarıdan kesmiş oluruz.Burada dikkat edilecek nokta yine TCP Başlık formatında tanımlı “acknowledgement number” dediğimiz kısımdır.Bu 32 bitlik kısım, sistemin bir sonra alacağını varsaydığı paketin “sequence number”’ını içerir.(bkz.TCP Hijacking
equence Number).Eğer biz source ip kısmını iki sistemden birine ayarlayıp “acknowledgement number”’ıda bulabilirsek ve RST bitini de 1 olarak ayarlarsak, bu paketi alan sistem, bağlı olduğu diğer sistemin bağlantıyı kesmek istediğini sanarak bağlantıyı bitirecektir.Bu saldırı yönteminden de korunmak neredeyse imkansızdır.Fakat 32 bitlik bir sayıyı tahmin etmek imkansıza yakındır.Yani aynı TCP/IP Hijacking ‘te olduğu gibi, bu saldırının gerçekleşmesi için saldıranın kurban sistemle aynı ağda olup trafiği bir sniffer aracıyla izlemesi gerekmektedir.Bu noktada bu saldırıyı engellemenin tek yolu ağda sniffer kullanımını bloke etmekten geçer.
1.f Shattering (Mesajlaşma sistemi açıkları)
Bu saldırı yöntemi aslında çok yeni değildir fakat son günlerde hacker’ ların ilgisini biraz daha çekmiştir.Bu yöntemde Windows’un mesajlaşma sisteminin zayıflıklarından faydalanılır.Windows’ta daha önce API düzeyinde programlama ile uğraşan herkesin bileceği gibi Windows işletim sistemi mesajlaşma sistemi üzerine kurulmuştur.Bundan kastım, oluşturulan her kontrolün kendine özgü bir “handle”’ı vardır.Sistem bu “handle”’lar arasında giden mesajlar sayesinde işler.Örneğin Windows’ta bir düğmeye tıklandığında WM_LBUTTONDOWN mesajı bu düğmeyi içeren form’a gönderilir ve işlemler orada gerçekleşir.Bu şekilde binlerce mesaj aynı anda farklı programlarda işlenebilir.Fakat bu sistemin de bir takım zayıflıkları vardır.Windows bu mesajı gönderenin kim olduğuna bakmaz, yani daha açarsak, mesaj dışarıdan başka bir programla da rahatlıkla gönderilebilir.BU zayıflıkta diğer programın ilk programı kullanarak bazı haklar elde etmesine yol açabilir.Örneğin Microsoft’un Windows 2000 SP3’e kadar ürettiği Windows versiyonlarda WM_TIMER mesajı ile ilgili bu tür bir açık mevcuttu.Bu açık sayesinde kötü niyetli bir kişi başka bir programı kullanarak yetkisi dahilinde olmayan işlemleri gerçekleştirebiliyordu.Bu saldırı yöntemini birisinin gerçekleştirebilmesi için saldırıyı yapacağı makineyi kullanıyor olması gerekmektedir.Yani dışarıdan bir tehlikesi yoktur.Bu saldırı yöntemi ile bir kişi administrator yetkisi olmayan bir sistemde administrator yetkisini kolaylıkla kazanıp ağda bir takım değişikler yaparak o makinenin bağlı olduğu ağın tümünü kullanılmaz hale getirebilir.
Kaynak: http://www.olympos.org
Kaynak: http://www.internetdergisi.com/index.php?Part=Article&id=9
Çok güçlü bir işlemciniz var ve bu işlemcinin beklediğiniz ve istediğiniz hızda çalışmadığından mı şikayetçisiniz? Ya da hard diskiniz 7200rpm ve büyük kapasiteli ama yükleme yaparken çok mu "cazırtı" yapıyor?
Veya 128+MB RAM'e sahipsiniz ama tam anlamıyla kullanamadığınızı mı düşünüyorsunuz? O zaman sizlere önereceğim bir kaç etkili yöntem var; elbette ki bunların hepsini ben bulmadım, bu işle profesyonel bazda uğraşan kişilerce hazırlanmış ve sunulmuş yöntemler; bazıları da bu yöntemler içinden kendimce seçmeler yapıp modifiye ettiklerim; bazıları da en uygun seçimler...
Hemem işe koyulalım..! (NOT: Yazacağım tüm "" kullanılmış kelimelerde bunları dikkate almayınız!)
Bu adım için, sisteminizin bir PnP BIOS'a sahip olduğundan emin olun ("Bilgisayarım"a sağ tıklayın, özellikler -> aygıt yöneticisi -> sistem aygıtları altında PnP BIOS yazıyorsa öyledir)
Başlat menüsünden "Çalıştır" (Run) diyerek, satıra "regedit" yazın; çıkan menüde:
HKEY_LOCAL_MACHINE -> System -> CurrentControlSet -> Services -> VxD -> BIOS
(APM modu aktif olan bazı bilgisayarlarda W9x'in ACPI BIOS uzantıları bu anahtarı silebiliyor) anahtarlarından ilerleyin ve BIOS'a gelince, sağ tarafta bulunan boşluğa sağ düğmeyle tıklayıp "Yeni" seçerek "CPUPriority" isminde bir "DWORD Value" (değeri) oluşturun.
Oluşturduğunuz "CPUPriority" değerine çift tıklayın, "Decimal" düğmesini işaretleyerek yanındaki kutucuğa "1" yazın. Bu oluşum, program çalıştırırken sisteme CPU desteğini yüksek oranda sağladığından, bilgisayarda gözle görülür bir performans artışı sağlıyor! Bu oluşumu deaktif etmek için, oluşturdugunuz DWORD değerini silebilir, ya da "1" yazdığımız yere "3" yazabilirsiniz. Ayrıca "1" ve "3" dışında yazabileceğiniz "0" ve "2" değerleri var.
Sistemi tam anlamıyla MAXIMUM performansta, yani işlemcinizi limitlerinde kullanmak için "0" değerini girin, ancak bu değer donanıma tam ivme vereceğinden sistemde sorun ve hasarlara neden olabilir! Kullanırken dikkat edin!
Yukarıda anlattığım CPU desteği içindi; aşağıda anlatılanlar ise, yine aynı anahtar altında oluşturulacak:
"PCIConcur" çift tıklayıp, "Decimal" seçin "1" yazın
"FastDRAM" çift tıklayıp, "Decimal" seçin "1" yazın
"AGPConcur" çift tıklayıp, "Decimal" seçin "1" yazın (Ekran kartınız AGP değilse bu son satırı kullanmayın)
Yukarıdaki ayarlamalar, hedeflenen donanımın fazladan CPU kullanımı ile doğrudan anakart chipset'inden CPU'ya PCI, AGP ya da DRAM tabanlı giris/çıkış (I/O) transferlerini hızlandırır.
Değerlerin anlamları ise girilen numaralarla (değerler) ters orantılı olarak azalır:
0. Aktif tüm programlar CPU'dan maksimum destek alırlar (Use at your own risk
1. Aktif/Deaktif tüm programlar TSR'ler-DLL'lere göre CPU'dan yeterince destek alırlar
2. Aktif/Deaktif tüm programlar TSR'ler-DLL'lere göre CPU'dan az biraz destek alırlar
3. Çalışan herşey ama herşey eşit miktarda desteklenirler
Bunların dışında belirtilmiş bir oluşum ise; PnP BIOS olmaması durumu için; Yine yukarıdaki gibi,
HKEY_LOCAL_MACHINE -> System -> CurrentControlSet -> Control -> PriorityControl
adresine gidip (eğer yoksa Control anahtarına sağ tıklayıp "PriorityControl" isminde bir anahtar oluşturun) yine sağ tarafta boşluğa sağ tıklayıp DWORD değeri oluşturun ve çift tıklayıp girin, "Decimal" düğmesini işaretleyerek:
0. Tüm çalışan programlar (on-arka) için eşit destek
1. Ön plan programlar için daha fazla destek
2. Ön plan programlar için MAX destek
Tüm bunları yapınca göreceksiniz ki PC'niz hızlanacak, ancak dikkat! sistem kaynaklarında hızlı bir düşüş yaşanabilir (büyük ihtimal) ama yaşayacağınız hız karşısında tercih size kalmış.
Kaynak: http://www.internetdergisi.com/index.php?Part=Article&id=32
Bilgisayarın sorunsuz çalışması kullanıcıların üzerindeki çalışma yükünü hiç süphesiz büyük ölçüde hafifletecektir. Ancak sistemi ne kadar çok yönlü kullanırsanız,bilgisayar başındaki saatleri cehennem azabına dönüştürebilecek irili ufaklı ama can sıkıcı problemlerle karşılaşma riskiniz de o kadar artar. Oysa uygun yazılımlar kullanılarak hemen her problemin üstesinden gelinebilir.
Sorunların pek azı donanım arızası kaynaklıdır ve bu yüzden de sistem ayarlarındaki birkaç basit değişiklikle ortadan kaldırılabilir. Slota tam oturmamış bir kartı sabitlemek veya sistemin başlatılması sırasında sürücü içinde unutulmuş boot özelliği taşımayan disketi çıkarmak bilgisayarı yeniden üretim amacına uygun hareket ettirmek için yeterli olabilir. Bilgisayarların, sahiplerine durmadan tatsız sürprizler hazırlayan aygıtlar olmaması gerektiğinden bu yazıda bilgisayarın açılması, Windows’un başlatılması ve sistem başında çalışma sırasında karşılaşılan sorunları çözme amaçlı bol miktarda öneri sunuyoruz.
1- PC'NİN AÇILIŞINDAKİ PROBLEMLER
Bilgisayarınız daha açma düğmesine bastığınız andan itibaren çalışmayı reddediyorsa bileşenlerin en az biri başlangıçtaki fonksiyon denetimini geçemiyor demektir. Bu durumda genellikle eksikliğin nerede olduğu bildirilemeyeceğinden, hatanın bulunması zorlaşır. Problem büyük ihtimalle önemsizdir ve kolaylıkla bertaraf edilebilir.
PC Hiçbir yaşam belirtisi göstermiyorsa...
Bilgisayar kasasının ön yüzündeki açma kapama şalterini kullandınız, ancak PC’den herhangi bir ses gelmiyor. Bu durum, elektriklendirme ile ilgili problemlere işaret eder ve çok sayıda nedeni akla getirir.
Çözüm1: Kasanın arka bölümündeki güç kablosu yerinden çıkmış olabilir. Bu kablonun doğru takıldığından emin olun. Bilgisayarın yerini değiştirdiyseniz güç kablosunun tamamen yerinden
çıkması ihtimali var.
Çözüm2: Ana güç kaynağı kapatılmış olabilir. Güç kablosunun, kasanın güç kaynağına bağlandığı noktada ana güç şalteri bulunur. Şalter "0" a işaret ediyorsa akım tamamen kesiktir. Şalterin hangi konumda durduğunu kontrol edin ve gerekirse "1" e getirin.
Çözüm3: Üzerinde kendi şalterini barındıran bir priz kullanıyorsanız bu ikinci şalteri kapatmış da olabilirsiniz. Sistem, elektriği prizden temin etmesi gerektiğinden başlatılamıyor olabilir.
Bilgisayarı açtığınızda bip sesleri geliyorsa...
Bilgisayarı açıyorsunuz, fan ve sabit disk(ler) çalışmaya başlıyor ancak PC speakerdan bip sesleri geliyor. Bip kodları sayesinde bu sayfalardaki BIOS hata sinyalleri tablosundan faydalanarak sistemin hangi sebeple başlatılamadığı öğrenilebilir. Benzer bir durumda kaldığınızda yapmanız gereken genelde bilgisayar kasasının vidalarını sökmek olacaktır. Kaygılanmayın! Sorunun kaynağının
yerinden çıkmış bir görüntü kartı veya anakartla yeterince temas etmeyen işlemci olma olasılığı yüksek.
Çözüm: BIOS hata sinyalleri tablosu vasıtasıyla önce problemi tanımlayın. Bilgisayarınız tablodaki durumlardan da farklı davranıyorsa tabloda yer almayan diğer kodların bulunduğu kullanım kılavuzuna bakmalısınız.
İşlemci: PC, bir işlemci hatasına işaret ettiğinde, çip anakart üzerine doğru yerleştirilememiştir. İşlemcinin türüne bağlı olarak iki farklı çözümden bahsedilebilir. Bilgisayarın elektrik bağlantısını kesin ve kasayı vidalarını sökerek açın. Daha sonra hangi türde işlemcinin takılı olduğunu kontrol edin.
Soket işlemciler: Yeni nesil işlemciler dörtgen bir soket üzerine oturuyor ve bir kol vasıtasıyla sabitleniyor. Kolu kaldırın ve işlemciyi aşağıya doğru hafifçe bastırın. Yerine oturduğuna inandığınızda da yeniden kolu indirin. Slot i.lemciler: Athlon- Pentium II / III işlemciler, tıpkı ekran kartları gibi slot adı verilen yuvalara oturtuluyorlar. İşlemciyi her iki taraftan da tutarak dikkatlice yerine bastırın. Kasanın vidalarını yeniden takın ve bilgisayarı başlatın.
Ekran Kartı: Bildirilen ekran kartıyla ilgili bir sorunsa, kartın bağlantılarının AGP slotuna yeterince temas etmemesi olasılığı söz konusu. Bilgisayarı kapadıktan sonra kasanın vidalarını sökün. Ekran kartının üzerine hafifçe bastırarak sorunun üstesinden gelebilirsiniz. Altın sarısı bağlantı noktalarının slotun içinde tamamen kaybolmasını sağlayın. Bir başka hata sebebi ekran kartının PC kasasına vidalanmamış olması. Bu kontrolü de yaptıktan sonra kasayı kapatıp bilgisayarı başlatabilirsiniz.
Bellek: Sorunun kaynağı bellek modülleriyse bilgisayarı kapatın ve kasanın vidalarını sökün. İşlemcinin yakınlarında konuşlandırılmış bellek modüllerinin her iki yanındaki kenetleri açın.
Modülleri yerlerinden çıkarın ve slota temas noktalarını temizledikten sonra yerlerine oturtun. Bellek modüllerini sabitleyip,kasa yı vidaladıktan sonra bilgisayarı yeniden başlatabilirsiniz.
Bilgisayar klavyeyi tanımıyorsa ne yapılması gerekir?
Bilgisayar başlatıldığında klavyenin takılı olmadığı yönünde bir hata mesajı veriyorsa klavye kablosunun gevşek takıldığı veya yerinde olmadığı düşünülebilir. Bilgisayarınız PS/2 ise kablolar karıştırılmış da olabilir.
Çözüm: Bilgisayarın arka yüzünde iki PS/2 girişi bulunur. Fare ve klavye kablolarının bu girişlere takılı olduğundan emin olun. PS/2 bağlantısının kötülüğü klavye ve fare girişlerinin birbirinin aynısı olması. Bilgisayar kasaları artık sözkonusu girişlerin yanında fare ve klavye sembolleri görülebilecek şekilde üretiliyorlar. Bu tarz bir kasaya sahipseniz kabloyu sembollerle gösterildiği şekilde takın. Kasada herhangi bir işaret yoksa klavyenin soldaki, farenin de sağdaki girişle kullanılması gerektiğini
hatırlatalım.
Monitöre görüntü gelmiyorsa ne yapılması gerekir?
PC’yi başlatın. Fan ve sabit disk(ler) çalışmaya başladıktan sonra ekran hala siyahsa veya "no sync" uyarısı alıyorsanız mönitör kablosu bilgisayara doğru şekilde bağlanmamış olabilir.
Çözüm: Monitör kablosunun kasanın kasanın arka yüzündeki ekran kartına hatasız bağlandığından emin olun. Kablo yerinden oynamış veya çıkmışsa hatayı düzeltin. En iyi çözüm kabloyu yerinden çıkarıp yeniden takmak ve her iki yanındaki vidaları kullanarak monitörü yerinden oynattığınızda yeniden
çıkmasını engellemek için sabitlemek.
2- PC DÜZGÜN BAŞLATILMIYORSA
Bilgisayara elektrik geliyor,monitör de sorunsuz çalışıyor ama Windows bir türlü başlatılamıyor. Bu durumda ekrana yansıyan hata mesajlarının yönlendirmesiyle hatanın kaynağı bulunabilir.
Sürücüde disket varsa ne yapılması gerekir?
"Non-System disk or disk error. Replace and strike any *** when ready" uyarısı alıyorsanız BIOS, sistemi A sürücüsündeki disketten başlatmayı deniyorsa ve sürücüdeki açılış disketi değilse bilgisayar bu hatayı verecektir.
Çözüm: Disketi sürücüden çıkarın ve klavyenin herhangi bir tuşuna tıklayın. Bilgisayarınız sabit diskten başlatılacaktır.
Bilgisayar sabitdiski tanımıyorsa Sürücüde hiç bir disket olmasa bile "operating system not found" uyarısıyla karşılaşıyorsanız sabit disk(ler)iniz BIOS’tan doğru tanıtılmamış olabilir.
Çözüm: Bilgisayarı başlattıktan hemen sonra Award-BIOS için Del,Phoenix-BIOS için F2’ye tıklayarak PC’nin konfigürasyon menüsü olarak tanımlanabilecek BIOS’a girin.
BIOS Features Setup (Award) veya Main (Phoenix) başlığının üzerine gelin. Tüm sabit diskleri Award BIOS için üst resimdeki gibi,Phoenix BIOS için ise IDE-Drive 1-4 ten Auto moduna getirin. Auto seçeneği bilgisayar her yeniden başlatıldığında sabit disklerin yeniden tanımlamasına yarar. Bu sayede hatalı ayarlamaların önüne geçilmiş olur. Award-BIOS’ta değişikliklerden sonra "Esc" tuşuna tıklayın ve Save & Exit Setup’ı seçin. "Y" tuşuyla seçiminizi onaylayın. Phoenix-BIOS’ta ise sağ üstteki Exit’ten Save Changes & Exit’i seçin. Auto modu sadece sabi diskleri tanımlamakla kalmaz CD-ROM sürücü ve DVD’leri de bulur.
Sabitdisk doğru bağlanmamışsa...
Az önceki ipuçlarının ikisi de beklenen başarıyı getirmese bile bu, sabit diskinizin bozuk olduğu anlamına gelmez. Kasanın iç kısmında, sabit diskin güç ve data kabloları yerlerinden çıkmış olabilir. Çözüm: Sorunun kaynağını bulmak için bilgisayarı kapatın ve vidalarını çıkararak kasayı açın Önce renkli kabloları biraraya getiren sabit disk güç kablosunun takılı olduğundan, daha sonra da geniş data kablosunun sabitdisk ve anakart üzerindeki uçlarının doğru bağlandığından emin olun. Kablo yerinden çıkmışsa hatanın kaynağını buldunuz demektir. Önerilerimizin hiçbiri sonuç getirmediyse sabit diskiniz bozuk demektir. Bu durumda geriye yeni bir sabit disk almaktan başka çare kalmıyor.
Disket sürücüsü bulunamuyorsa ne yapılması gerekir?
Disket sürücüsünün bulunamadığına dair bir hata mesajı alıyorsanız, data veya güç kablolarının yerinden çıkması ihtimali söz konusu.
Çözüm: Bilgisayarı kapatın ve kasayı açın. Kasanın iç kısmında, beyaz güç kablosunun ucunun disket sürücüye takılı olup olmadığına bakın. Son olarak da geniş güç kablosunun bir ucunun anakarta diğer ucununsa disket sürücüye doğru takıldığından emin olun.
Sistem başlatılırken hatalı veya eksik dosyalarla karşılaşılıyorsa...
Windows, başlatılır ken eksik veya hasar görmüş dosyaları rapor edebilir. Sistem başlatılıyor olabilir ancak sorunu gidermezseniz uyarıları her seferinde yeniden almaya devam edersiniz.
Çözüm: Registry’deki eski yazılım artıklarını ortadan kaldırmalısınız. Öncelikle Windows başlatılırken, işletim sisteminin kusurlu bulduğu dosya isimlerini not alın.
1- Başlat menüsünden Çalıştır’ı seçin ve dosya adı yerine "regedit" yazdıktan sonra Tamam’a tıklayın. Kayıt Düzenleyicisi başlatılacaktır.
2- Düzen ve Bul’a tıklayın ve arama satırına ilk not aldığınız dosya ismini girin. Arama sonuçlanınca bulunan kaydın üzerine sağ tuşla tıklayın ve Sil’i seçin. Bir sonraki soruyu Evet’e tıklayarak geçin. F3 tuşuyla aynı ad altındaki tüm kayıtları görüntüleyebilirsiniz. İlk iki adımı diğer dosyalar için de tekrarlayın.
3- Menü çubuğu üzerinden Kayıt’a tıklayın ve Kapat’la programı sonlandırın.
3- PC ÇALIŞIRKEN ÇIKAN SORUNLAR
İşletim sistemi tam olarak yüklenir ve prensipte sorunsuz çalışır. Ancak zaman zaman hata mesajlarıyla karşılaşmaya devam edebilirsiniz.
Ekran şiddetli şekilde titriyorsa ne yapılması gerekir?
Monitör, bilgisayar başında saatlerce çalıştıktan sonra göz ağrılarına yol açacak şekilde titriyorsa, görüntü tazeleme oranı çok düşük ayarlanmış olabilir.
Çözüm: Görüntü tazeleme frekansı, monitörün ekran görüntüsünü ne sıklıkla yeniden oluşturacağını ifade eder. 85 Hertz iyi bir seçim, ancak belli bir ekran tazeleme hızı atayabilmek için monitör
modelinin sisteme doğru tanıtılmış olması gereklidir.
1- Sağ fare tuşuyla Windows masaüstündeki herhangi bir boşluğa tıklayın ve açılan menüden Özellikler’i seçin.
2- Monitör-Değiştir ve "Tüm Donanım’ı göster"i seçtikten sonra listeden monitör modelini seçin. Aradığınız modeli bulamadıysanız sol pencereden Standart Monitör Türleri’nden Tak ve Çalıştır Monitör’ ü seçin. Tamam ve Kapat’a tıklayın
3- Ekran Kartı sekmesinden resim tazeleme hızını 85 Hertz’e getirin. Değişiklikleri Tamam’a tıklayarak onaylayın. Yeni düzenlemelerin geçerli olabilmesi için Windows’un yeniden başlatılması
gerekecektir.
CD/DVD sürücü CD’yi dışarı çıkartmıyorsa...
Sürücü içerisinde bir CD var ancak bilgisayarınız çekmeceyi dışarı çıkarmayı reddediyor. Sürücünün çekmecesi sıkıştığından ne CD sürücüsü üzerindeki eject tuşuyla ne de yazılım yardımıyla CD’ye ulaşamıyorsunuz.
Çözüm: Bu ve benzeri durumlar için pek çok sürücünün üzerinde bir delik yer alır. Herhangi bir atacı bükerek açın ve sürücünün ön yüzündeki küçük deliğe sokun. Çekmece biraz dışarı çıktıktan
sonra onu dikkatlice dışarı çekin. Bilgisayar kapalı olsa bile aynı yöntem uygulanabilir.
Kolonlarınız sessizliğe büründüğünde...
İyi bir hoparlör sistemine sahip olmanıza rağmen kolonlardan hiç ses gelmiyorsa kolonlar ses kartına doğru bağlanmamış olabilir.
Çözüm: Ses kartlarının tamamı, görünümleriyle birbirinden ayırt edilemeyen en az üç 3.5 mm girişe sahiptir. Bunlardan biri mikrofon, biri müzik seti gibi harici cihazlar, diğeri de PC kolonları
içindir. Girişler farklı renklerle birbirinden ayrılmışlarsa kolonlar yeşil renkteki girişe bağlanmamalı. Üretici firma,ses kartı girişlerini farklı renklerle işaretleme zahmetine katlanmamışsa PC’nizin arka yüzünden girişlerin adlandırılıp adlandırılmadığını kontrol edebilirsiniz. Audio out veya speaker, hoparlörü işaret eder. Bu denemeden de sonuç alamazsanız ses kartının veya PC’nin kullanım kılavuzundan faydalanın. Doğru girişi bulabilmek için diğer bir çözüm CD’yi çalmaya başlamak ve bu esnada tüm girişleri sırayla denemek.
Müzik CD’lerini çalarken hiç ses gelmiyorsa...
CD-Sürücüyü kullanarak müzik CD’si dinlemek istiyorsunuz ancak hoparlörlerin çalıştığından ve doğru bağlandığından emin olduğunuz halde hiç bir ses duyamıyorsunuz.
Çözüm: Bilgisayarı kapatın ve kasayı açın. CD-Sürücünün bir kabloyla ses kartına bağlandığından emin olun. Kastedilen kablo her iki tarafında da dikdörtgen girişleri olan bir ses kablosu.
Eğer bu kabloyu sürücüyle beraber edinemediyseniz bilgisayarcınızdan bir kaç milyon lira karşılığında satın alabilirsiniz. Kablonun bir ucunu ses kartı üzerindeki CD-in yuvasına yerleştirin. Diğer ucu ise CD sürücünün ilgili girişine takın. Müzikler artık ses kartı üzerinden kolonlarla dışarıya verilebilir.
Sistem sık sık çökmeye başladığında...
Tanımlanamayan sebeplerden dolayı Windows ekranı donuyor veya işletim sistemi sürekli olarak çökmelere sebep oluyor. Sorun çıkaran yazılımları yeniden kurmuş olmanıza rağmen Windows güvenli çalışmıyor.
Çözüm 1: Öncelikle işlemcinin yeterince soğutulup soğutulmadığını sınamalısınız. İşlemci, bilgisayar çalışırken fazla miktarda ısı üretir. Bu ısı bir soğutucuya aktarılarak işlemcinin sağlıklı çalışması sağlanır. Soğutucunun fanı çalışmasını aksatırsa işlemci aşırı derecede ısınır. Bu durum sistem çökmelerinin gizli sebebidir. Soğutucunun üzerinde, dönmesini engelleyebilecek düzeyde toz birikmesi fanın çalışmasını güçleştirir. Bilgisayarı kapatın ve kasayı açın. İşlemcinin
üzerindeki fanın dönmeyi engelleyecek düzeyde kirlenip kirlenmediğine bakın. İhtiyaç halinde soğutucuyu pamuk çubukla dikkatlice temizleyin.
Çözüm 2: Soğutucu kusursuz çalışıyorken de işlemci aşırı ısınabilir. Sebep soğutucunun ve işlemcinin üst yüzeylerinin pürüzsüz olmamasından kaynaklanıyor olabilir. Soğutucunun,işlemci yüzeyiyle tam temas etmediği durumlarda yüzey soğutulamaz. Soket işlemcilerde,ısıyı düşürmenin
farklı yolları var. Bir kaç milyon karşılığında ısıyı iyi ileten bir macun alın. Bu macunu işlemci ve soğutucu arasına sürerek ısının soğutucunun tüm yüzeyine daha iyi şekilde iletilmesini sağlayın:
Soğutucuyu işlemciye sabitleyen metal kenetleri açın ve işlemci üzerine ısıyı ileten macunu sürdükten sonra soğutucuyu eski yerine yerleştirerek, işlemciyi yerine sabitleyin.
Ekran kartından istenilen çözünürlük elde edilemediğinde...
Monitörünüz daha yüksek çözünürlük ve renk derinliklerini gösterebilecekken 640*480 çözünürlükte ve 16 renkte çalışıyor. Sebep ilk PCI slotundaki kartın, AGP slotundaki ekran kartıyla çakışması olabilir. Bu durumda her iki kartta aynı PC kaynaklarını kullanmaya çalışacağından çakışmayla karşılaşılır.
Çözüm: Bilgisayar kasasının vidalarını çıkarın ve birinci PCI slotunun dolu olup olmadığını kontrol edin. Birinci PCI slotu AGP slotunun hemen yanındaki kart yuvasıdır. Eğer öyleyse PCI kartını kasaya sabitleyen vidaları çıkarın ve kartı bir diğer boş PCI slotuna yerleştirin. Windows, yeniden başlatıldığında bu PCI bileşeninin sürücü CD’sini talep edebilir. Kartın yerini başarılı bir şekilde değiştirdikten sonra kasayı kapatın ve bilgisayarı başlatın.
CD yazıcı yazma işlemini yarıda bırakıyorsa...
Data veya müzik CD’lerini kopyalamak istiyorsunuz ancak veri akımı sekteye uğradığından yazma işlemi yarıda kalıyor.
Çözüm: Yazma işlemi sırasında başka programlar kullanıyorsanız bunları kapatmalısınız. Görevini arka planda yerine getirenler de dahil olmak üzere tüm programları sonlandırın. Arka planda
çalışanları durdurmak için görev çubuğu üzerindeki sembollere sağ fare tuşuyla tıklayın ve programı kapatın. Burn-Proof teknolojisine sahip bir CD Yazıcı satın almışsanız bu problemle bir daha karşılaşmayacaksınız demektir. Yeni CD Yazıcılar yazma işleminin yarıda kalması halinde yeterli büyüklükte veri, yazıcının ara belleğine aktarıldıktan sonra görevine devam ediyor. Yazma işlemi kaldığı yerden devam ettiğinden yarıda kalan kopyalamalar ve yanan CDler tarih oluyor.
Alıntıdır..
Selim Öztürk
Youtube'daki videolar artık 480x360 çözünürlüğünde izlenebiliyor; elbette bu bir HD görüntü kalitesinde değil. Ancak eskisi gibi 320x240 formatına göre görüntü kalitesi daha fazla. Ancak eklemek gerekir ki, bu çözünürlük artışı, önceden kaydolmuş olan Youtube videolarını etkilemeyecek, yani daha çok bundan sonraki videolar için geçerli olacak. Hatta şu an bazı videolar daha yüksek çözünürlükte izlenebilmesi için yanında ayrıca bir link veriyor.
Fakat siz hiç bu linklerle uğraşmadan, direkt yüksek kalitede videolar izlemek isterseniz bunun için birkaç adımı takip etmeniz gerekecek.
- URL ile: YouTube sayfası açıldığında, adres çubuğundeYoutube linkinin sonuna '&fmt=18' i ekleyin. Eğer sözkonusu videoyu yüksek kalitede izleme şansınız varsa, bu şekilde daha kaliteli bir görüntü elde edebilirsiniz.
- Firefox Add-On: Lifehacker grubu, Firefox için Youtube eklentisi çıkardı. Ve bu sayede demin anlattığımız URL tekniği pratiğe dönüşüyor. Ancak bu eklentinin faydası bununla sınırlı değil. Bu eklentiyle beraber, sayfa yüklendiğinde otomatikmen yürütülmeye başlayan Youtube videoların da önüne geçiliyor.
- Youtube ayarlarından: YouTube'e kayıtlıysanız, önce log-in olalım. Sonra 'hesap ayarları'(Account Settings) butonunu bulup bu sayfaya girelim. 'Video Quality' ayarını gördüğümüzde, buna klikliyoruz. Açılan yeni sayfada ise her zaman yüksek kalitede video izlemek için gerekli ayarlamaları yapıyoruz.
Youtube'daki videolar artık 480x360 çözünürlüğünde izlenebiliyor; elbette bu bir HD görüntü kalitesinde değil. Ancak eskisi gibi 320x240 formatına göre görüntü kalitesi daha fazla. Ancak eklemek gerekir ki, bu çözünürlük artışı, önceden kaydolmuş olan Youtube videolarını etkilemeyecek, yani daha çok bundan sonraki videolar için geçerli olacak. Hatta şu an bazı videolar daha yüksek çözünürlükte izlenebilmesi için yanında ayrıca bir link veriyor.
Fakat siz hiç bu linklerle uğraşmadan, direkt yüksek kalitede videolar izlemek isterseniz bunun için birkaç adımı takip etmeniz gerekecek.
- URL ile: YouTube sayfası açıldığında, adres çubuğundeYoutube linkinin sonuna '&fmt=18' i ekleyin. Eğer sözkonusu videoyu yüksek kalitede izleme şansınız varsa, bu şekilde daha kaliteli bir görüntü elde edebilirsiniz.
- Firefox Add-On: Lifehacker grubu, Firefox için Youtube eklentisi çıkardı. Ve bu sayede demin anlattığımız URL tekniği pratiğe dönüşüyor. Ancak bu eklentinin faydası bununla sınırlı değil. Bu eklentiyle beraber, sayfa yüklendiğinde otomatikmen yürütülmeye başlayan Youtube videoların da önüne geçiliyor.
- Youtube ayarlarından: YouTube'e kayıtlıysanız, önce log-in olalım. Sonra 'hesap ayarları'(Account Settings) butonunu bulup bu sayfaya girelim. 'Video Quality' ayarını gördüğümüzde, buna klikliyoruz. Açılan yeni sayfada ise her zaman yüksek kalitede video izlemek için gerekli ayarlamaları yapıyoruz.
Kaynak: http://www.chip.com.tr/konu/Yotube-videolarini-daha-kaliteli-izleyin_6024.html