Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |
Google
 

BENtek

Dünyada başarı kazanmanın iki yolu vardır: Kendi aklından faydalanmak, başkalarının akılsızlığından faydalanmak. BRUYERE

Baş belası spam 30 yaşında

"Spam" sözcüğü, Monty Phyton adlı topluluğunun skeçlerinden geliyor.

İnternet kullanıcılarının başının belası olan "spam" (reklam amacı taşıyan istenmeyen elektronik posta) 30 yaşında.

Günümüzde var olmayan DEC enformasyon şirketinin bir çalışanının 3 Mayıs 1978'te, ABD'deki yaklaşık 400 kişiye gönderdiği reklam mesajı, ilk spam olarak kabul ediliyor.

SPAM KONSERVE JAMBON ETİ DEMEK

İngilizcede "konserve jambon eti" anlamına gelen "spam" sözcüğünün reklam amaçlı elektronik postalar için kullanılması, Monty Phyton adlı komedi topluluğunun 1970'lerde yayımlanan skeçlerinden birinden geliyor.

İLK KEZ SKEÇTE KULLANILDI

Skeçte bir grup Viking, menüsündeki her yemekte "spam" bulunan bir lokantada yemek yiyor. "Spam" sevmeyen bir müşteri ile lokanta sahibi arasında tartışma çıkmasının ardından Vikingler "spam" sözcüğünü neşeli bir şekilde defalarca tekrarlayarak yemeklerine devam ediyor.

SANAL POSTA KUTULARININ BAŞ BELASI

Spam konusunu araştıran Amerikalı uzman Brad Templeton'a göre "spam" sözcüğü, bilgisayar literatüründe, bir şeyin bıktırana kadar tekrarlanması anlamı taşıdığı için kullanılmaya başladı.

Günümüzde "spam"ler milyonlarca internet kullanıcısını olumsuz etkilerken, koruması olmayan sanal posta kutularını dolduruyor.

BİNLERCE ADRESE AYNI ANDA GİDEBİLİYOR

Templeton'a göre 30 yılda "spam" yollama yöntemlerinde de büyük değişiklik oldu. İlk "spam"i gönderen kişi, alıcı adreslerini tek tek yazmak zorundaydı, ancak günümüzdeki virüsler ve programlar sayesinde "spam"ler binlerce adrese aynı anda gönderilebiliyor.

SON 4 YILDA 4 KAT ARTTI

Google'ın elektronik posta hizmeti Gmail yetkililerinden Jason Freidenfelds'e göre, internet kullanıcılarının Gmail adreslerine gönderilen "spam" sayısı son 4 yılda 4 kat arttı. Freidenfelds'e göre, şirketin elektronik posta filtresi sayesinde, "spam"lerin sadece yüzde 1'i kullanıcılara ulaşıyor.

30 yılda "spam"lerin içeriği ve gönderilme amaçlarında da büyük değişiklik oldu. İlk gönderilen "spam" yeni piyasaya sürülen bir ürünün reklamıyken, bugün kendilerini Nijeryalı prensler ya da ölen Afrikalı diktatörlerin yakınları olarak tanıtan kişiler, kolay para kazanma vaadiyle dolandırıcılık amacıyla binlerce kişiye "spam" gönderiyor.

FBI'ın yıllık raporuna göre, ABD'de geçen yıl internet üzerinden dolandırılan kişilerin kaybettiği toplam para 239 milyon dolar (yaklaşık 315 milyon YTL) oldu. Bu kişilerin, yüzde 75'i kendilerine yollanan "spam"lerle dolandırıldı.
Kaynak:İnternethaber

Virüsler


Virüsler, genellikle bilgisayara zarar vermek amacıyla yazılmaktadır.


Virüslerin Yayılışı:


Virüslerin bir başka programa yapışarak yayılmaktadır. Bir virüs, kelime işlemci, tablolama programı, e-posta programınıza,dosyalarına, boot (hard disk veya disketinizin başlangıç adresine) yerleşerek sürekli çoğalır ve yayılır. Virüsü kapmış olan dosya ya da disket, bilgisayara takılıp içindeki dosya açıldığında virüs çalışmaya başlar. Genellikle belleğe gider ve orada diğer dosyalara bulaşmak için fırsat bekler. Bir sonraki çalışan program ya da dosya veya diskete bulaşır.


Virüslerden bazıları, belli tarihlerde çalışıp ekrana resim, mesaj çıkarır (etkisi az olan virüsler). Bazıları ekran ayarlarını değiştirir ya da sisteminizin yavaşlamasına neden olur (orta şiddette etkili virüsler). Bazıları da veri kaybı, sistem çökmesi, dosyaların hasar görmesine neden olur (çok zararlı virüsler).


1. Dosyalara bulaşan virüsler: Genellikle COM, EXE uzantılı dosyaların kaynak koduna kendilerinin bir kopyasını eklerler. SYS, DRV, BIN, OVL, OVY uzantılı dosyalara da bulaşan virüsler de vardır. Bazı virüsler dosyaların açılmasını beklemeden de çoğalabilir. Örneğin DOS'da DIR çekildiğinde diğer dosyalara bulaşan virüsler de vardır.
Dosyalara bulaşan virüslerin büyük bir kısmı, EXE dosyanın başlangıç kodunu alarak başka bir yere yazar. Dosya çalıştırıldığında önce virüs harekete geçer, başlangıç kodunu çalıştırır. Her şey yolunda gidiyormuş görünür. Bazıları da COM uzantılı ikinci bir dosya yaratarak içine kendi kodunu kopyalar. DOS tabanlı işletim sistemleri önce COM uzantılı dosyaya bakacağından farkında olmadan virüsü çalıştırır.


2. Boot sektörü virüsleri: Disk ve disketlerde (A, C, D, E, ...) olarak bilinen mantıksal bölümlerin her birinde boot sektörü vardır. Boot sektörde diskin formatı ve depolanmış verilerin bilgileriyle DOS'un sistem dosyalarını yükleyen boot programları bulunur. Bir boot virüsü boot dosyalarına bulaştığında, bu disk veya disketten bilgisayar açılmaya çalışıldığında "Non-system Disk or Disk Error" mesajı verilerek bilgisayar açılmaz. 1996 yılına kadar en yaygın virüsler bu cins virüslerdir. Boot virüs, belleğe yerleştikten sonra takılan her diskete bulaşır.
Master Boot Record Virüsleri: Sabit diskin ilk fiziksel sektörlerinde diskin Master Boot Record'u ve Partition Tablosu vardır. Sabit Diskin Master Boot Record'unun içindeki Master Boot Programı partition tablosundaki değerleri okur ve boot edilebilir partition'ın başlangıç yerini öğrenir. Sisteme o adrese git ve bulunduğun ilk program kodunu çalıştır komutunu gönderir. Bu virüsler de boot sektör virüsleri gibi bulaşır.
Multi-Partite Virüsler: Boot Sektörü virüsleri ile Master Boot Record virüslerinin bileşimidir. Hem MBR'a hem boot sektörü ve çalıştırılabilir dosyaları bozarak yayılma şanslarını bir hayli artırmış olurlar.


3. Macro Virüsleri: Microsoft Word ve Microsoft Excel gibi popüler uygulama programlarının macro dillerini kullanılarak yazılıyorlar. Macro'lar veri dosyalarında kaydedildiği için virüslü belge açıldığında virüsün makro kodu çalışmaya başlar.


4. Script Virüsler:
Trojan Horse (Truva Atı): Bilgisayarınızda arka planda çalışan ve zamanı geldiğinde aktif hale gelerek sisteminize zarar veren yazılım. Sabit diski formatlamak, dosyaları silmek ya da çökertmek gibi çok zararlı işler yapar. Kötü amaçlı program olmalarından dolayı virüslere benzetilebilir. Benzemeyen yönleri ise, Truva atlarının zararsız bir programmış gibi gözle görülür olmaları ve kendi kendilerini çoğaltarak başka bilgisayarlara yayılmamalarıdır.
Windows 95/98 veya Nt kullanıyorsanız trojanlara ( casus yazılım diyebiliriz.) çok dikkat etmelisiniz. Bu tip bir trojan size nasıl ulaşabilir ?


1) Elektronik posta yolu ile kötü niyetli veya şakacı bir arkadaşınız tarafından yollanabilir.
2) IRC kanallarında chat yaparken size birisi bakın bu çok hoş bir program mutlaka al diyerek sizin trojan yazılımı bilgisayarınızda çalıştırmanıza sebeb olabilir.
3) CD-ROM veya disket yolu ile başka bir kullanıcıdan gelebilir. Eğer bilgisayarınızda trojan yazılımı engelleyen bir koruma programınız ( yani iyi bir anti - virus yazılımınız ) yoksa başınıza gelebilecek olaylar şunlar olabilir ..Tabii bunlar sadece Internet bağlantınız varken geçerli olabilir.
Trojanın sizde aktif olduğunu bilen kişi ;


- Sabit disklerinize cd rom veya diğer disket sürücülerinize sizin ulaştığınız rahatlıkla ulaşabilir.
- Sabit veya taşınabilir disklerinize her türlü işlemi yapabilir.
- İnternet şifrenizi öğrenebilir.
- İstediği dosyayı okuyabilir, silebilir.
- İstediği dosyayı kendi bilgisayarına indirebilir.
- İstediği dosyayı sizin bilgisayarınıza yükleyebilir.
- Sizin yazdıklarınızı izleyebilir. Eğer kamera takılıysa sizi canlı olarak izleyebilir.
- Bilgisayarınızda çalışan herhangi bir programı kapatabilir.
- Eğer bir bilgisayar ağına sahipseniz sizin sayenizde tüm ağ üzerinde işlem yapabilir.
- Bilgisayarınızı kapatabilir veya yeniden başlatabilir.


Bu yukarıdaki özellikleri Netbus ve BO adlı trojan yazılımlar çok rahat gerçekleştiriyor. Bu yüzden siz siz olun mutlaka trojanlardan korunun.
Worm: Bellekteki ve diskette eriştiği bölgelerin verilerini bozar. İçine gömülüp saklanacağı bir ev sahibi programa gereksinimi olmadığından virüslerden ayrılır.
Virüsler, bilgisayarın işleyişinin kesilmesine, dosyaların silinmesine, sistemin yavaşlamasına yol açar. Virüsler, disketlerde bulunan programların içinde gizlenmiş olarak bulunur. Disket, disket sürücüye takılıp, virüslü dosya veya disket okutulduktan ya da içindeki programlar çalıştırıldıktan sonra bilgisayara geçer.


Spam: bir mesajın arka arkaya gönderilmesi. Spam ağı tıkar, pdsta dağıtımını yavaşlatır. Bir tür virüs olarak nitelenebilir. Ardarda gelen gereksiz elektronik postalar yüzünden bilgisayarda çalışamaz hale gelebilirsiniz.


Sabit Diskleri virüslerden korumak gereklidir.


Virüslerden korunmak için ipuçları:
· Virüs arama programı kullanın. Virüs tarama programınızı internetten bir kaç günde bir güncelleyin.
· Birden fazla virüs programı kullanın. Her virüs programı bütün virüsleri tanımaz.
· Temiz açma disketi bulundurun.
· Disketleri ve elektronik postaları virüs tarama programından geçirmeden açmayın.
· Bilmediğiniz dosyaları açmayın.
· Tanımadığınız birisi tarafından gönderilen dosyaları açmayın.
· Virüs uyarılarını dikkate alın.
· Her zaman dosyalarınızın yedeğini alın.
· BIOS setup'ından Boot sırasını C:, A: yapın. Böylelikle disket sürücüde unutulmuş olan virüslü disketten Sabit diske açılış sırasında virüs geçmesi önlenmiş olur.


Virüsler ayrıca modemle iletişim sırasında da geçebilir. Ayrıca kopya programlarda da virüs bulunabilir.
antivirus programlarının bulunduğu siteler:


http://www.avp.com
http://www.mcafee.com
http://www.symantec.com
http://www.datafellows.fi
http://www.antivirus.com
http://www.hitchhikers.net/antivirus/antivirus-dis.phtml : antivirüs programlarının güncellemeleri hakkında bilgi veren site
http://www.members.aol.com/rlink
: virüs sorunu ile ilgili güncel bilgiler.
http://www.wildlist.org
:yeni yayılan virüslerin listesi aylık olarak yayınlanır.
http://www.virusbtn.com :virüslerle ilgili ipuçları
http://www.avast.com: Trojenler için geliştirilmiş virüs yazılımı

 

Kaynak:http://www.bilgisayardershanesi.com

SQL Server Nedir?

Microsoft SQL Server Client-Server ve web tabanlı uygulamalarda ihtiyaç duyulan veri depolama çözümlerinde kullanılan bir server yazılımıdır.  

SQL Server’ı iki tür veritabanını yönetmek için kullanırız. Bunlar OLTP (Online Transaction Processing) veritabanları ve OLAP (Online Analytical Processing) veritabanları. Genel olarak farklı client’lar network üzerinden haberleşerek veritabanlarına erişirler.

SQL Server ile terabyte boyutundaki veritabanlarını yönetebilirsiniz. Birden fazla server arasında Windows Clustering yaparak SQL Server’ı kullanabilirsiniz.



SQL SERVER’A GİRİŞ

SQL Server ile yoğun verileri işleyebilir, saklayıp analiz edebilir ve yeni uygulamalar geliştirebilirsiniz. SQL Server OLTP ve OLAP için gerekli olan veri saklama ürünlerini ve teknolojilerini destekler. SQL Server bir ilişkisel veritabanı yönetim sistemidir (RDBMS: Relational database management system).SQL Server;


·Veri işleme ve analiz için saklanan veri yığınlarını yönetebilir.

· Client uygulamalarından gelen isteklere cevap verebilir.

· SQL Server ve clientlar arasında veri göndermek için T-Sql (Transact SQL), XML, MDX veya SQL-DMO kullanabilir.



İlişkisel Veritabanı Yönetim Sistemi (RDBMS)

Bir RDBMS aşağıdaki işlemlerden sorumludur;

1-Bir veritabanındaki veriler arasında ilişkiler kurmak
2-Verileri hatasız bir şekilde saklamak ve veriler arasında tanımlanan ilişkileri bozmamak
3-Bir sistem hatası durumunda tüm verileri kurtarabilmek


Veri saklama modelleri

SQL Server OLTP ve OLAP veritabanları yönetebilir.

OLTP Veritabanları: Bir OLTP veritabanı içinde veriler genellikle ilişkisel tablolar içinde organize edilir. Gereksiz veri yığınları azaltır ve veri güncelleme hızını arttırır. SQL Server çok sayıda kullanıcının gerçek zamanlı olarak veri analiz edebilmesini ve güncellemesini sağlar. Örnek olarak OLTP veritabanları havayolu bilet satış bilgileri ve bankacılık işlemlerini içerir.


OLAP Veritabanları: OLAP teknolojisi büyük verilerin organize edilmesi ve incelenmesini sağlar. Örneğin bir analist büyük verileri hızlı ve gerçek zamanlı olarak değerlendirebilir.SQL Server Analiz Servisi toplu raporlama ve analizde, veri modelleme ve karar desteğe kadar geniş alanda çözümler sunar.

Alıntıdır.

Group Policy Nedir?

1. Policy Nedir?
Günümüzde bilgisayarlar ev yada iş ortamlarında çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Özellikle internet’in çok geniş kullanımı da göz önüne alındığında bilgisayarların ihtiyaç duyduğu güvenlik göz ardı edilemeyecek bir hal alır. Tabi ki bu söz konusu ettiğimiz güvenlik seviyesi, kurumlar, networkler ve bilgisayarın hangi işlevde kullanılıyor olduğuna bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Örnek olarak 10 bilgisayardan oluşmuş ve sadece günlük yazışmalar için kullanılan bir network ile, belki binlerce bilgisayardan oluşmuş, bankacılık alanında hizmet veren bir network’un ihtiyaç duyduğu güvenlik seviyesi aynı değildir. İşte bu değişik seviyelerde ki güvenlik ihtiyaçlarını policy'ler ayarlamaktadır. Policy'ler, güvenliğin yanı sıra kullanıcıların ihtiyaç duyduğu çalışma ortamlarının yaratılması, kullanıcılara belli bazı hakların verilmesi veya kısıtlanması, kullanıcıların ihtiyaç duyduğu programların kurulması gibi manuel yapıldıklarında çok zaman harcayacak işlemlerin merkezi bir yerden otomatik yapılmasına izin veren yönetimsel araçlar olarak tarif edilebilir.
Policy'nin çalışması obje tabanlıdır. Tıpkı Microsoft Word’ün bilgiyi .DOC uzantılı dosyada saklaması gibi, policy ile uygulanmasını istediğimiz ayarlar ve kurallar Group Policy Object (GPO) dediğimiz dosyalarda saklanır. Bu bahsettiğimiz kuralların belirlenmesi ve yaratılması için Group Policy Editör!ü kullanırız. Yarattığımız GPO (Group Policy Object) bilgisayar tarafından okunur ve belirtilen ayarlar makine tarafından işlenerek gereken ayarlamalar yapılır.
Genel olarak iki tür policy’nin varlığından söz edebiliriz. Bunlardan ilki tek bir bilgisayar için düzenlenen ve bilgisayarda yerel olarak bulunan policy’dir. İkinci tür policy domain ortamında merkezi bir yerden (Domain Controller) ayarlanıp birden fazla bilgisayar için düzenleme yapan policy’dir. Bir bilgisayara local (yerel) ve domain policyleri aynı anda uygulanabilir. Ama her zaman domain grup policy yerel policy’e göre üstünlük sağlar. Bu konuya daha sonra tekrar döneceğiz. Şimdi local (yerel) Policy’lerin nasıl çalıştığından ve nasıl düzenlendiğinden bahsedelim

2. Policy Türleri
Genel olarak iki tür policy’nin olduğu söylenebilir. Local policyler ve domain ortamında bir den çok bilgisayara aynı anda uyugulanabilen Group Policy. Uygulanma yöntemi ve hazırlanışı farklı olsa da her iki policy türünün amacı aynıdır. Bilgisayarda security, temel bazı kullanıcı hakları gibi konularda düzenlemeler yapmak. Local policyleri hazırlamak ve uygulamak için Local Group policy, Security Configuration and Analysis gibi araçlar kullanılırken, domain policy’de Active Directory ve Domain Group Policy kullanılır.

3. Uygulanma Sırası
Policy’lerin uygulanmasının belli bir sırası vardır. Bu sıranın anlaşılması için öncelikle Group Policy Container’in ne olduğunu açıklamamız gerekir. Group Policy Container (GPC) bir policy’nin uygulandığı yerdir. Bu yer Site, Domain ya da Organizational Unit (OU) olabilir. İşte Group Policy’nin uygulanabildiği bu noktalara GPC yani Group Policy container denir. Bir de domain’den bağımsız olarak her bir bilgisayara uygulanabilen policy vardır ki biz buna Local Policy adını veriyoruz. Kendisine local policy uygulanmış bir bilgisayar aynı zamanda bir Domaine üye olabilir. Üye olduğu domainde içinde bulunduğu container’a göre sırasıyla site, domain, sonrasında OU ve en nihayetinde local policy’lerden etkilenebilir. Farklı policylerin uygulanma sırası sayesinde çıkabilecek karmaşa bir nebze olsun önlenmeye çalışılmıştır. Buna göre her seviyede uygulanmış Policy’nin belli bir sırası vardır. İlk olarak uygulanan policy bilgisayarın local policy’sidir. Daha sonra sırasıyla Site, sonra Domain ve en nihayetinde OU seviyesinde uygulanmış olan policy uygulanır ve her zaman en son uygulanmış olan policy’nin kuralları geçerli kalır. Şayet değişik seviyelerde uygulanmış olan policyler arasında çakışma yoksa yukarıdan aşağıya olmak kaydıyle bütün policyler geçerli olurlar.
1. Local policy
2. Site seviyesinde uygulanmış Group policy
3. Domain seviyesinde uygulanmış Group policy
4. OU seviyesinde uygulanmış Group policy

4. Windows Üzerindeki Genel Policy Ayarları
Local Policy (Yerel Policy)
Bir domaine üye olsun olmasın, bir bilgisayarın güvenlik ihtiyacını yada belli bazı yerel hakların tanımlanması için local policy’den faydalanırız. Local policy’nin ayarlanmasını ya GPO (Group Policy Object), yada Template (şablon)leri kullanarak yapabiliriz. Template önceden hazırlanmış değişik seviyelerdeki policy şablonları olarak ifade edilebilir.
Localde kullanılmak üzere Group Policy’i yaratmak için yine MMC consolundan ulaştığımız Group Policy Object Editor’ü kullanırız. Şimdi bu snap-in’i biraz yakından tanıyalım. Group Policy Objec Editor’u açmak için:
1. Start / Run menusünden MMC yazıp Enter tuşuna basarız.
2. Açılan boş yönetim konsolunda “File” menusünden “Add/Remove snap-in” komutunu veririz.
3. Karşımıza çıkan “Add stand alone Snap-in” iletişim kutusunda “Add” düğmesine basarız (Şekil 1)


4. “Add Standalone Snap-in” iletişim kutusunda “Group Policy objectEditor”ü seçip “Add” düğmesine basarız. (Şekil 2)



5. “Select Group Policy Object” iletişim kutusunda “Local Computer” seçili iken “Finish” düğmesine, (Şekil 3) ardından “Close” ve “OK” düğmelerine basarız.



6. Karşımıza Local Group policy yönetim konsolu çıkar. (Şekil 4). Buradaki ayarları kullanarak local bilgisayarı yapılandırabiliriz.



Şekil 4 de göründüğü gibi policy’nin iki ana menüsü vardır; Computer configuration (bilgisayar ayarları) ve User configuration (kullanıcı ayarları). İsimlerinde de anlaşılacağı üzere bilgisayarın kendisi üzerinde yapılacak ayarlar computer configuration kısmından, kullanıcıyı ilgilendiren ve direk kullanıcı göz önüne alınarak yapılacak ayarlamalar User configuration’dan yapılır. Computer Configuration’da yapılacak bir ayarlama bilgisayarı kullanan kullanıcıdan bağımsız olarak bizzat bilgisayarın kendisine uygulanır. Söz gelimi kendisinde kritik bilgilerin bulunduğu, bu nedenle de yüksek güvenlik gerektiren bir workstation, A ve ya B kullanıcısından bağımsız olarak bir takım güvenlik kurallarını zorunlu olarak isteyebilir. Bu tarz bir ihitiyaç karşısında computer configuration’da yapılan değişiklik kullanıcıdan bağımsız olarak istenir. Aynı şekilde bir güvenlik ihtiyacı bilgisayara değil de kullanıcının kendisine de uygulanmak istenebilir. Bu durumda güvenlik ihtiyacı sadece user configuration’da ayarlanarak o bilgisayarı kullanabilecek başka kişiler göz ardı edlilmemiş olur. Domain ortamında domain üyesi bütün bilgisayarlar, kullanıcıya uygulanmış kuralları Domain Controller’dan alarak kullanıcıya uygularlar. Tabi bu dediğimiz, ileride bahsedeceğimiz policy’ler arasında çakışma yada Loopback processing söz konusu değilse olur. Şimdi Group Policy Object Editor’ün ana menülerine bir göz atalım.

Computer Configuration
Software settings: Bu kısım, Group Policy Domain ortamında uygulanıyorsa Policy’nin uygulandığı bilgisayarlara merkezi bir yerden program kurmaya yarar. Local Group Policy’de kullanılmaz.
Windows Settings: Bu bölümde iki alt menu halinde güvenlik ve script çalıştırma ile ilgili ayarlar bulunur.
* Scripts (start up/Shutdown): Bu Menu altında bilgisayarı başlatırken (start up) ve kapanırken (shutdown) bilgisayar tarafından çalıştırılacak scriptler atanabilir.
* Security Settings: Bu menu altında Windows’un güvenlik ile alakalı ayarları yapılabilir.
Administrative Templates : Bu bölümde Windows’un Registry tabanlı ayarları düzenlenir. Bilindiği gibi Registry Windows’un kayıtlarının tutulduğu yerdir. Önceden hazırlanmış bazı şablon registry ayarları ile işletim sisteminin bazı fonksiyonları kısıtlanabilir yada nasıl davranacağı belirlenebilir. Sözgelimi kullanıcının ağ ayarlarına ulaşmasına yada Run menusüne ulaşmasına engel olunabilir. Burada yapılan değişiklikler registry’de HKEY_LOCAL_MACHINE altında gerçekleşir. Normal şartlar altında burada yapılacak değişiklikler normal bir registry editor kullanılarak da elde edilebilir.
Bu arada registry’nin Windows’un çok önemli kayıtlarının tutulduğunu belirtmekte fayda var. İstenmeyen bir değişiklik yanlışlıkla yapılırsa Windows normal bir şekilde başlamayabilir.
User Configuration
Software Settings : Aynı Computer ayarlarında olduğu gibi buradaki menu kullanılarak merkezi bir yerden program kurulumu sağlanır. Tek fark kurulan program bilgisayardan çok kullanıcının user accountuna atanır. Bunun anlamı Group Policyde kendisine program atanan kullanıcı domain içindeki başka bir bilgisayarı kullanmaya başlarsa, atanan programlar kullanıcı tarafından hala ulaşılabilir demektir. Söz konusu programlar kullanıcıyı bir anlamda takip ederler.
Windows Settings : Bu menuden log on/ log off scriptleri, remote installation ile ilgili seçenek ayarları ve Internet Explorer ile alakalı ayarları yapmak mümkündür.
Administrative Templates : Bu menu de registry tabanlı ayarlar ve kısıtlamaların yapıldığı alandır. Burada yapılan değişiklikler registryde Hkey_Current_User altında yapılırlar. Kullanıcıların desktop, start menu gibi ortamlarının düzenlemesi bu kısımdan yapıldığı için burası Group Policy’de çok sık kullanılır.

Domain Policy
Bu policy’ler domain’deki container’lardan (Site, Domain, Organizational Unit) uygulanan ve aynı anda bir çok bilgisayarı ve kullanıcıyı etkileyen policy’lerdir. Bu policy’ler, sadece domainde uygulandıkları container’ın altındaki bilgisayarları ve kullanıcıları etkiler.

5. Domain Policy’ler Kullanılarak Kullanıcı Ortamının Yönetilmesi
Domain Group Policy’ler aracılığı ile, güvenlik ayarları, işletim sisteminin kullanıcıya davranışı ve kullanıcının çalışma ortamını denetleyebiliriz. Domain ortamında Group Policy’nin uygulanması her ne kadar Group policy Object Editor’den edit edilecek Group Policy seçilerek yapılabilecekse de genelde Active Directory Sites and Services snap-in’i ile Active Directory Users and Computers snap-in’lernin ilgili yerlerinden hareketle Group Policy Editor’un çağrılması ve gerekli değişikliklerin yapılması şeklinde olur. Yukarıda da anlattığımız gibi Domain Group Policy site, domain ya da OU seviyesinde uygulanabilir. Domain yada OU seviyesinde Group Policy uygulanacaksa Active Directory Users and Computers, eğer site seviyesinde Group policy uygulancaksa Active Directory Sites and Services kullanılır.

Bir GPO yaratmak için:
1. Administrative Tools menüsündeki “Active Directory Users and Computer” aracını başlatırız. (Şekil 5)



2. GPO uygulamak istediğimiz container’a sağ tıklayıp “Properties” komutunu veririz.
3. Açılan iletişim kutusunda “Group Policy” sekmesine geliriz. (Şekil 6)



Bu sekmede :
New : Yeni bir GPO yaratır.
Add : Mevcur bir GPO’yu bu container’a uygulamak için kullanılır.
Edit : Listede, seçili olan GPO’yu yöneten konsolu açar.
Options : GPO seçeneklerini ayarlamak için kullanılır.
Delete : Seçili GPO’yu siler.
Properties : Seçili GPO’nun özelliklerini görüntüler.
4. Yeni bir GPO oluşturmak için “New” düğmesine basarız.
5. Oluşan GPO’yu yapılandırmak için “Edit” düğmesini kullanırız.

6. Policy’ lerde Çakışma Durumları ve Miras
Bir bilgisayara iki farklı policy’lerin uygulanabildiğini biliyoruz. Domain Group policy’nin ise üç farklı seviyede uygulanabilir. Uygulanan policy’ler arasında çakışma olabilir. Çakışma, (conflict) iki policy’nin aynı seçenek üzerinde iki farklı ayar belirtmesi durumudur. Söz gelimi domain seviyesinde konumlanmış bir policy maximum password age için 15 gün limitini koyarken, daha alt seviyede bulunan bir OU’da aynı limit için 20 gün belirtilmişse iki policy arasında çakışma olmuş demektir. Çakışmanın olması için mutlaka policy’ler arasında seviye farkının olmasına gerek yoktur. Aynı container’a uygulanmış iki policy’de kendi aralarında çakışabilirler. Şimdi çakışma durumunda neler olduğuna bakalım
Üst seviyede konumlanmış bir policy çakışma olmadığı müddetçe bütün ayarlarını alt seviyelerdeki container’lara miras (Inherit) yoluyla geçirir bu durumda çakışma söz konusu değildir. Aynı NTFS permissionlarında olduğu gibi üst seviyedeki policy kurallarını alt seviye container’lara iletir.
Aralarında çakışma olan iki policy arasında her zaman en alt seviyedeki policy’nin kuralları geçerli olur. Söz gelimi OU seviyesindeki policy her zaman geçerli sayılır. Dikkat edilirse burada genelden özele doğru bir tercih söz konusudur. Bilgisayarın local’ine uygulanmış Policy en üst seviyede uygulanmış policy kabul edilerek (local policy’nin domain ile bir ilgisi bulunmadığı ve her hangi bir local adminin local policy oluşturabileceği gerçeğinden hareketle) sırasıyla Site, domain ve nihayet OU sıralaması geçerlidir.
Şayet çakışan policy’ler aynı container üzerindeyse Group Policy’lerin sıralandığı pencerede ün üst seviyede listelenen GPO her zaman öncelik alır. Öncelik sırasını değiştirmek için UP ve DOWN tuşları kullanılarak GPO’nun listedeki yerleri değiştirilebilir. (Şekil 7)



Block, No Override
Bazı durumlarda özellikle büyük ve nispeten çok sayıda GPO’nun uygulandığı domainlerde Group Policy’den istenen sonucun alınması için yukarıda saydığımız kuralların dışına çıkmamız gerekir. Böyle durumlarda işimize yarayacak üç işlem şunlardır

Block : Bazı durumlarda yukarıda anlattığımız policy’nin alt seviyedeki container’lara geçmesini (Inherit etmesi) istemeyebiliriz. Örnek olarak şifrelerin 8 karakterden fazla karakterden oluşmasını zorunlu kılan policy’nin IT bölümünde çalışanların oluşturduğu OU için geçerli olmamasını isteyebiliriz. Böyle bir durumda yapmamız gereken şey üst seviyede bulunan policy’den miras almasını istemediğimiz container üzerinde sağ tıklayıp properties menusüne geçmek, oradan Group policy tabına geçtikten sonra alt tarafta bulunan “Block Policy inheritance” check box’ını işaretlemek olacaktır. (Şekil 7) Bunu yaptığımızda OU yukarıda bulunan hiçbir policy’den miras almayacaktır
No Override : Yukarıda ki çözüm bize istediğimizi verdi. Yani söz konusu OU için artık şifrelerimiz 8 karakterden daha kısa olabilecektir. Ama aynı şekilde daha üst seviyede bulunan ve mesela IPsec policy tanımlayan başka bir policy olabilir. Yaptığımız çözüm yukarıdan alınan bütün policy’lerin miras yolu ile geçmesini durduğu için aynı zamanda IPsec policy’nin de OU’ya miras yolu ile geçmesine engel olacaktır. Bu istenen bir şey değildir. Böyle bir durumda yapılması gereken şey, Block policy inheritance ile engellenemeyecek bir policy oluşturmaktır. Her hangi bir policy’yi No Override özelliği ile donatırsak, alt seviyelerde bulunan bir OU’da Block yapılmışsa dahi, policy geçerliliğini sürdürür ve alt seviye containerlarına inherit eder. Bir policy’yi No Override yapabilmek için GPO üzerinde sağ tuş ile tıklar, gelen sağ tuş menusunden “No Override” seçeneğini seçeriz. Böylece policy’yi No Override (ezilemez) yapmış oluruz.



Kaynak:
http://www.bilgitivi.com/forum/forum_posts.asp?TID=1697

MSN Şifrenizi Çaldırmayın

Dünyanın en yaygın anlık mesajlaşma yazlımı MSN kullanıcıları artan güvenlik tehditleriyle de karşı karşıya kalıyor. Bilgisayar korsanları, yeni yöntemler geliştirerek kişisel bilgilerinizi MSN yoluyla ele geçirmeye çalışıyor. İnternetin bu güvensiz deryasında gezinirken MSN sahtekarlarına karşı ne gibi önlemler almayız?

Her ortamda olduğu gibi, İnternet ortamında da kötü niyetli kişilere rastlamak mümkün. Microsoft'un anında mesajlaşma programı Windows Live Messenger'ın kullanıcılarına eğlenceli, faydalı ve güvenli bir İnternet deneyimi sunarken, beraberinde riskleride getiriyor. Gerekli düzenlemelere dikkat edilmediği takdirde gizlilik hakları ve bilgisayar güvenliği açısından istenmeyen sonuçların ortaya çıkabilir.
Son zamanlarda bilgisayar korsanları, ele geçirdikleri MSN adreslerinin, Windows Live Messenger listelerinde kayıtlı olan isimleri ile irtibata geçerek listelerinde sizi engelleyenleri göstereceği iddia edilen adresler gönderiyorlar.
Windows Live Messenger, sohbet sırasında kullanılan her anlık ileti penceresinin üst kısmında parola ve kredi kartı bilgilerinin verilmemesi konusunda bir mesaj yayınlamaktadır. Ayrıca, tanıdık ya da tanımadık kişilerden gelen bu tür istek mesajlarını yanıtlamamanız ve en son güncellemeleri yapılmış virüs koruma programlarıyla sistemleri güvence altına almanız konusunda öncelikli olarak uyarıyoruz.
Nasıl Önlem Alınır?
- Önemli kişisel bilgilerinizi hiçbir zaman bir e-posta, anlık ileti veya açılır pencere üzerinden başkalarına vermeyin. Yasal ve kurumsallaşmış şirketlerin çoğu, parola, hesap veya kredi kartı numarası ya da diğer gizli bilgileri istemek için bu yöntemleri kullanmayacaktır. Sızdırma dolandırıcılığı yapanların insanları yanıltmaları kolaydır. Örneğin, bir e-posta iletisinin 'Kimden' satırındaki adresi taklit ederler. Çoğu şirket kişisel bilgileri e-posta yoluyla istemez.
- Herhangi bir bilgi girmeden önce Web sitesinin kişisel bilgilerinizi koruduğundan ve gerçek olduğundan emin olun. Sızdırma dolandırıcılığı yapanlar, görüntülenen adresi gerçekmiş gibi gösterebilirler. Sitenin gerçekliği hakkında en küçük bir şüpheniz varsa, güvenliğinize önem verin ve siteden ayrılın. Önemli verilerin internette aktarılırken korunmasına yardımcı olacak bir önlem olarak veri şifreleme işaretlerinin durumuna bakın.
- Windows Live Messenger ve Windows Live Hotmail adresinizde kullandığınız şifrenizi mutlaka belirli bir uzunlukta ve kolay tahmin edilemeyecek şekilde belirleyin. Şifrelerinizi kimseyle paylaşmayın. Başka e-posta hesaplarınız, üye olduğunuz forumlar, bloglar ve başka interaktif siteler için aynı şifreyi kesinlikle kullanmayın.
- Bilgisayar korsanları MSN ve Windows Live Hotmail giriş sayfalarını birebir taklit ederek aslında sahte olan sayfalar düzenliyorlar. Böylece siz e-postalarınızı okumak veya Windows Live Messenger'a bağlanmak için e-posta adresinizi ve şifrenizi yazdığınızda aslında arka planda bilgisayar korsanları bilgilerinizi ele geçirmiş oluyorlar.
- MSN veya Windows Live Hotmail Müşteri Hizmetleri, Microsoft Destek Hizmetleri adı altında gelen e-postalar içinde yer alan linkleri tıklayarak şifrenizi, özel güvenlik bilgilerinizi talep eden sorulara cevap vermeyin. MSN destek hizmeti ücretsizdir, para karşılığı veya talep etmediğiniz halde size ulaşan destek mesajlarına itibar etmeyin.
- Windows Live Messenger listenize eklenmek için tanımadığınız biri tarafından davet alırsanız asla kabul etmeyin. Kişisel bilgilerinizi isteyen bir e-posta iletisi, anlık ileti veya açılır pencere alırsanız, bağlantıyı tıklamayın. Bunu yapmanız, verdiğiniz bilgilerin siteyi oluşturan dolandırıcıya gitmesine neden olabilir.
Ve son olarak, bilgisayarınızın güvenlik ayarlarını asla düşürmeyin.
   
Kaynak:http://www.teknoportal.gen.tr 

Türkiye tehlikede

     

Yapılan bir araştırmaya göre Ankara, dünyada zararlı kod bulaşmış şehirler listesinde ikinci sırada.


İnternet korsanları, yaptıkları saldırılardan sonra izlerinin bulunmaması için dünyanın bir başka ucunda yaşayan ve hiçbir şeyden haberi olmayan internet kullanıcılarının bilgisayarını tercih ediyor. Bunun acı bir sonucu olarak, Ankara dünya genelinde zararlı kod bulaşmış şehirler listesinde ikinci sıraya yükseldi.

İnternet güvenlik şirketi Symantec tarafından yayınlanan İnternet Güvenliği Tehdit Raporu'nda Türkiye, zararlı aktiviteler açısından ilk sıralarda yer aldı. Bu sonuç, sahiplerinden habersiz zararlı kod bulaştırılan bilgisayarların zararlı eylemlerde kullanıldığı anlamına da geliyor.

Sahiplerinden habersiz zararlı kod bulaştırılmış (Bot-enfekte olmuş) bilgisayarlar açısından bakıldığında Türkiye, dünya sıralamasında 13., Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) Bölgesi'nde 9. sırada bulunurken; Ankara, dünya sıralamasında 2. sırada yer alarak mevcut saldırı yoğunluğunu gözler önüne seriyor.

Ankara'nın, Türkiye'nin başkenti olması, kamu kurumlarındaki bilgisayarların güvenliği açısından da oldukça düşündürücü.

Türkiye, internet güvenliği konusunda zayıf
Ortadoğu ve Afrika (MEA) Bölgesi sıralamasında ise 1. sırada yer alan Ankara'yı, İstanbul 5., İzmir 6., Adana ise 8. sıradan takip ediyor. Olta saldırılarına (Phishing) maruz kalan Web siteleri açısından bakıldığında ise Türkiye dünya sıralamasında 32. sırada yer alırken, EMEA Bölgesi'nde 20. sırada bulunuyor. Almanya bu sıralamada en üst sırada yer alıyor.

   
Kaynak:Hürriyet


Ampulü Patlatan Türk Buluşu

                 

Türk araştırmacılar, Edison'un icat ettiği ampule alternatif nanoteknoloji ürünü ışık kaynağı üretti. Bu müthiş buluş Bilkentli araştırmacıların imzasını taşıyor. ”Ayarlanabilir beyaz ışık” teknolojisi ile Edison’ın icat ettiği Ampuller tarih olacak. Edison’ın keşfi olan ampuller ısıyı ışığa dönüştürüyordu. Türk imzası taşıyan buluş ise üretilen nanokristalli ledler ile elektrik enerjisini direkt ışığa çeviriyor. LED (Light Emitting Diode, Işık yayan Diyot) tabanlı ışık kaynaklarının ömrü 23 yıl sürecek. Türklerin müthiş buluşu otomobillerin aydınlatma sistemini de kökten değiştirecek.
Üstelik bu yeni ışık kaynağı yüzde 90 oranında enerji tasarrufu sağlıyor. Yeni buluş, enerji tasarrufu ile küresel ısınma sorununa da çözüm yolunda katkı sağlayacak. Bu müthiş çalışma, dünyanın en prestijli dergileri arasında bulunan ''NANOTECHNOLOGY'' dergisinin 14 Şubat 2007 baskısında da kapak konusu oldu.
Müthiş buluş, Bilkent Üniversitesi Fizik Bölümü ve Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Hilmi Volkan Demir ile öğrencileri Sedat Nizamoğlu, Tuncay Özel ve Emre Sarı'nın imzasını taşıyor.
Demir, başkanlığını yaptığı araştırma grubunun, nanokristal kullanarak beyaz ışık üretimini dünyada ilk kez ayarlanabilir renk özellikleri ile başardıklarını kaydetti.
LED'lerin günümüzde ampulsüz trafik ışıkları, kamera, mikroskop ışık kaynakları gibi kullanım alanları olduğunu ifade eden Demir, “LED'ler, evlerimizde kullandığımız ampuller ve florasan lambalarının yerine geçecek. Keşif, geleceğin iç mekan ve otomotiv aydınlatma fonksiyonlarını tamamen değiştirecek nitelikler taşıyor” dedi.

BİR ÖMÜRDE 4 AMPUL
Yeni teknoloji ürünü ışık kaynaklarının çok uzun yıllar dayanabildiğini ve elektrik enerjisini bire on oranında az kullandığını belirten Demir, ”Ampullerin dayanaksızlığını evimizde ne sıklıkta ampul değiştirdiğimizi düşünerek kolayca anlayabiliriz. Bir LED'i günde 12 saatten 23 yıl süreyle kullanabilmemiz mümkündür, bu da ortalama yaşamda sadece 4 defa ışık kaynağını yenilemek anlamına geliyor” dedi.
LED'lerle tüm dünya elektrik harcamasının yüzde 50 miktarında azaltması öngörülüyor. Dünyada üretilen tüm elektriğin yüzde 20'si aydınlatmada kullanılıyor. Tüm bu nedenlerden dolayı nanokristal katkılı beyaz ışık kaynakları hem bilim dünyasında hem de endüstride büyük ilgi çekti. Bu müthiş buluşun tasarımı, modellemesi, fabrikasyonu, deneysel karakterizasyonu ve kuramsal analizi de dahil olmak üzere tüm basamaklarının Bilkent Üniversitesi'nde gerçekleştirildi. Şimdi geriye sadece üretmek kaldı.

Kaynak: İnternet Haber

Bu Mesaja Sakın Tıklamayın!

Hackerlar MSN üzerinden saldırılarını sürdürüyor. Son numaralarında sizi en hassas yerinizden vuruyor. İşte o mesaj;

Bilgisayar korsanları, Türkiye'nin en çok kullanılan anında mesajlaşma yazılımı MSN üzerinden kişisel bilgilerinize ulaşmanın yeni yöntemini buldu. Sizin hacker'lık merakınız...

Arkadaş listenizden gelen bir mesaj, sizin hacker'lık merakınızı kullanarak aslında kişisel bilgilerinizin, özel mesajlarınızın, size özel fotoğrafların ve daha birçok önemli bilginin çalınmasına neden oluyor. Söz konusu mesajda, MSN üzerinden hack işlemi yapan bir yazılımdan bahsediliyor. Tıkladığınızda ise bu yazılım hakkında bilgiler veriliyor.

İŞTE O MESAJ:




YAZILIMI BİLGİSAYARINA KURAN YANDI

Bilinçsiz kullanıcılar ise bu yazılımın varlığına inanarak tuzağa düşüyorlar ve yazılımı bilgisayarlarına kuruyorlar. Her şey orda sona eriyor ve bilgisayarınız, çoktan korsanların eline geçmiş oluyor.

Daha kötüsü, bu durumdan haberiniz olmuyor ve daha sonra yapacağınız işlemler de MSN kırmak için yüklediğiniz bu yazılım tarafından kaydedilerek korsanlara gönderiliyor.

YÜKLENMESİ İSTENEN PROGRAMIN GÖRÜNTÜSÜ İSE ŞÖYLE:




Kaynak:İnternethaber

Google Yazarken Dikkat Edin

     

Sık sık ziyaret ettiğimiz Google'ın adresini yanlış yazmak, tüm verilerimizi riske atıyor. İşte ayrıntılar;

Dünyanın en çok tıklanan siteleri arasında yer alan Google'ın adresini yanlış yazmak başınızı ağrıtabilir.

F-Prot ve F-Secure güvenlik firmaları tarafından yayınlanan duyuruda, "Googkle.com" adresi kullanıcılar için ciddi bir tehdit oluşturuyor. k ve l harflerinin yan yana olmasından dolayı kullanıcılar kolaylıkla "googkle" yazabiliyor ve bunun sonucunda da sistemlerine tehlikeli bir truva atı bulaşıyor.

Güvenlik firmaları, kullanıcıları kesinlikle "googkle.com" sitesine girmemelerini konusunda uyarıyor.
  

Kaynak:www.veteknoloji.com

E-postaya Yeni Saldırı Türü

Siber saldırganlar güvenlik kontrolünü atlatabilmek için yeni bir yöntem geliştirdi. Trend Micro'dan önemli uyarılar..

Trend Micro'dan kritik uyarılar. Siber saldırganların yeni bir saldırı hazırlığında olduğunu açıkladı. Bu seferki saldırı daha kapsamlı ve organize..

Hindistan'da para karşılığında bazı merkezler CAPTCHA güvenlik kontrollerini kırdı. En büyük e-posta sağlayıcılardan biri bu saldırının hedefi oldu.

Bir grup siber suçlu Completely Automated Public Turing Testi (CAPTCHA) güvenlik kontrollerini atlatabilmek için yeni bir yöntem geliştirdi.

Hindistan'da para karşılığında CAPTCHA güvenlik kontrollerini kıran bazı merkezler tespit edildi.

En büyük e-posta sağlayıcılardan birinin bu saldırının hedefinde olduğu açıklandı. Bunun sonucunda çok sayıda hesabın, CAPTCHA güvenlik kontrolünü kırmak için çalışan gruplar tarafından ele geçirildiği belirtiliyor.

Konuya ilişkin bir değerlendirme yapan Trend Micro yetkilisi Rik Ferguson, siber suç endüstrisinin, artık bireylerin değil, organize çetelerin tekelinde bulunduğunu kaydetti.

MİLYONLARCA KAYITLI HESABA ULAŞIYORLAR


Ferguson, "Siber suçlular, çalıştırdıkları her bir kişi için günde 2 ya da 3 sterlin ödeyerek milyonlarca kayıtlı hesaba erişebiliyorlar. Daha sonra bu hesaplar, istenmeyen e-postalar göndermek için kullanılıyor.

ELE GEÇİRİLEN E-POSTA HIRSIZLIK AMACIYLA KULLANILIYOR

Bunun sonucunda kullanıcılar, banka bilgileri ya da parolaları gibi kişisel bilgilerini çalmayı amaçlayan çeşitli malware saldırılarının hedefi oluyor" dedi.


Kaynak:İnternethaber


Counter From POQbum .com